Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Reklamlar

 

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Bağlantılar

Meta

 

Aralık 27th, 2009 | in Sesli Masal Diyarı | 2 tane yorum

hansel_ve_gretel

Hansel ve gratel masalı Türkiyenin sesli masal diyarında Hansel ile gretel masalını mutlaka dinleyiniz! Sesli Masal diyarında ki masalları online olarak ücretsiz  dinleyebilirsiniz.

Hansel ile gretel Masal Dinle ==>

[audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/hansel_ve_gretel.mp3]

Etiketler:, , , , ,

Aralık 26th, 2009 | in Görüntülü Masallar | Yorum Yapin

Dünyaca Ünlü Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Masalını Masal diyarında Görüntülü izleyin..

 

Etiketler:, , , , , , ,

Aralık 26th, 2009 | in Görüntülü Masallar | Yorum Yapin

Dünyaca Ünlü Rapunzel Masalını Masal diyarında Görüntülü izleyin..

Etiketler:, , , , , , ,

Aralık 23rd, 2009 | in Sesli Masal Diyarı | 6 tane yorum

masal

Ahtapot ile gümüş balığı masalı Türkiyenin sesli masal diyarından Ahtapot ile gümüş balığı masalını mutlaka dinleyiniz! Sesli Masal diyarında ki masalları online olarak ücretsiz  dinleyebilirsiniz.

Ahtapot ile gümüş balığı Masal Dinle ==>

[audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/ahtopotla_gumus_baligi.mp3]

Etiketler:, , , , , , ,

Aralık 20th, 2009 | in Çerkes Masalları | 1 yorum

baykus

Baykuşun verdiği ders

Adıge Pşısexer, s.57.

Anlatan: Xhut Yerstem, Neçerezıy Köyü.

Köyün birinde her dileği gerçekleşen, herkes tarafından çok sevilen ve sayılan Peygamber adlı iyi yürekli, çok iyi bir insan yaşarmış. Bu Peygamber’in bir de karısı varmış; herkesten daha iyi, daha pahalı, lüks şeylere sahip olmak istermiş, bunun için kocasına hükmedip, istediklerini yaptırmaya karar vermiş. Karısı bir gün bu ermiş kocasına:

“İnsanlar seni çok seviyor, sana çok saygı duyuyor. Her dilediğini gerçekleşiyor. Bir iş, bir yardım için sana başka köylerden de pek çok insan gelip gidiyor. Onlar ‘Filancanın evi hangisi’ diye sormak zorunda kalıyorlar. Şöyle büyük bir konak yaptır, çatısı kuş tüyüyle kaplı olsun. Bakan, gören herkes senin evin olduğunu anlasın. İnsanlar sormaya gerek kalmadan doğruca gelsinler, seni kolayca bulabilsinler.”.

Adam karısının önerisini doğru bulmamış:

“Ben herkesten farklı biri değilim. Her dilediğim gerçekleşiyor diye herkesten farklı yaşamaya kalkışmam. Onlardan iyi ve üstün biri olduğumu düşünmem, öyle davranmam doğru olmaz” demiş.

Ama her nasılsa, kadın kocasını etkilemiş ve istediğini yapmaya ikna etmiş.

“Peki madem öyle istiyorsun, yarın bütün kuşların buraya uçup gelmelerini sağlarım, tüylerini yoldurur, şimdiye kadar kimsenin yapmadığı, bilmediği şekilde evin çatısını kuş tüyüyle kaplatırım” demiş. Her dilediği gerçekleştiğinden, ertesi gün böyle olmasını dilemiş ve buyurmuş.

Onun buyruğuna kimse karşı gelemediğinden bütün kuşlar gelmişler ama baykuş gelmemiş.

Adam baykuşa haber göndermiş, gelmemiş, ikinci kez haber göndermiş, yine gelmemiş, üçüncü kez haber gönderince o da zorunlu olarak gelmiş.

Adam kızgın ve öfkeli bekliyormuş, baykuşa çıkışmış:

“Bu kadar çok haber göndermem gerekmiyordu. Niçin böyle davrandın” demiş.

Baykuş, bağışlanmayacağını düşünerek:

“Çok önemli işlerim vardı. İzin verirseniz anlatırım, izin vermezseniz de ne yapalım, boynum kıldan incedir” demiş.

“Bunca haber göndermeme karşın gelmemenin nedenini bilmek isterim. Mutlaka anlatmalısın. Anlat, anlat bakalım!”

“Kurulalı beri dünyaya gelmiş insanlarla dünyadan göçmüş insanları saymaya kalktım ama” diye başlamış söze baykuş, “sormayın, bazen dünyaya gelenler fazla çıkıyor, bazen de dünyadan göçenler. İşin içinden bir türlü çıkamadım, başım döndü, perişan oldum değilse, bilirim elbet; sizin çağrınıza gelmemek olmaz.”

“Şimdi hesabı denk getirdin de geldin öyle mi?”

“Evet, hesabı denk getirdim.”

“Peki, nasıl yaptın bu işi?”

“Birinde ölenler, kalanlardan fazla çıktı, birinde de kalanlar ölenlerden fazla. Sonunda, yanlış olduğunu bildiği halde karısının sözünü dinleyenleri ölmüşlerin arasında sayınca hesap denk geldi. Sonra ben de hemen geldim.”

Adam o anda hatasını anlamış, toplanan bütün kuşları serbest bırakmış. Böylece baykuş sayesinde adam, yanlışından geri dönmüş, evi de herkesin evi gibi kalmış.

(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)

Etiketler:, , , , , ,

Aralık 18th, 2009 | in Keloglan masalları | Yorum Yapin

keloglan_kayikci

Kayıkçı Keloğlan



Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde bir padişahın iki çocuğu varmış. Bunlardan biri oğlan, biri de dünyalar kadar güzel bir kızmış. Padişah, çoçuklarını her şeyden çok sever, onların her istediğini yerine getirirmiş.

Bir gün padişah şöyle düşünmüş, “Ben oğlum üzülmesin, sıkılmasın diye onun hiçbir şeyine karışmadım. Halbuki bir gün öldüğüm zaman, memleketin idaresi ona kalacak. Onun bu ülkeyi idare edebilmesi için tecrübeli ve bilgili olması lazım. Şu halde hemen hocalar tutarak zamanın bilgilerini oğluma öğretmeliyim.”

bunu düşünür düşünmez hemen vezirini yanına çağırmış ve olanı biteni anlatmış. Bu fikir veziri memnun etmiş. Ertesi gün derhal memleketin her tarafına haberler yollanmış. Memleketin en bilgili adamları saraya çağrılmış. Yalnız padişahın oğlu bundan hiç memnun olmamış, hatta üzülmüş. Çünkü o şöyle düşünüyormuş:

- Niçin insan canını eziyete sokmalı? İşte babam da okuma yazma bilmiyor. Memleketi idare edemiyor mu? Millette onu pekala seviyor. Meydanda at oynatmak dururken ne diye kafamı yorayım?

Hakikaten şehzadenin dünyada en çok sevdiği şey sarayın meydanlığında at koşturup, oynamakmış.

Günler geçmiş ve şehzadeye hocalar tutulmuş. O, düşündüklerini kimseye söyleyemediğinden, hırslı hırslı sarayın bahçesinde dolaşıyormuş. Birdenbire bizim keloğlan keleş oğlan bir ağacın dibinde uyuyormuş, üstü başı gayet perişan bir halde görmüş.Keloğlanın yüzünden, iyi bir insan olduğu anlaşılıyormuş. Şehzade onu omuzlarından sarsarak uyandırmış ve ona :

- Burada kuru toprak uzerinde uyuduğuna göre, hiç derdin yok galiba, kimsin sen? demiş.

O da :

- Ben Keloğlan kulunuz n, sarayın kayıkçılarındanım, dünyada dertsiz kul olur mu efendim, ama her derdin dermanı bulunur elbet. Fakat derdini söylemeyenler bu dermanı bulamazlar, demiş.

Bunu duyan şehzade derdini Keloğlan`a anlatmış. Zavallı Keloğlan bunun dert olduğuna bir türlü inanamıyormuş.

Bunun üzerine şehzadeye :

- Aman efendim herkesin derdi bunun gibi olsa, dünyada okuyup öğrenmekten büyük nimet olur mu? demiş.

Bunu duyan şehzade birdenbire Keloğlan`ı omuzlarından yakalamış ve :

- Dur, aklıma bir şey geldi. Madem ki öyle, benim yerime sen geç. Hocalar nereden bilecekler senin ben olmadığını? Benim esvaplarımı giyersin, ders günleri ben de benim odalarıma hiçbir hizmetçinin girmemesini . emrederim. Seni gören olmaz siz ders yaparken, ben de istediğimi yaparım, demiş.

Şehzade derdine çare bulduğu için çok seviniyormuş ama bu çok tehlikeli bir iş olduğu için Keloğlan itiraz ederek :

- Nasıl olur efendim, babanız duyarsa benim başımı uçurtur, demiş.

Fakat şehzade onu hiç dinlememiş ve :

- Hey, Keloğlan, sana emrediyorum eğer dediklerimi yapmazsan babamdan önce ben senin başını uçururum anladın mı? demiş.

Keloğlan zavallı bir emir kuluymuş. Daha fazla itiraz edememiş, ayrıca okumak yazmak, öğrenmek dünyada en çok istediği şeylermiş. Bir de Keloğlan padişahın kızını bir gün bahçede dolaşırken görmüş ve ona aşık olmuşmuş. Onu bir daha göremediği için de üzülüyormuş. Kendi kendine :

- Böylece belki onu bir daha görebilirim, diyerek için için sevinmiş.

Günler ve aylar geçmiş. Keloğlan ders günleri şehzadenin odasında giyinip, hazırlanıp hocaları bekliyormuş. Ders bitince de yine aşağı kayanın başına iniyormuş. Fakat şehzadeye her seferinde, yaptığı işin fenalığını anlatıyor, yol yakınken dönmesini söylüyormuş ama şehzade söz dinlemiyormuş.

Bir gün Keloğlan dersini bitirip dışarı çıktığında padişahın kızı ile karşılamış. Onu görünce az daha orada pat diye düşüp ölecekmiş. Kızın güzelliği sanki onu büyülemiş. Yerlere kadar uzanan sarı saçlarından dolayı Keloğlan ona “ Sarı Kız “ diyormuş. Sarı Kız da Keloğlan`ı o güzel elbiseler içinde çok beğenmiş. Şimdiye kadar sarayda böyle güzel bir adam görmemişmiş. Bu herhalde ağabeyimin arkadaşlarından birisi diye düşünmüş ve :

- Kardeşimi görmeye gelmiştim, demiş.

Keloğlan da kendini toplayarak :

- Ağabeyiniz ders biter bitmez bahçeye indiler, diye cevap vermiş.

Keloğlan her sabah güneş doğarken evinden çıkar; kayığına biner ve sarayına gelirmiş. Sonra bütün gün yolcu taşır, geç vakitte de evine dönermiş. Keloğlanın kayıklarının geçtiği bu su bir dere değil bir gölmüş. Şehir gölün bir kıyısında kuruluymuş. Öbür kıyısı ise saraya aitmiş.

Bizim dertli Keloğlan`ımız şimdi içinde ikileşen derdi kimseye söyleyemiyor, bu dsrt onu yiyip bitiriyormuş. Fakat Keloğlan`ın dert ortakları da yok değilmiş. Bunlar gölün kıyısındaki sazlar, kuğular ve kayığın kürekleriymiş.

Keloğlan her sabah ve akşam kayığına binince gözlerini gölün titreşen sularına diker ve derdini sulara şöyle dökermiş :

Çek çek çekirdek
Çekirdeğin içi yok
Keloğlan`ın suçu yok
Padişahın nesi var
Türlü türlü i var
At oynatan oğlu var
İnci dizen kızı var
Padişahı bir görsem
Sarı Kızı istesem
Ver o kızı, al o kızı
Ver o kızı, al o kızı

Keloğlan bunu o kadar söylemiş ki bütün sazlar, sular ve kuğular bu şarkıyı öğrenmişler. Bu sırada hocalar da her gün padişaha haberler yollatıp, talebeleri olan . şehzadenin çok akıllı bir genç olduğundan bahsediyorlarmış. Padişah da bundan çok memnun oluyormuş.

Günlerden bir gün hocalar artık, şehzadeye öğretilecek hiçbir şey kalmadığını, bütün bilgileri ona verdiklerini söyleyerek, padişahtan izin istemişler. Giderlerken de eğer isterse yabancı ellerin bilginlerini davet edip, oğlunu imtihan ettirmesini, oğlunun her imtihandan muvaffak olabileceğini de . belirtmişler.

Bu haber şehzade ile Keloğlan`ı çok korkutmuş. Her şey meydana çıkınca, haklı olarak kızan padişah Keloğlan`ın kafasını uçurtacakmış. Şehzade en doğrusunun gidip gerçekleri anlatmak olacağını düşünerek babasına gitmiş. Ondan önce de Keloğlan`a artık saraya gelmemesini, onun kendisini aratacağını, eğer padişah Keloğlan`ı ararsa sakın meydana çıkmamasını söylemiş. Zavallı Keloğlan korkuyla evine kaçap saklanmış.

Padişah oğlunu dinledikten sonra o kadar kızmış ki az daha oğlunu öldürecekmiş. Fakat buna Sarı Kız mani olmuş. Yabancı ellerin bilginleri yavaş yavaş memlekete geliyorlarmış. Şimdi onlar kimi imtihan edeceklermiş. Zavallı adam o gece hiç uyumamış.

Ertesi sabah kayıkları hazırlatmış. Padişah . şehir tarafına geçecekmiş. Göl, o sabah saatlerce Keloğlan`ı beklemiş. Fakat gelen giden yokmuş. Onun yanık sesiyle söylediği şarkıya o kadar alışmışlar ki, bakmışlar Keloğlan gelmiyor, sazlar sallana sallana, kuğular süzüle süzüle, sular titreye titreye bu şarkıyı söylemeye başlamışlar :

Çek çek çekirdek
Çekirdeğin içi yok
Keloğlan`ın suçu yok
Padişahın nesi var
Türlü türlü fesi var
At oynatan oğlu var
İnci dizen kızı var
Padişahı bir görsem
Sarı Kızı istesem
Ver o kızı, al o kızı
Ver o kızı, al o kızı

Padişah bu şarkıyı duyunca o kadar şaşırmış ki, her derdini unutuvermiş. Sonra da birdenbire :
- Bu şarkının bittiği yere kadar gidelim. Beni aldatan Keloğlan`ı da böylelikle bulabiliriz, demiş.

Şarkının bittiği yerde kayıklardan inmişler. İlk gördükleri adam da onlara Keloğlan`ın evini göstermiş.

Padişahın adamları zavallı Keloğlan`ı kapanıp ağladığı odasından alarak, padişahın huzuruna getirmişler. Dizlerine kapanan Keloğlan`a padişah :

- Cezan ölümdür. Senin kafanı uçuracağım. Bir padişahı aldatmanın ne demek olduğunu öğreneceksin, demiş.

Fakat akıllı , bu işin imtihan bittikten sonra yapılmasını çünkü memlekette yabancı bilginlerin huzuruna çıkabilecek başka bir gencin belki bulunamayacağını söylemiş. Bunun üzerine Keloğlan`ın öldürülmesi birkaç gün ertelenmiş.

İmtihan günü geldiğinde, padişah bu imtihanı seyretmeye oğlunu tanıyanları çağırmamış. Yalnız Sarı Kız bir kapı arkasından içeriyi seyrediyormuş. Birdenbire Keloğlan`ı görünce çok şaşırmış. Çünkü onu bir gün ağabeyinin odasında görmüş ve o günden sonra da ona aşık olmuş. Keloğlan o gün fevkalade bir imtihan vermiş. Padişah kendisini mahcup etmediği için memnun oluyor ve böyle akıllı bir çocuğu öldürmediğine de seviniyormuş.

Salon boşalıp ortada padişah, vezir ve Keloğlan kalınca, içeri Sarı Kız girmiş ve babasına Keloğlanın canını bağışlaması için yalvarmış. Vezir de aynı şeyi düşünüyormuş.

Bunun üzerine padişah :

- Ey Keloğlan, görüyorum ki sen memleket için lazım bir adamsın. Seni affediyorum. Benden ne dilersin? demiş.

Keloğlan duyduklarına inanamıyormuş. Dizlerine kapanarak :

- Sağol padişahım, demiş ama arkasını söyleyememiş. Fakat padişah anlamış, bir kızına bir de Keloğlan`a bakmış ve gülümsemiş.

Onlar ermiş muradına, biz de erelim muradımıza…

Etiketler:, , , , , , , ,

Aralık 18th, 2009 | in Ezop masalları, Sesli Masal Diyarı | Yorum Yapin

beyinsiz_geyik

Beyinsiz Geyik


Ezop masallarından biri olan Beyinsiz Geyik masalını müşfik kenter’in doyumsuz anlatımıyla Sesli Masal diyarında online olarak ücretsiz dinleyebilirsiniz.

Beyinsiz Geyik Sesli Masal Dinle ==>

[audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/beyinsiz_geyik.mp3]

Etiketler:, , , , , ,

anderson

Kara Buğday


Hans Cristian andersen’in masallarından biri olan Kırmızı Buğday masalını müşfik kenter’in doyumsuz anlatımıyla Sesli Masal diyarında online olarak ücretsiz dinleyebilirsiniz.

Kırmızı Buğday sesli masal dinle==> [audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/kirmizi_bugday.mp3]

Etiketler:, , , , , ,

gercek_prenses

Gerçek Prenses


Hans Cristian andersen’in masallarından biri olan Gerçek prenses masalını müşfik kenter’in doyumsuz anlatımıyla Sesli Masal diyarında online olarak ücretsiz dinleyebilirsiniz.

Gerçek prenses Sesli Masal dinle ==> [audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/gercek_prenses.mp3]

Etiketler:, , , , , ,

leylek_leylek

Leylek Leylek Havada

Hans Cristian andersen’in masallarından biri olan leylek leylek havada masalını müşfik kenter’in doyumsuz anlatımıyla Sesli Masal diyarında online olarak ücretsiz dinleyebilirsiniz.

Leylek Leylek Havada Sesli Masal Dinle ==> [audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/Leylek_Leylek_Havada.mp3]

Etiketler:, , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun