<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Masal diyarı &#187; seçme masallar</title>
	<atom:link href="http://www.masaldiyari.net/tag/secme-masallar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.masaldiyari.net</link>
	<description>Masallar diyarı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 20:36:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Kara Tren</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/kara-tren</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/kara-tren#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 01:10:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1918</guid>
		<description><![CDATA[Kara Tren Evvel zaman içinde bir orman varmış. Bu ormanın kenarından tren yolu geçermiş. Her gün bir tren kasabadan kente giderken bu ormanın yamacından geçermiş. Ormandaki hayvanlar treni çok severlermiş. Tren ormanın kenarına gelince düdüğünü öttürür haber verirmiş: Düüüüüütt!.. O zaman hayvanlar ormanın kenarına koşarlarmış. Tavşanlar, sincaplar kulaklarını sallayarak onu selamlarmış. Çiçekler bile başlarını sallar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/06/kara-tren-300x225.jpg" alt="" title="kara-tren" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-1919" /></p>
<p><strong></p>
<p>Kara Tren</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde bir orman varmış. Bu ormanın kenarından tren yolu geçermiş. Her gün bir tren kasabadan kente giderken bu ormanın yamacından geçermiş. Ormandaki hayvanlar treni çok severlermiş. Tren ormanın kenarına gelince düdüğünü öttürür haber verirmiş: Düüüüüütt!.. O zaman hayvanlar ormanın kenarına koşarlarmış. Tavşanlar, sincaplar kulaklarını sallayarak onu selamlarmış. Çiçekler bile başlarını sallar, kuşlar onunla yarışırlarmış. Trende keyifli keyifli çuf, çuf çuf çuf eder, puf puf puf diye dumanını çıkararak geçer gidermiş.</p>
<p>Bir gün kara karga, “Aman bıktım bu trenin sesinden” diye gecirmis icinden. Kargaların kendi sesleri çirkin olduğu için olacak, trenin sesini, güzel düdüğünü sevmemiş bizim kara karga. Sonra da gidip trene şöyle demiş: “Biz senin sesini sevmiyoruz öttürüp durma.”Tren bu işe çok üzülmüş. “Beni seviyorlar sanıyordum” demiş. Ertesi günü ormanın kenarına varınca her zamanki gibi düdük çalacakmış, ama karganın söyledikleri aklına gelince `düt` demiş kesmiş düdüğü. Sonra da kimse duymasın diye çok, ama çok yavaş geçmiş gitmiş: Çuf, çuf, çuf, puuuuff… dumandan anlamış ormandakiler trenin geçtiğini hemen koşmuşlar ama yetişememişler. Tren o kadar yavaş gitmiş ki kente geç gelmiş. Makinistler merak etmişler. Acaba bir arıza mı var diye. Oysa tren yavaş gittiği için gecikmiş.Ertesi gün tren ormanın kenarına gelince düdüğünü hiç çalmamış. Sonra da “düdük çalmadan, ormandakileri görmeden ne diye gideyim, hiç gitmem” demiş. Orada durmuş kalmış. Kentte beklemişler. Tren gelmemiş. Makinistler “Dünden belli oluyordu, arıza yaptı herhalde” demişler. Yeni bir lokomotif çıkarmışlar ve treni kasabaya geri çekmişler. Ertesi gün trene bakmaya karar vermişler.Bu sırada ormandakiler toplanıp aralarında konuşmuşlar. Treni özledik ne yapsak, diye düşünmüşler. Kuşlar ağlamışlar. Bize darıldı diye üzülüyorlarmış. Kara karga olanları görünce yaptığı yanlışı anlamış. “Sanırım siz seviyordunuz. Oysa ben ötmemesini söyledim. Ama üzülmeyin gider kendim anlatırım.” demiş ve ormanda herkes seni çok seviyor ve sen geçmediğin için üzülüyorlar.Kara tren bunu duyunca çok sevinmiş. “Yarın geleceğim git söyle” demiş.Ertesi gün makinistler gelmişler. Trende hiçbir arıza bulamamışlar. Çok şaşırmışlar. Yağlanması gerektiğini düşünmüşler. Treni bir güzel yağlamışlar. Sonra da yola çıkarmışlar. Tren koşa koşa ormana gelmiş. Gelince de uzun bir düdük çalmış. Düüüüüüüüüü…üüüüüü…..üüüüüüüt. Sincaplar, tavşanlar, kuşlar koşmuşlar trene, trende gene çuf çuf çuf, diye keyifle giderken puf puf puf, diye dumanını taa göklere salmış. O gün kente tam vaktinde varmış ve bir daha hiç bozulmamış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/kara-tren/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiçek Masalı</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/cicek-masali</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/cicek-masali#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 15:59:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek masalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1912</guid>
		<description><![CDATA[Çiçek Evvel zaman içinde büyük bir ülkenin iyi kalpli, cömert ve insanları seven bir padişahı varmış. Bu padişah halkının problemleriyle ilgilenir ve onları hep korumaya çalışırmış. Ancak bu padişahın bir derdi varmış. Hiç çocuğu olmayan padişah son zamanlarda çokça düşünmeye başlamış. En büyük isteği kendisinden sonra yerine geçecek olan padişahın kendisi gibi halkı için yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/05/cicek-192x300.jpg" alt="" title="cicek" width="192" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-1913" /></p>
<p><strong>Çiçek</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde büyük bir ülkenin iyi kalpli, cömert ve insanları seven bir padişahı varmış. Bu padişah halkının problemleriyle ilgilenir ve onları hep korumaya çalışırmış. Ancak bu padişahın bir derdi varmış. Hiç çocuğu olmayan padişah son zamanlarda çokça düşünmeye başlamış. En büyük isteği kendisinden sonra yerine geçecek olan padişahın kendisi gibi halkı için yaşayan adil bir yönetici olması imiş.</p>
<p>Günlerce düşünmüş. Aylarca düşünmüş. Sonunda halkına duyurmuş:</p>
<p>                        “Ülkemde yaşayan bütün çocuklara bir çiçek tohumu verilecektir. Bu tohumu kim en güzel şekilde saksıya eker ve ona en güzel şekilde bakarsa o benim yerime bu ülkeye padişah olarak yetiştirilecektir.”</p>
<p>Ertesi sabah sarayın her tarafı çocuk dolmuş. Her çocuğa padişahın isteği üzerine bir çiçek tohumu verilmiş. Tohumunu alan çocuk hemen evine gidip saksıya özenle ekmiş.</p>
<p>Beklemişler. Beklemişler. Beklemişler.</p>
<p>Günler günleri kovalamış, haftalar haftaları. Bütün çocukların çiçekleri büyümüş. Mis kokulu, rengarenk çiçekler açmış. Saksılar evlerinin en güzel köşesini süslemeye başlamış. Aralarında bütün bu güzel çiçekleri görüp de kendi saksısında bir türlü büyümeyen tohumuna çok pek çok üzülen bir çocuk varmış.</p>
<p>Annesi onu teselli etmeye çalışmış. Demiş ki, “sen elinden geleni yaptın, onu korumaya çalıştın, onu sevdin, ama o büyümek istemedi.”</p>
<p>Çocuk “o gün ben ne söyleyeceğim padişahımıza?” demiş üzgün üzgün.</p>
<p>“Olanı söyleyeceksin” demiş annesi de. “Tohum çiçeğe durmadı diyeceksin.”</p>
<p>Bir süre sonra verilen zaman dolmuş ve bütün çocuklar sarayın bahçesini doldurmuşlar. Ellerinde saksıları, saksılarında enfes görünen çiçekleri varmış. Çocuk bu çiçekleri görünce daha bir üzülmüş, daha bir kendine kızmış. Ama artık yapabileceği bir şey de yokmuş.</p>
<p>Padişah bahçeyi dolduran çocukların çiçeklerine uzun uzun bakmış. Aralarında dolaşmış. Gelip tam saksısında çiçek olmayan çocuğun önünde durmuş. Çocuk çok heyecanlanmış ve çiçeği büyümediği için çok utanmış. “Özür dilerim” diye mırıldanmış.</p>
<p>Padişah ona, “neden senin saksında çiçek yok?” diye sormuş.</p>
<p>“Bilmiyorum” demiş çocuk. “Ona çok iyi baktım, ama büyümek istemedi.”</p>
<p>Padişah “çok mu üzüldün?” diye sormuş.</p>
<p>“Evet, üzüldüm” demiş çocuk. “Benim çiçeğim de onlarınki kadar güzel görünsün isterdim.”</p>
<p>Padişah gülümsemiş ona. Elini tutup onu bütün çocukların görebileceği yere çıkarmış. “İşte” demiş. “Benim yerime padişah olabilecek çocuk.” Herkes çok şaşırmış. “Ama onun çiçeği hiç büyümemiş” diye mırıltılar yükselmiş. Padişah devam etmiş. “Size verdiğim bütün tohumlar sıcak suya batırılmış tohumlardı. Hiçbirisinden çiçek büyümesi mümkün değildi. Bir tek bu çocuk doğru söyledi. Benim yerime geçecek, benim ülkemi en adil şekilde yönetebilecek çocuk budur. Artık yüreğim rahat olabilir. Çünkü benden sonra ülkem emin ellerde olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/cicek-masali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keloğlan Zenginler ülkesinde</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/keloglan-zenginler-ulkesinde</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/keloglan-zenginler-ulkesinde#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2009 23:32:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keloglan masalları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan]]></category>
		<category><![CDATA[Keloğlan Zenginler ülkesinde]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=438</guid>
		<description><![CDATA[Keloğlan Zenginler ülkesinde Keloğlan masalları masal diyarında.. Bir varmış, hemde öyle varmış ki Zaman zaman icinde, zaman saman icinde, saman duman icinde, yaman bir Keloglan yasarmis. Bu Keloglan cok caliskanmis. cok calisir, cok kazanirim umuduyla köyunden ayrilmis, sehre calismaya gitmis. Gunler, haftalar, aylar birbirini kovalamis, fakat Keloglan istedigini bir turlu elde edememis. sehirde is varmis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800080;"><a rel="attachment wp-att-439" href="http://www.masaldiyari.net/keloglan-zenginler-ulkesinde/kelogglan/"><img class="alignnone size-full wp-image-439" title="kelogglan" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/kelogglan.jpg" alt="kelogglan" width="270" height="254" /></a></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;">Keloğlan Zenginler ülkesinde</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;">Keloğlan masalları masal diyarında..</span></strong></p>
<p><strong>Bir varmış, hemde öyle varmış ki Zaman zaman icinde, zaman saman icinde, saman duman icinde, yaman bir Keloglan yasarmis. Bu Keloglan cok caliskanmis. cok calisir, cok kazanirim umuduyla köyunden ayrilmis, sehre calismaya gitmis. Gunler, haftalar, aylar birbirini kovalamis, fakat Keloglan istedigini bir turlu elde edememis. sehirde is varmis var olmasina da buldugu isler surekli olmazmis. Bes gun calisir, uc gun bos gezer, bir hafta calisir, on gun bos gezer is ararmis. calistigi gunler biraz para arttirirmis, bos gezdigi gunlerde bu para ile gecinirmis. Sonucta sifira elde var sifir. Ne uzar ne kisalirmis. Istermis ki, devamli calisacagi bir isi olsun, para biriktirsin. söyle kocaman bahceli bir evi olsun. Evin icine yeni esyalar alsin, giyinsin, kusansin. Bayram gunlerinde bile hep ayni elbiseyi giymek zorunda kalmasin.</p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">ulkesinde hangi sehre gitse bu durumun degismeyecegini dusunmus. cocuklugundan beri bolluk ve refah ulkesi diye adini sikca duydugu Zenginler ulkesi`ne gitmek uzere yollara dusmus. Gunlerce, haftalarca yol yurumus. Sonunda Zenginler ulkesi`ne varmis. Ugradigi ilk köyun girisinde evinin kapisi önune kurdugu cardak altinda oturan bir adama rastlamis. Keloglan adama uzun yoldan geldigini, calismak istedigini, is aradigini söylemis. Adam, Keloglan`a dik dik bakmis ve sinirli bir sekilde sormus: ` Is bulup da ne yapacaksin? `</span></strong></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Keloglan: ` calisip para kazanirim ` demis.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Adam otururken birden dizlerinin uzerinde dogruluvermis. Öncekinden daha da sinirli bir sekilde: ` Parayi ne yapacaksin? ` diye sormus. Adamin son sözune Keloglan cok bozulmus. söyle bir yutkunmus. O anda aklina geleni söylese kavgaya neden olacagini dusunup vazgecmis. Sakin bir sekilde: ` Kazandigim para ile temiz elbiseler alirim. Bag-bahce alirim. Ev alirim. Yeni esyalar alirim. Mal sahibi olurum. Para ile baska ne yapilir ki? ` demis.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Keloglan?in cevabina adam kahkahalarla gulmus. ` Sen cok yasa emi Keloglan` demis. `Yillar var ki, ne agladim ne guldum. Sen beni guldurdun, ben de seni guldureyim. Bak Keloglan, bizim ulkeye Zenginler ulkesi derler. . Bu ulkede para kullanilmaz. Zaten her ihtiyacin karsilanir.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Burada her sey pek boldur</span><br />
<span style="font-weight: bold; color: #000000;">Dere akar paldir kuldur</span><br />
<span style="font-weight: bold; color: #000000;">Elma, armut daldan duser</span><br />
<span style="font-weight: bold; color: #000000;">cardak altinda uyunur.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Giysilerim temiz urba</span><br />
<span style="font-weight: bold; color: #000000;">Dert ve keder yoktur burada</span><br />
<span style="font-weight: bold; color: #000000;">Ekmek, yemek bedavadir</span><br />
<span style="font-weight: bold; color: #000000;">Iste lokantamiz surada.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Karsidaki evde oturan komsu sehre tasindi. Orada sen otur istersen. Satin alma yok, kira yok. Her ay yeni elbise, ayakkabi dagitiliyor. Gunde uc ögun köy lokantasinda bedava yemek veriliyor. Bahcede meyve agaclari, ceviz agaclari pek boldur. Ye, ic, yat, keyfine bak. `</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Keloglan o gun eve yerlesmis. Durup dururken ev-bark sahibi oluvermis. Adamin cardaginin karsisina kendi de bir cardak kurmus. Aksama kadar yan gelmis yatmis. Aksam yemegine komsusuyla beraber gitmisler. Sofrada yok yokmus. Etli yemekler, kavurmalar, tatlilar, pilavlar, hosaflar cesit cesitmis. Keloglan simdiye kadar böyle bir sofra görmemis. Aksirincaya, tiksirincaya kadar yemis, icmis. Sofra basinda bayginliklar, fenaliklar gecirmis. Keloglan?i zorla sofradan uzaklastirmislar. Evine getirip yatagina yatirmislar. Keloglan o gece sabaha kadar uyumus. Sabah kahvaltisina yine komsusuyla beraber gitmisler. Balli-börekli, pastali-cörekli kahvalti yapmislar. Sonra evlerine gelip cardak altinda oturmuslar. Öglen oldu haydi yemege, aksam oldu haydi yemege, sonra yatip uyumaya, bu böyle tekduze sekilde aylarca surmus. Keloglan gun gectikce kilo almis, sisman bir oglan olmus. Keloglan adi unutulmus. Köydekiler kendisini sismanoglan diye cagirmaya baslamislar.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Bir gece evinde uyurken ruya icinde ruya görmus. Her cesit yiyecek ve icecegin bulundugu buyuk bir sofrada kendisini yemek yerken göruyormus. Yemis icmis, yemis icmis, ictikce sismis, sistikce sismis, sonunda boom diye patlamis ve yerlere yayilmis. Bu durumu acima duygusu ile seyreden Keloglan`mis. sismanoglan?a dogru cok sert bir hareketle hizla dönmus. Kaslarini catmis:</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">`Iste gördun sismanoglan. Ruya icinde gördugun ruya bitti. simdi ben senin asil ruyanim. Böyle bol bol yiyip bel bel bakinmaya, yan gelip yatmaya devam edersen sonunun ne olacagini anladin. Eskiden sen de benim gibiydin, Keloglan`din. Kuvvetliydin, ceviktin, caliskandin. Ya simdi . su haline bak. Parmagini bile kipirdatmak sana zor geliyor. Sorarim sana aylardir bu Zenginler ulkesi?ndesin. Ne kazandin sanki? Dur, hic bosuna dusunup de yorulma. Cevabini söyleyeyim: Hicbir sey kazanmadin, ayrica sagligini kaybettin. Bana bak sismanoglan. Benim canimi sikma. Ya eski gunlere geri dönersin, ya da her gece ruyalarina girer, bu sopayla seni döverim ? demis, sopayi kaldirmis ve sismanoglan?a vurmaya baslamis. sismanoglan gördugu korkulu ruyadan feryat ederek uyanmis. Ter icindeymis, her tarafi agriyormus.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">`Aksam yemeginde haddinden fazla pilav yemistim. Bu korkulu ruyayi görmemin sebebi bu herhalde ` demis kendi kendine. Ruyasinda gördukleri hatirina gelmeye baslamis. Sonunda, ruyasindaki Keloglan`in söylediklerinin . mutlak dogru olduguna karar vermis. Aciklamasini ise söyle yapmis: Insanin mutlaka calismasi lazim geldigi, calismadan yasamanin tembellik oldugu, tembelligin insani bunalimlara sevk edecegi, bunalimin ortaya cikis biciminin insandan insana degisebilecegini, kendisinde bu durumun bol bol yemek yeme seklinde meydana geldigini ve bunun sonucu olarak sismanladiginin bilincine vardigini, bu zor durumdan kurtulmanin tek yolunun yeniden calismaya baslamak oldugunu anlamis.</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Bu durumu bir kagida yazip, bu kagidi defalarca okumalarini, yaptiklari yanlisi fark etmelerini rica etmis. Kagidi yataginin uzerine birakmis. Sabah gunes dogarken bir daha dönmemek uzere Zenginler ulkesi`ne veda edip memleketine, evvelce yasadigi sehre dogru yollara dusmus. Eskiden oldugu gibi, caliskan . gunlerin yakin oldugunu biliyor, hayalinde tig gibi Keloglan`i görur gibi oluyormus..</span></p>
<p><span style="font-weight: bold; color: #000000;">Keloglan masalları masal diyarında..</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/keloglan-zenginler-ulkesinde/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurşun Asker</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/kursun-asker</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/kursun-asker#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 16:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Andersen masalları]]></category>
		<category><![CDATA[andersenden masallar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Kurşun Asker]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[Masal diyarı &#8220;Kurşun Asker&#8221; Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak bir ülkede bir oyuncak evinin içinde tam altı tane kurşun asker yaşarmış. Bunları bir gün alıp bir oyuncakçı dükkanının vitrinine koymuşlar. Altısı da tüfekleri omzunda hazır olda duruyordu. Yalnız içlerinden birinin tek ayağı yoktu. Oğlunun doğum günü için armağan almaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800080;"><a rel="attachment wp-att-371" href="http://www.masaldiyari.net/kursun-asker/kursun-asker1/"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-371" title="kursun-asker1" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/kursun-asker1-150x150.gif" alt="kursun-asker1" width="150" height="150" /></a></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;">Masal diyarı &#8220;Kurşun Asker&#8221;</span></strong></p>
<p><strong>Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak bir ülkede bir oyuncak evinin içinde tam altı tane kurşun asker yaşarmış. Bunları bir gün alıp bir oyuncakçı dükkanının vitrinine koymuşlar.<br />
Altısı da tüfekleri omzunda hazır olda duruyordu. Yalnız içlerinden birinin tek ayağı yoktu. Oğlunun doğum günü için armağan almaya çarşıya çıkan bir baba, askerleri görünce çok beğenmiş, hemen dükkâna girip onları satın almış, satıcı, askerleri kutuya yerleştirirken birinin tek bacaklı oluşunun nedenini açıklamış babaya. Bunları yapan ustanın kurşunu son askere yetmeyince o da topal kalmış. Baba şaşırmış bu duruma ama bir şey dememiş, kurşun askerleri alıp çocuğuna götürmüş. Doğum gününde eğlenen çocuklar, askerlerle oynayıp eğlenmişler<br />
Oyun oynamaları bitince altı tane kurşun askeri kutularına yerleştirmişler. rafa kaldırıldı. Yarı karanlık kutunun içinde askerlerin canı sıkılıyormuş, Yalnız topal olan kurşun asker kutunun kapağının aralığından dışarıyı görebiliyormuş ve bunu kendisi için bir eğlence gibi görüyormuş. Bizim topal kurşun askerin gözüne ilk çarpan, masanın üstündeki oyuncak bir kaleyle kalenin içindeki şato oldu. Şatonun önünde güzel bir prenses heykeli duruyordu. Prenses, kollarını iki yana açıp bir ayağını kaldırmış, aynı dans eder gibiymiş. Topal kurşun asker prensese aşık olmuş. Ağzını bıçak açmaz, bir söz söylemez hale gelmiş. Tek isteği prensesin yanına gitmek, ona kavuşmakmış, başka hiçbir şeyi gözü görmez olmuş.<br />
Ertesi gün oyuncakların sahibi olan küçük çocuk, bizim küçük kurşun askeri kutusundan çıkarıp oynamaya başlamış. Şimdi hem prensesi daha iyi gören kurşun asker, gözünü ondan ayıramıyormuş. Kurşun askeri prensese bir şey olacak diye o kadar korkuyormuş ki…<br />
O sırada hava birden kararmış, şimşekler ve ardından sert bir rüzgâr çıkmış. Rüzgar o kadar Kuvvetli esiyormuş ki,, pencerenin yakınında duran kurşun askeri savurup pencereden sokağa yuvarlayıvermiş sokağın bir köşesindeki kaldırımın kenarına düşmüş. Onu kimse görmemiş hatta gelip geçenler, üstüne basacak gibi oluyor,kurşun askerin korkudan yüreği ağzına geliyormuş. Rüzgârın ardından yağmur yağıp çukurlara sular birikmiş, sel olup akmaya başlamış. Hava açtığında su birikintisinin başına oynamaya gelen iki çocuk onu görünce o kadar sevinmişler ki. Biri kâğıttan bir kayık yapmış, Öteki bizim askeri içine bindirmiş ve iki çocuk sularla oynamaya dalıp bir süre sonra kayıkla askeri unutmuşlar. Kayık suyun içinde yavaş yavaş hareket ederek sürüklenmeye başlamış ve bizim asker yüzen kayığın içinde, silahı omuzunda dimdik duruyormuş. Korkuyu aklından bilke geçirmiyormuş, akıp giden yağmur suları sonunda büyük bir ırmağa ulaşınca, kurşun asker , koskoca ırmağın ortasında bir nokta kadar kalmış ve bir süre dalgalara kapılıp ilerlemiş. Bu arada yağmur daha hızlı yağmaya başlamış ve kâğıttan kayık ıslanınca da içine sular dolmaya başlamış. Böylece ırmağın azgın sularına gömülüvermiş.. Kurşunun ağırlığı onu ırmağın en dibine itiyormuş ve bu karanlık, ıssız soğuk yer artık onu korkutmaya başlamış. Işığa yeniden kavuştuğunda bir evin sıcacık mutfağında ocağın yanında durduğunu görmüş. O sırada sahibi olan çocuk gelip onu bulmuş ve alıp odasındaki yerine koyuş.<br />
Kurşun asker oraya geldiği için o kadar mutluymuş ki, ilk işi, prensesi araştırmak olmuş.Bir bakmış ki, Prenses, bıraktığı yerde ve iki kolu iki yana açık, bir ayağını kaldırmış dans ediyormuş gibi duruyor ve ona bakıyormuş.Kurşun asker çok mutlu olmuş ki, prensesle bütün gece boyunca birbirlerine sevgiyle bakışıp durmuşlar.<br />
Üzerinden birkaç gün geçmiş ama mutluluğu çok uzun sürmemiş. Sahibi olan çocuk bizim kurşun askerden sıkılmış ve artık onunla oynamaz olmuş. Bununla da kalmamış, bizim kurşun askeri alıp alev alev yanan şöminenin içine atmış. Kurşun askerin alevlerden canı çok yanmış ve bir süre sonra erimeye başlamış. Yine sevgilisi prensesten ayrılıyormuş işte, en çok da buna üzülüyormuş doğrusu. Tam o sırada açık pencereden giren güçlü bir esinti, prensesi uçurup ateşin içine düşürüvermiş.<br />
Bizim kurşun asker, sevinçle kollarını açıp prensesi kucaklamış. Artık onun için yeni bir hayat başlıyormuş.<br />
Bütün hakları Gülücük Yayınları&#8217;na aittir, izinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz..</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Andersen den masallar..</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/kursun-asker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heybe</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/heybe</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/heybe#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 11:06:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Heybe]]></category>
		<category><![CDATA[La Fontaine Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Masal diyarı Heybe masalı.. Ormanlar kralı aslan bir gün bütün canlıları çağırmış, gelin toplanın demi yanıbaşımda. Ve yaradılışında kusur bulan söylesin diye de eklemiş. Maymunu çağırmış önce, konuş bakalım demiş, kendi halinden memnun musun ? - Ben mi , demiş maymun, neden memnun olmayacakmışım? Onlar dört ayaklı da ben değil miyim ? Kimse kalkamaz suratımda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800080;"><a rel="attachment wp-att-342" href="http://www.masaldiyari.net/heybe/masal7/"></a></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;"><a rel="attachment wp-att-346" href="http://www.masaldiyari.net/heybe/masal72/"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-346" title="masal72" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/masal72-150x150.jpg" alt="masal72" width="150" height="150" /></a></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;">Masal diyarı Heybe masalı..</span></strong></p>
<div><strong><span style="color: #800080;"><span style="color: #800080;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">Ormanlar kralı aslan bir gün bütün canlıları çağırmış, gelin toplanın demi yanıbaşımda. Ve yaradılışında kusur bulan söylesin diye de eklemiş. Maymunu çağırmış önce, konuş bakalım demiş, kendi halinden memnun musun ?</span></span></span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #800080;"><span style="color: #800080;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">- Ben mi , demiş maymun, neden memnun olmayacakmışım? Onlar dört ayaklı da ben değil miyim ? Kimse kalkamaz suratımda kusur aramaya.Ama ayı kardeşin suratı öyle mi ya ? Aceleye gelmiş bir karalama zavallının ki. Bana sorarsa hiç resmini yaptırmamalı.<br />
Ayı gelmiş ortaya, başını sallamış iki yana, herkes halinden yakınacak sanmış. Ne gezer, övmekle bitirememiş biçimini; Fili eleştirmiş bir hayli: Demiş ki, kulaklarından kesip kuyruğuna eklemeli.<br />
- Nedir, demiş, o biçimsiz, o çirkin irilik ?Akıllı sandığımız file gelince sıra, o kadar övmüş ki kendini inanamamış hiçbiri. Ama balinada kusur bulmuş o da.<br />
- Bu kadar şişmanlık düşman başına demiş.</p>
<p>Arkadan karınca gelmiş. O da peynir kurdunu pek ufak bulmuş…Minnacık kurda şöyle bir bakınca, kendini pek büyük bulmuş.</p>
<p>Aslan bakmış her yaratık halinden memnun. Hep kendileri güzel, başkaları çirkin. Yollamış hepsini gülerek, memnun olmuş.</p>
<p>Ama aslan bir şeyi bilmiyormuş, insanoğlunu dinlese çok gülermiş eminim, insanın kendisini beğendiği kadar kim beğenir ki kendini. Kendimizi beğenir, başkalarını hep yana atarız,kendimizdeki kusuru bağışlar, başkalarında pireyi deve yaparız.</p>
<p>Bir heybemiz olsa omzumuzda, arka gözüne kendi kusurlarımızı saklar, ön gözüne başkalarının kusurlarını atarız&#8230;</p>
<p></span></span><span style="color: #800080;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">La Fontaine masalları&#8230;</span></span></p>
<p> </p>
<p></span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/heybe/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurt ile Köpek</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/kurt-ile-kopek</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/kurt-ile-kopek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 10:26:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[La Fontaine Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[la fonten masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[Masal diyarı Kurtla Köpek Bir masal var kaf dağının ardında. Köpekle tazıyı anlatıyor masal , biz ne desek boşuna .Köpekler kuş uçurmaz olmuş çiftlikten, kurt bundan etkilenmiş tabi. Tazıya dönmüş açlıktan… Bir köpek görmüş dağda, yağlı, besili, parlak tüylü,yolunu şaşırmış besbelli, “bunu yersem ne güzel olur demiş. Saldıraya geçecekmiş ama çekinmiş.Aşağıdan alıp yaklaşmış yanına. - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #800080;"><strong><a rel="attachment wp-att-337" href="http://www.masaldiyari.net/kurt-ile-kopek/kurt_ile_kopek/"><img class="alignnone size-full wp-image-337" title="kurt_ile_kopek" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/kurt_ile_kopek.jpg" alt="kurt_ile_kopek" width="250" height="250" /></a></strong></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Masal diyarı Kurtla Köpek</strong></span></p>
<div><strong><span style="color: #800080;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">Bir masal var kaf dağının ardında. Köpekle tazıyı anlatıyor masal , biz ne desek boşuna .Köpekler kuş uçurmaz olmuş çiftlikten, kurt bundan etkilenmiş tabi. Tazıya dönmüş açlıktan… Bir köpek görmüş dağda, yağlı, besili, parlak tüylü,yolunu şaşırmış besbelli, “bunu yersem ne güzel olur demiş. Saldıraya geçecekmiş ama çekinmiş.Aşağıdan alıp yaklaşmış yanına.<br />
- İyi ense yapmışsınız maşallah demiş. Köpek şöyle uzun uzun bakmış.<br />
- Siz de yapabilirsiniz bayım demiş. Benim gibi beslenmeyi isteseniz beslenirsiniz. Yaşamak sayılmaz sizinki, hep sefil olmak kötü bir şey besbelli. Ne bu böyle, ne rahat bir uyku, ne ağız tadıyla yenen bir lokma yemek.Gelin benim yanıma dünya varmış deyin. Kurt bayağı merak etmiş doğrusu. Nasıl bir işmiş ki bu ?<br />
- Orda işim ne olacak benim ?</span></span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #800080;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">Çomar gülmüş:<br />
- Hiççç demiş.Fakir fukaraya saldıracaksın, evin adamlarına kuyruk sallayacaksın, sahibine hoş görünmek tek görevin. Bunun karşılığında artık ne varsa hepsi senin. Tavuk kemiğimi istersin , güvercin, bıldırcın kemiği mi. Bu arada sırtını okşarlar sabah ve akşam keyfe bak.<br />
Kurdun ağzı kulaklarına varmış , gözleri dolmuş sevinçten… Köpeğin peşine takılmış çiftliğe doğru yol alırken, boynunda bir iz görmüş<br />
- Bu da nesi ? demiş.<br />
- Hiçç demiş köpek<br />
- Hiç ama ne ?<br />
- Değmez konuşmaya bile nene gerek<br />
- Söyleyin canım merak ettim işte.<br />
- Tasmanın yeri olacak<br />
- Neee? Bağlıyorlar mı ? demiş kurt; öyleyse her istediğin yere gitmek yok.<br />
- Yook demiş. Köpek ne çıkar bundan ?</p>
<p>Kurt yolunu çevirmiş başka yöne:<br />
-Sizin olsun eti de kemiği de ben özgürlüğümü kimselere veremem, kimsenin boyunduruğu altına giremem, demiş ve uzaklaşmış ordan. Gidiş o gidiş&#8230;.</p>
<p></span></span><span style="color: #800080;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">La fontaine masalları..</span></span></p>
<p> </p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/kurt-ile-kopek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağustos böceği ile Karinca</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/agustos-bocegi-ile-karinca</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/agustos-bocegi-ile-karinca#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 09:30:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[La Fontaine Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Masal diyarı Ağustos böceği ve karınca Ağustos böceği bütün yaz, saz çalmış şarkı söylemiş. Karakış birden bastırınca şafak atmış zavallıda; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek: Koskoca ormanda ne bir böcek, ne bir sinek.Gitmiş komşusu karıncaya: - Aman kardeş demiş, halim fena; bir şeycilkler verde kışı geçireyim, yaz gelince öderim. İnan bana.Ağustosu geçirmem söz sana.Ödemezsem eğer, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800080;"><a rel="attachment wp-att-330" href="http://www.masaldiyari.net/agustos-bocegi-ile-karinca/masallar/"><img class="alignnone size-full wp-image-330" title="masallar" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/masallar.jpg" alt="masallar" width="466" height="700" /></a></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;">Masal diyarı Ağustos böceği ve karınca</span></strong></p>
<div><strong><span style="color: #800080;"><span style="color: #666699;"><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">Ağustos böceği bütün yaz, saz çalmış şarkı söylemiş. Karakış birden bastırınca şafak atmış zavallıda; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek: Koskoca ormanda ne bir böcek, ne bir sinek.Gitmiş komşusu karıncaya:<br />
- Aman kardeş demiş, halim fena; bir şeycilkler verde kışı geçireyim, yaz gelince öderim. İnan bana.Ağustosu geçirmem söz sana.Ödemezsem eğer, böcek demesin kimse bana.<br />
Karınca iyidir hoştur ve çalışkandır bilirsiniz ama eli sıkıdır biraz. Can verir, mal varmez.<br />
- Sormak ayıp olmasın ama demiş, bütün yaz ne yaptınız ?<br />
Ne mi yaptım demiş ağustos böceği; gece gündüz şarkı söyledim, fena mı ettim sizce ?<br />
- Yooo. Demiş karınca ne mutlu size; ama hep türkü söylemek olmaz; kışın da oynayın biraz&#8230;.</span></span></span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #800080;"> </p>
<p></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800080;">La fontaine masalları</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/agustos-bocegi-ile-karinca/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Ramazan masali</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/bir-ramazan-masali</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/bir-ramazan-masali#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 12:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[bir ramazan masalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinlei sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[Masal diyarında Bir ramazan masalı.. Bir varmış, bir yokmuş. Adı bilinmeyen uzak dağların ardında, hiç kimsenin duymadığı bir ülke varmış. Bu ülkede insanlar büyük büyük işler yaparlarmış; daha doğrusu öyle olduğunu zannederlermiş. İşleri büyük olunca, her anları çok yoğun olurmuş. Artık kimse kimseyi görmez olmuş ülkede… Sabah erkenden uyanan halk, işbaşı yapar; akşama kadar işinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800080;"><a rel="attachment wp-att-303" href="http://www.masaldiyari.net/bir-ramazan-masali/masal6/"><img class="alignnone size-full wp-image-303" title="masal6" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/masal6.jpg" alt="masal6" width="800" height="600" /></a></p>
<p>Masal diyarında Bir ramazan masalı..</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş. Adı bilinmeyen uzak dağların ardında, hiç kimsenin duymadığı bir ülke varmış. Bu ülkede insanlar büyük büyük işler yaparlarmış; daha doğrusu öyle olduğunu zannederlermiş. İşleri büyük olunca, her anları çok yoğun olurmuş. Artık kimse kimseyi görmez olmuş ülkede… Sabah erkenden uyanan halk, işbaşı yapar; akşama kadar işinin başından ayrılmazmış.</p>
<p>Dedik ya; büyük işlerin adamlarıymış onlar!.. O yüzden, ne doğarken, ne de batarken; onları hiç ilgilendirmezmiş güneş… Ne bahar geldiğinde kırlarda açan papatyalar, ne sonbaharda dökülen yapraklar dokunurmuş yüreklerine… Onlar papatyaların suyunu şifa diye satmayı, sonbaharda kış öncesi yakıt giderini azaltma planları yapmayı severlermiş. Kıyıda köşede kalmış hastalar, fakirler ve yaşlılar; kıyıda köşede kalırmış onlar için…<br />
“-Hayat, bu işte!..” derlermiş. “Hastalanırsan devre dışı olursun. Yaşlılık pilin bitmesi, iş gücünün azalmasıdır.”<br />
Fakirler içinse kimse tek lâf etmezmiş. Onlar, hiç yokmuş bu ülkenin gündeminde…<br />
Gel zaman git zaman; bir gün sokaklarda tellâllar bağırmışlar.<br />
“-Duyduk duymadık demeyin! Padişahımız ağır bir hastalığa dûçâr olmuştur. Herkes, şifası için elinden geleni yapsın; duâsı makbûl olanlar el açsın; şifâdan anlayan hekimler saraya adım atsın!..”<br />
Pek duâ eden olmamış ama; “Nasıl şifa oluruz?” diye düşünen hekimler, ülkenin dört bir yanından saraya akın etmişler. Bir de ne görsünler; padişah kocaman olmuş!!! Masal bu ya; padişah yemek yemeye çok çok düşkün bir adammış.<br />
“-Ülkeyi yöneten adam öyle mi olurmuş?” demeyin, masal işte!<br />
Padişah yemek yiye yiye hasta olmuş; vücudu kocaman olmuş. Artık ne oturabiliyor, ne kalkabiliyormuş. Hiç kımıldamadan öylece yatıyormuş padişah!.. Sanki midesi dağ olmuş. Öyle büyümüş ki, midesi, bedeninde kalbine hiç yer kalmamış. İşe bakın siz, mide büyüyünce, kalp küçülür, katılaşırmış.<br />
Hekimler, padişaha ilaçlar yapmışlar. Az yesin diye midesini küçültmeye çalışmışlar, ama kâr etmemiş. Hele kalbi için kimse bir şey yapamamış. Belki beslenir de büyür diye, gözyaşı takviyesi yapmışlar damarlarından. Nâfile, o da işe yaramamış.<br />
Padişahın yakınları ümîdi kesmişler. Ama kalbi sağlam bir hekim:<br />
“-Allah’tan ümit kesilmez!..” demiş. “Bu sözümü yabana atmayın! Ümit, kulların en sağlam ipidir.”<br />
Onlar da, ümitlerini yeniden yeşerterek beklemeye başlamışlar. Bu güzel ve mânâ katılmış bekleyiş, ben diyeyim beş gün, siz deyin beş ay, devam etmiş.<br />
Bir gün, ülkenin sınırlarından içeriye yaşlı bir adam girmiş. Yaşlı dediysem, âsası olanlardan değil, gözü ve gönlü yaşlı olanlardan… Lâkin, kimse bilmezmiş gözünden çıkan yaşları, gönlündeki sızıyı… O, dimdik, dupduru gezmeye başlamış, Allah’ın yol verdiği bu ülkede.<br />
Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Geçtiği dereler-tepeler şenlenmiş. Yol boyu ağaçlar, serçeler ve karıncalar fark etmiş, bu adamda bir başkalık olduğunu… Ağır ağır yürüyormuş adam; karmakarışık bir hayata alışık ülke insanlarına inat, her âna anlam katıyormuş. Güneşe gülümsüyor, karıncalara yol veriyormuş. O yürüyor, ardından bir “huzur” rüzgarı bırakıyormuş efil efil… Böyle bir huzura alışık değilmiş insanlar. Ve onlar da durup derin derin içlerine çekmişler huzur rüzgarını. Hayat yavaşlamış ülkede. Bir adam, tek başına nasıl değiştirebilirmiş bunca şeyi, sözsüz, kelâmsız?! Şaşırmışlar… Nihayet; yolunu kesip adını sormuşlar. Durmuş adam, tebessüm etmiş:<br />
“-Ramazan…” demiş.<br />
Ramazan’ın yürüyüşü devam ediyormuş. Ünü her yere yayılmış, saraya kadar ulaşmış. Ümidi kuşanmış saray halkı, Ramazan’ı bir lutuf saymışlar ve saraya dâvet etmişler.<br />
Saraya giren Ramazan, lükse, şatafata hayret etmiş. O geldiğinden beri çoktan ülke gündemine düşmüş gerçi fakirler… Ama, bu israf kanına dokunmuş; üzülmüş, kalbine yaşlar inmiş. Onu alıp götürmüşler, hasta padişahın huzuruna… Ramazan, içeri girince bir daha sızlamış kalbi, yine ıslanmış. Kocaman bir bedenle, kımıldamadan yatan padişaha yaklaşmış; eğilip kalbini dinlemiş. Ne cılızmış kalbi; ah ne zayıf!…<br />
Padişahın yakınlarına dönmüş Ramazan;<br />
“-Bu hastalığın hekimlik dilinde adı; şişmanlıktır. Mânevi âlemde ise biz buna «ağır ruh hastalığı» diyoruz.”<br />
“-Peki, çare nedir?” diye sormuşlar.<br />
“-Çare Allah’tır, Allah’tandır. 30 gün, 30 gece kalacağım bu ülkede… İlan edin halka; 11 ay bedenler doymuştur; bir ay ruh doyacak! Fakirler kardeş bilinecek, duâları alınacak. Ve zamanın kıymetini bilecek bütün insanlar. Seheri, sabah bilecek; «vaktin oğlu» olma yarışına girecekler!”<br />
“-Vaktin oğlu mu?” demişler, şaşırmışlar.<br />
“-Biz ona «ibn-ül vakt» deriz. Ancak bu hâle erişenler, aldıkları nefesi hissedebilirler, ciğerlerinin her köşesinde… Böylece, kalbin her atışı bir hayra alâmet olur.”<br />
Sonra padişaha dönmüş, Ramazan:<br />
“-Sen de biraz iyilik yap. Hâl-hatır sor güle, böceğe!.. Tâ ki, kalbinin ‘tıp tıp’larını duyasın…”<br />
Bunlardan sonra, saraydan çıkmış Ramazan. Ardında, rüzgarını bekçi bırakmış. Ülkenin her şehrini, sokağını, yaylalarını, ırmaklarını, ovalarını dolaşmış. Bir ay sürmüş yolculuğu… Bir akşam ezanı vakti, terk etmiş ülkeyi. Bir dahaki seneye niyetlenmiş; yine gelmeyi, yine düzen, yine sekînet getirmeyi…<br />
Burda da masal bitmiş.<br />
“-Bu masalda hiç mi kötü yok?” diye sormayın. Ramazan bir yere geldiğinde; bütün kötüler, esir edilirmiş bilinmez bir yerlerde.<br />
Gökten üç rahmet inmiş; biri padişahın cılız kalbine; biri “vaktin oğlu” olabilenlere, biri de Ramazan’ın rüzgârını yüreğinde hissedenlere…</p>
<p></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/bir-ramazan-masali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saka kuşunun takvimi</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/saka-kusunun-takvimi</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/saka-kusunun-takvimi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 00:03:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[saka kuşu]]></category>
		<category><![CDATA[saka kuşunun takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Gece yarısına doğru evden sesler yükselmeye başladı. Pencerenin camlarından parlak ve renkli ışıklar dışarı süzülüyordu. Yavrukuş çok korkmuştu. Hemen yuvasından uçup, yakındaki ağacın dallarına kondu ve pencereden ne olup bittiğini görmeye çalıştı. Odada tavana kadar yükselen bir çam ağacı vardı! Ağacın altına renk renk paketler, oyuncaklar konulmuştu. Çocuklar ağacın etrafında sevinçle koşuyor, oyunlar oynuyorlardı. Saka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800080;"></p>
<p class="ozet">Gece yarısına doğru evden sesler yükselmeye başladı. Pencerenin camlarından parlak ve renkli ışıklar dışarı süzülüyordu. Yavrukuş çok korkmuştu. Hemen yuvasından uçup, yakındaki ağacın dallarına kondu ve pencereden ne olup bittiğini görmeye çalıştı. Odada tavana kadar yükselen bir çam ağacı vardı! Ağacın altına renk renk paketler, oyuncaklar konulmuştu. Çocuklar ağacın etrafında sevinçle koşuyor, oyunlar oynuyorlardı. Saka kuşu yavrusu, insanların gece yarısı neden bu kadar sevindiklerini anlayamamıştı. Çünkü Yavrukuş daha o yaz yumurtadan çıkmıştı ve bu koca dünyaya dair fazla bir şey bilmiyordu. O gece, insanlar ışıkları söndürüp yattıktan sonra, çok geç uyuyabildi.</p>
<p class="ozet">Sabah Yavrukuş dışarda cırlak sesleriyle gürültü yapan serçelerin çığlıklarını duyup uyandı. Yuvadan dışarı uçup şöyle seslendi onlara:<br />
“Ne diye bağırıyorsunuz sabah sabah! Gece yarısı insanların gürültüsünden uyuyamadım, şimdi de siz rahat vermiyorsunuz! Neler oluyor?”<br />
“Ne mi oluyor?” diye şaşırdı serçeler. “Bugün yeni yılın ilk günü. Herkes neşe içinde. İnsanlar da biz de sevinçle karşılarız yeni gelen yılı.”<br />
“Yeni yıl mı? O da ne demek?”<br />
“Ah, yazık sen pek de küçükmüşsün” diye güldü serçeler. “Yeni yılın ilk günü yılın en güzel günüdür. Bu gün artık güneş bize geri gelmeye başlar. Bugün takvimin ilk günüdür. Bugün bir Ocak!”<br />
“Ocak mı? O da ne oluyor? Peki ‘takvim’ ne demek?”<br />
“Anlaşıldı” diye dudak büktü serçeler, “demek sen yumurtadan çıkalı fazla bir zaman geçmemiş. Takvim bütün bir yılın düzenidir. Bir yıl aylardan oluşur. İlk ay Ocak’tır, yani yılın gagasının ucu. Sonra on tane, yani iki ayağının parmakları kadar ay gelir. Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım. Ardından son ay olan Aralık. Ocak nasıl yılın gagasıysa. Aralık da işte yılın kuyruğunun sonudur. Anladın mı Yavrukuş?”<br />
“Hayır, doğrusunu isterseniz hiç de anlamadım” diye iki yana doğru salladı başım Yavrukuş. “Bütün söylediklerinizden aklımda kalanlar ‘gaga’, ‘iki ayağın parmakları’, ‘kuyruk’ kelimeleri oldu. Diğerleri zor şeyler.”</p>
<p>“Bana bak!” dedi yaşlı serçe, “Şimdi sen biraz ormanda, kırlarda, tarlalarda uç bakalım. Ama gözlerin! dört aç ve çevrene dikkatle bak. Çevrende olup bitenleri izle. Ayın bittiğini duyunca da geri gel. Bak ben de bu evde yaşıyorum. Yuvam işte çatının altındaki boşlukta. Ben sana bir sonraki ayın ne olduğunu anlatırım. Böylece sırayla hepsini öğrenirsin.”</p>
<p>“Çok güzel fikir” diye sevindi Yavrukuş. “Ben mutlaka sana geri geleceğim! Sonra da kanatlarını çırptı ve uçuverdi.</p>
<p>Küçücük bir saka kuşuydu “Yavrukuş“. Daha yuva kuracak kadar da büyümemişti. Bilirsiniz, saka kuşları tembel tembel dallarda tünemeyi hiç sevmezler. O da bütün gün dallardan bahçe çitlerine, ev çatılarından çalılıklara neşeyle uçardı. Akşam olduğunda da Yavrukuş kendine ağaçlarda bir kovuk arar, orada sabahlardı. Tüylerini kendine yastık yapar, kanatlarını da yorgan gibi üzerine çeker bir güzel uyurdu.Kış mevsiminin, artık havaların iyice soğuk olduğu günlerinden birinde şans Yavrukuş’un yüzüne gülüverdi. Bir pencere pervazının altında boş bir serçe yuvası buldu. Yuva yumuşacık tüylerle döşenmişti. Yavrukuş hiç düşünmeden yuvaya yerleşti. Annesinin yuvasından uçalı beri, ilk defa böyle sıcak ve sakin bir yuvada uyuyordu..</p>
<p></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/saka-kusunun-takvimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilge dede ve mucize kız</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/bilge-dede-ve-mucize-kiz</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/bilge-dede-ve-mucize-kiz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 14:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilge dede ve mucize kız]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[La Fontaine Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal blog]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masallar rüyaya benzer]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Bilge dede ve mucize kız Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş&#8230; Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berberlik yaparmış. Sen ninenin beşiğini tıngır mıngır sallarken sizi gören melekler gıpta ile bakarmış&#8230; Ülkelerin birinde bilge bir insan yaşarmış. Varlığından haberdar olan herkesin fikirlerine saygı gösterdiği, hayatın devamı için tavsiyeler istediği, karşılaştıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: blue;"><a rel="attachment wp-att-236" href="http://www.masaldiyari.net/bilge-dede-ve-mucize-kiz/masalci/"><img class="alignnone size-full wp-image-236" title="masalci" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/03/masalci.jpg" alt="masalci" width="928" height="650" /></a></span></p>
<p><span style="color: blue;"><span style="color: blue;">Bilge dede ve mucize kız</span></span></p>
<p><span style="color: blue;">Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş&#8230; Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berberlik yaparmış. Sen ninenin beşiğini tıngır mıngır sallarken sizi gören melekler gıpta ile bakarmış&#8230;</p>
<p>Ülkelerin birinde bilge bir insan yaşarmış. Varlığından haberdar olan herkesin fikirlerine saygı gösterdiği, hayatın devamı için tavsiyeler istediği, karşılaştıkları olayları yorumlatıp gelecekle ilgili görüşlerini aldıkları bu bilge adamın tatlı mı tatlı bir dili, herkesi kendine hayran bırakan hoş sohbeti, kimseyi kırmayan sımsıcak bir yüreği varmış.</p>
<p>Bilge Dede, yüce bir dağın yamacında, bahçe içinde, bizzat kendisinin yaptığı söylenen bir evde yaşarmış. Bahçesinin içinden akan şirin bir dere, dere kenarında gelincikler, karanfiller, kır çiçekleri, güller renk harmanı gibi karşılarmış geleni. Güllere konan kuşlar, bülbüller, derenin şırıltısı Bilge Dede’ye gelen konukları, hemen büyülermiş zaten.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede’nin evinde gelen konuklara meleklerin hizmet ettiği, yemek yaptığı, ortalığı temizlediği anlatılırmış o ülkede. Her gelen konuk, istediği kadar kalabilir ve her istediğini sorabilirmiş Bilge Dede’ye&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede’nin en önemli özelliği, hiç kimseye hiçbir soru sormamasıymış. Zaten kapısının üstünde de şu cümle yazılı imiş:</p>
<p> </p>
<p>“Burada herkesin sorusuna cevap verilir, hiç kimseye hiçbir soru sorulmaz&#8230;”</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede’nin inanılmaz bir huyu da kimseden hiçbir şey kabul etmemesi, istememesi ve beklememesi imiş&#8230; Kaynağını kimsenin bilmediği ve herkesin hayran olduğu bir paylaşımcıymış Bilge Dede&#8230; Her gelen konuğuna bir şeyler ikram eder, sofrası hep açık olur, özellikle çocukları çok sevindirirmiş&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede çok okurmuş. Geçmişte çok gezdiği de söylenirmiş çevrede. “Görmediği yer yok!” diye herkes birbirine anlatırmış hep. Nasihatlerinden faydalanan insan sayısı öyle çokmuş ki Bilge Dede’nin, ünü bütün ülkede hatta civar ülkelerde de duyulmuş.</p>
<p> </p>
<p>Yaşlı, genç, kadın, erkek, fakir, zengin herkes, başı sıkıştığında Bilge Dede’ye koşarmış. O da herkesi büyük bir sabırla dinler, biraz düşünür, sonra da fikirlerini söylermiş. Sesi öylesine yumuşakmış ve öylesine işlermiş ki insanın içine, sanki herkes karşısında erirmiş Bilge Dede’nin.</p>
<p> </p>
<p>İnsanın gözlerinin içine bakarmış konuşurken. Kapkara gözlerinin içine alırmış karşısındaki insanı âdeta. Gözlerinde eritirmiş baktıklarını. Sonra yine o gözleri ile tebessüm eder ve yine o gözleri ile konuşurmuş&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Konuklarına yaşanmış öyküler anlatırmış Bilge Dede, örnekler verirmiş yaşanmışlıklardan.</p>
<p> </p>
<p>Gel zaman, git zaman günün birinde uzak ülkelerin birinden bir genç kız çıkagelmiş Bilge Dede’ye. Güzel mi güzel, tatlı mı tatlı bir kızmış. Başak sarısı saçları varmış, bal gibi gözleri.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede’nin bu tatlı konuğu, birkaç gün kalmasına rağmen bir türlü anlatamamış anlatmak istediklerini ve soramamış Bilge Dede’ye soracaklarını.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede ise hiçbir konuğuna soru sormadığı için “Bir derdin mi var kızım, sormak istediğini neden sormuyorsun?” dememiş konuğuna. Günler böyle akıp gitmeye, konuklar da bu güzel kıza şaşkınlıkla bakıp durmaya devam etmiş…</p>
<p> </p>
<p>Güzel ve tatlı kız giderek evin kızı gibi olmuş. Gelenlere hizmet etmeye, evi temizlemeye başlamış. Konuklar da kıza çok ısınmışlar. Hatta zamanla aralarında “Allah herhâlde Bilge Dede’ye bir melek yolladı gökyüzünden!” diye düşünmeye başlamışlar.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede’nin evi daha da şenlenmiş sanki yeni konukla. Bu Bilge Dede’yi de mutlu etmiş. Günler geçtikçe birbirlerini daha çok sever olmuşlar. Tatlı kız da soru sormadan Bilge Dede’den hayat dersleri alıyormuş sanki. Onun konuklarına verdiği örnekleri can kulağı ile dinliyor ve nasihatlerini not ediyormuş akıl ve yürek defterine her gün.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede, bu konuğuna kendince bir isim bulmuş ve ona “Bundan sonra senin adın Mucize Kız olsun” demiş. Çünkü herkes de böyle olduğuna inanıyormuş zaten. Tatlı konuk kızın adı Mucize Kız olmuş o günden sonra.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede, adını koyduktan sonra Mucize Kız’a her gün bir hayat dersi vermeye başlamış, tabii yine ona hiçbir şey sormadan. İlk günkü nasihati şu olmuş Bilge Dede’nin:</p>
<p> </p>
<p>“Ömrünü yaşadığın an bileceksin kızım&#8230;</p>
<p>O anı da bir ömür gibi yaşayacaksın&#8230;”</p>
<p>Sonra, Mucize Kız’ın tatlı gözleriyle kapkara gözlerine bakıp bu dersi biraz daha ayrıntılandırmasını beklediğini hissedince devam etmiş Bilge Dede:</p>
<p> </p>
<p>“Sevgini, mutluluklarını, yüreğinin sıcaklığını ertelemeyeceksin kızım. O yaşadığın an, senin ömründür. Bir an sonrası olmayabilir yaşamında. Eğer yaşamazsan o an hissettiklerini, sonra bunun için pişmanlık duyabilir ve ‘bilseydim ertelemezdim yaşamak istediğimi’ dersin&#8230;”</p>
<p> </p>
<p>Mucize Kız’ın gözleri bulutlanmış, çok ötelere gitmiş bakışları. Sanki geçmişte birilerini, bir şeyleri arıyormuş. Yaşayamadıkları, ertelediği düşleri, belki bir gün diyerek yapmadıkları, yapamadıkları gözlerinin önünden geçmiş birer birer.</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede, tüm olup bitenleri biliyormuş gibi devam etmiş sözlerine:</p>
<p> </p>
<p>“BİR GÜN kelimesi, dağarcığında BUGÜN, BU AN, HEMEN kelimelerinin yerini almamalı kızım. Bir şey, eğer görmeye, duymaya veya yapmaya değerse, onu şimdi görmeli, bugün duymalı ve hemen yapmalısın Mucize Kız’ım.”</p>
<p> </p>
<p>Bilge Dede, gökyüzü gibi gözlerinden yağmur damlaları gibi yaşlar dökülmeye başlayan Mucize Kız’ın başını dizlerine yatırmış. Saçlarını okşamış. Şefkatle silmiş gözyaşlarını ve ilk günkü yaşam dersini şu nasihat ile noktalamış:</p>
<p> </p>
<p>“Hiçbir şeyini özel bir gün için saklama kızım; çünkü yaşadığın her gün özeldir ve Allah’ın sana vermiş olduğu en güzel armağandır. Sakladığın ve o anda özel bildiğin şeyi yaşayamazsan sonra özelliğini yitirebilir ve dönüp o günkü güzelliği ile yaşama fırsatı bulamayabilirsin Mucize Kız’ım!”</p>
<p> </p>
<p>Mucize Kız, Bilge Dede’sine sarılmış ağlayarak. Dakikalarca öylece kalmışlar. Bilge Dede’nin beyninden, yüreğinden, ellerinden, gözlerinden âdeta yüksek gerilimli bir elektrik akıyor gibi olmuş Mucize Kız’ın ruhuna, yüreğine, beynine, ellerine, gözlerine. Bu akış bitince ayrılmışlar. Mucize Kız, Bilge Dede’nin yanaklarından öpmüş, gözlerinden ve ellerinden; ikisi de mutluluğun son noktasındaymışlar o an&#8230;</p>
<p> </p>
<p>O günden sonra da devam etmiş Bilge Dede ile Mucize Kız’ın hayat dersleri sonsuza kadar. Ama Mucize Kız, artık “ömrünü yaşadığı an biliyormuş” ve hiçbir şeyini “bir gün” diyerek saklamıyor, yaşadığı her günü özel bir gün, kıymetli bir armağan olarak algılayıp mutluluğun tadını çıkarıyormuş.</p>
<p> </p>
<p>Masalımız da burada sona ermiş.</p>
<p>Her masaldan sonra gökten düşen üç elma yine düşmüş başımıza.</p>
<p>Biri benim başıma, biri senin başına, üçüncüsü de “biz”im başımıza&#8230;<br />
 <br />
 <br />
Osman Güzelgöz</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/bilge-dede-ve-mucize-kiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

