Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Facebook Sayfamız

 

Mayıs 22nd, 2009 | in Perrault masalları | 5 tane yorum

peri-masallari

Peri Masalları

 Çok çok eski zamanlardan beri bazı insanlar perilerin  varlığı­na inanır. Bu inanışa göre periler, çeşitli büyülerle insanların işine karışan, genellikle dişi, doğaüstü varlıklardır. İnsanlara uğur ya da uğursuzluk getirirler. Farsça kökenli bu sözcük halk dilinde görünme yen. gizli güç anlamına gelir, Birçok peri masalı ve perilerle ilgili inanç Hint, İran, Eski Yunan ve Roma efsanelerin­den kaynaklanır (bak. Efsane ve Mitler; Hint Edebiyatı). Büyücülerin, cadıların, uçan halı­ların, sihirli lambaların akıl almaz işler yaptığı peri masalları bizi bir düşler evrenine götürür.
Eski Yunanlılar ile Romalılar her nesnenin kendine özgü bir ruhu olduğuna inanırdı. Varlığından kuşku duymadıkları, yarı keçi, yarı insan biçimindeki tanrıların, su perileri­nin, dağ ve orman Perilerinin yaşamlarında önemli bir yeri vardı. Bu inançlardan kaynak­lanan düşsel öyküler Romalı istilacılarca Ku­zey Avrupa’ya taşındı ve yüzyıllar boyunca ağızdan ağıza dolaştı.
“Gemici Sinbad”, “Ali Baba ve Kırk Hara­miler” gibi öyküleri içeren Binbir Gece Ma­salları örneğinde olduğu gibi, masallar bir ülkeden öbürüne geçti; zamanla çağdaş ya­şam biçimlerinden etkilenerek değişime uğra­dıkları oldu (bak.
Binbir Gece Masalları).
William Shakespeare gibi ünlü sanatçıların yapıtları perilerle ilgili yaygın inançları etki­ledi. Shakespeare Bir Yaz Gecesi Rüyası (A Midsummer Night’s Dream; 1595-96) adlı oyununda, periler kralı Oberon’la periler kra­liçesi Titania’yı konu alınıştı. Shakespeare’in perileri, kendileri istemedikçe kimse tarafın­dan görülemezdi.
Eski uygarlıklarda, dinlerde ve törelerde ipuçlarını bulduğumuz peri masalları, halktan kişilerin kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktar­dığı düş ürünü öykülerdir. Bu masallarda periler, devler, ejderhalar yer alır. Bunlar sık sık biçim değiştirme yeteneğine sahiptir. Ahlaksal açıdan ya çok iyi ya da çok kötüdürler.
17. yüzyılda Charles Perrault adlı bir Fran­sız. “Külkedisi”, “Parmak Çocuk”, “Uyuyan Güzel” ve “Mavi Sakal” gibi çok tanınan peri masallarını ilk kez derleyip yayımladı. 19. yüzyıl Alman yazarlarından Grimm Kardeşler (bak.
Grimm Kardeşler) de yüzlerce halk öyküsünü derleyip kitap haline getirdi. Gene 19. yüzyılda Danimarkalı yazar Hans Christi­an Andersen, bazıları Kibritçi Kız” gibi acıklı, bazıları “Bremen Çalgıcıları” gibi ke­yifli birçok güzel peri masalı yazdı (bak. Hans Christian Andersen).
1889-1910 arasında, Andrew Lang adlı bir İskoçyalı dünyanın dört bir yanından peri masallarını derleyerek 12 eiitlik bir “Peri Masalları” dizisi yayımladı. En çok tanınan masal perilerinden biri tie Sir James Matthew Barrie nin çocuklar için yazdığı Peter Pan (1904) adlı oyunda ver alan
Tinkerbell‘di.
Ünlü film yapımcısı ve yönetmeni Walt Disney, başta Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler olmak üzere birçok peri masalını sinemaya uyarlayarak çocuklar için bir düşler evreni yarattı.
Türk masallarında perilere ve cinlere çok sık rastlanmaz. Peri masalları genellikle ger­çekdışı bir görünüm altında somut bir gerçeğe parmak basar.  peri ve dev gibi sihirli güçler iyiyi ve kötüyü simgeler. İyi ile kötü. yoksul ile zengin, güçlü ile zayıf arasındaki çatışmalar çoğunlukla iyiden ve doğrudan yana güçlerin başarısıyla sonuçlanır. Örneğin, yoksul genç devin hakkından gelerek padişa­hın kızıyla evlenmeye hak kazanır ya da kimsenin ilgi göstermediği huysuz ihtiyara yardım eden iyi yürekli kov delikanlısı tarla­sında bir küp dolusu altın bulur.

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Mayıs 17th, 2009 | in Masal diyarı | 3 tane yorum

peri-kizi1

Peri kızı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir kasabada peri kızı yaşarmış.Yanakları al al, altın kalpli bir kızmış.Hiç bir kimseye bir kötülüğü dokunmazmış.

Sarı saçlarıyla mavi gözleriyle herkesi büyülermiş.Kasabada yaşlılarla tek tek ilgilenirmiş.

Onların ne ihtiyacı varsa hepsini yaparmış.Çevredeki tüm çocukları etrafına toplayıp masal okurmuş.Anlayacağınız çok iyi bir kızmış.Günlerden bir gün kasabaya bir aile taşınmış.

Bir tane küçük ama şirin bir kızları varmış.Kucuk kiz dışarı çıktığında etrafına bir sürü

çocuk toplanmış. Hepsi teker teker “Hoşgeldin” demişler küçük kıza.Peri kızı bu kalaba-

lığı görünce yanlarına gitmiş.”Niçin hepiniz buraya toplandınız ? ” diye sormuş.Çocuklar kızı

işaret etmişler.Peri kızı’ ‘Haydi bakalım masal zamanı” deyince herkes peri kızınin yamacına toplanmış.Peri kızı yine ”İşte bu ağacın gölgesinde demiş.”Herkes ağacın gölgesine gitmiş. Ama sadece yeni gelen kız kalmış.Peri kızı da oraya doğru giderken kız ”Peri kıziiı!”diye bağarmış.Peri kız ”Efendim küçük kız” demiş.Kız peri kıza doğru yaklaşmış.”Peri kız peri kız neden bize masal okuyorsun?” diye sormuş. Peri kız da ”Size masal okumak içimden geliyor” demiş.Kız hemen ağacın gölgesine gitmiş.Çocuklara masal okurken bir nine yanlarına gelmiş.”Kaç gündür susuzum bir damla su ile biraz ekmek verir misiniz?” diye sormuş.Kız hemen bir koşuda herşeyi hazır etmiş,nineye vermiş.Nine ”Teşekkür ederim kızım” demiş, yola koyulmuş.Meğer nine bir delikanlı imiş.

Neyse günlerden bir gün kasabaya bir genç delikanlı gelmiş.O da bütün kasabalılar gibi kızin büyusune kapilmis.Kız da delikanlıya gülümsüyormuş.Delikanlı ile kız bu arada tanışmışlar.Peri kızın yardım ettiği nine işte bu delikanlıymış.Peri kizi ile bu delikanli evlenmisler, 40 gün 40 gece dugun yapmislar…

http://www.dostyakasi.com

Etiketler:, , , , , , , ,

Nisan 5th, 2009 | in Masal diyarı | Yorum Yapin

masal21

Masal diyarı; “Hiçler Şehrinin Kızı”

(Kirman Bölgesi’nden bir masal)

Bir varmış bir yokmuş. Hiçler Şehri’nde bir kız vardı. Bir gün eli yaralandı. Yarası iyileşmeye başladıktan birkaç gün sonra, merhem ve ilaç alıp yarasına sürmek için halasına gitti. Halası, “Bende merhem yok” dedi. Onun yerine iki yumurta verdi kıza. – Bu yumurtaları pazara götürüp sat ve parasıyla attardan merhem al, dedi. Şimdi dinleyin bakın, kızacağız başından geçenleri nasıl anlatıyor: Pazara giderken yolda yumurtalarımı kaybettim. Çok üzüldüm. Elimi keseye soktum. Kesenin dibinde bir kuruş buldum. Sonra yumurtaları bulmak için o bir kuruşu bir adama verdim. Adam bana iğneden bir minare yaptı. Minareye çıktım. Şehrin dört bir yanına baktım.

Yumurtalardan birinin tavuk olup bir ihtiyarın elinde dolaştığını gördüm. İkinci yumurta horoz olmuş, bir köyde harman biçmekle meşguldü. Önce “Gidip horozu alayım”, dedim. Minareden aşağıya indim. Köye gittim. Oraya varınca horozumun kendisi için çalıştığı çiftçiye: – Horozumu ver. Ayrıca sana çalıştığı kadarının ücretini de ver dedim. Uzun tartışmalardan sonra çeltik ekili tarlanın ürününden bana bir öküz dengi hak vermesinde anlaştık. Harman kaldırıldıktan sonra yirmi beş batman pirinç benim payıma düştü. Pirinçleri götürmek istedim. Çuvalım yoktu. Bir pire öldürdüm. Derisinden çuval yaptım. Pirinçleri içine doldurup horozun sırtına yükledim. Yürümeye başladım. Çok pirincim olduğu için pirinç ticareti yapmaya karar verdim. Şehirden çıktım. İki konaklık yol gittim.Bir de baktım, horozun sırtı pirinç yükünden yara bere olmuş. Orada bulunanlara: – Bu yaranın ilacı nedir? diye sordum. – Ceviz içini kavurup horozun sırtına sürersen yarası iyileşir, dediler. Bir ceviz içini kavurdum. Yarası iyileşsin diye sırtına koydum ve yattım. Sabah uyandığımda bir de ne göreyim, horozun sırtında kocaman bir ceviz ağacı bitmiş! Çocuklar ağacın etrafına toplanmışlar, ceviz düşürüp yemek için ağaca taş ve kesek atıyorlar! Ağacın dalına çıktım. Ağaçta yüz eşek yükü taş ve kesek toplandığını gördüm. Bir keser bulup yer dümdüz olana kadar kesekleri parçaladım. Burasının salatalık ve karpuz ekimi için uygun olduğunu gördüm. Bir parça salatalık ve karpuz tohumu ektim. Ertesi sabah pek çok salatalık ve karpuz bitmişti. Bir karpuz koparıp kesmeye başladım. Karpuzu keserken çakım kayboluverdi. Belime bir hamam peştamalı bağlayıp çakımı bulmak için karpuzun içine girdim. Çok büyük ve kalabalık bir şehir gördüm orda. O şehrin çarşısına gittim. Aşçı dükkanında bir dinar verdim, biraz çorba satın aldım ve içmeye başladım. Çorba o kadar lezzetliydi ki kasesini bile yaladım. Kaseyi o kadar yaladım ki inceldi, inceldi neredeyse delinecekti. Bir de baktım ki kasenin dibinde bir kıl belirdi. Kılı alıp dışarı atmak isterken kılın ardından bir deve yuları çıktı. Yuları çektim. Arkasından yedi katar deve geldi. Develerin hepsi tam teçhizatlıydı. Birbiri ardı sıra geldiler. Çakım da en arkadaki devenin kuyruğuna bağlanmıştı. Masalımız burada bitti, ama serçecik daha evine gitmedi. ..

İran Masalları

Çeviren: Mehmet Kanar Doğan Kardeş

“Kitaplığı (YKY) – Kasım 1995″ Masal diyarı..

 

 

 

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun ingilizce masal bölümüne girmek için: ingilizce masallar