Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Facebook Sayfamız

 

Ocak 1st, 2012 | in Sesli Masal Diyarı | 12 tane yorum

Fabl türü masalların öncüsü ezop’un yazdığı, müşfik kenterin seslendirdiği Avcı ile Aslan masalının sesli/yazılı sunumuna bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Avcı ile Aslan Masalını dinlemek için aşağıdaki player tuşuna basınız.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Avcı ile Aslan Masalı

 

Avcının biri bir gün avlanmaya çıkmış. Adamın avcılıkta çok usta olduğunu bilen hayvanlar korkuyla kaçışmışlar. Her biri bir yere saklanmış ama aslan: -”Ben hiç kimseden korkmam. Geleceği varsa geöreceği de var” demiş, ve avcının karşısına geçip meydan okumuş. Avcı yayını germiş aslana nişan almış. Ok yaydan fırlamış ve gidip aslanın sırtına değip geçmiş. Avcı demiş ki: -”Bu benim habercimdir. Önce habercim gelir. Onun ardında da ben gelirim bilesin.” Canı fena halde yanan yaralı aslan, pabucun pahalı olduğunu görünce tabanları yağlamış. Aslanın kaçtığını gören tilki söylemiş: -”Sen niye kaçıyorsun? Sen avcıdan daha güçlüsün. Onu yere sermen işten bile değil. Dönde haddini bildir şunun” -” Yooo. Ben canımı sokakta bulmadım. Habercisi böyle can yakan birinin kimbilir kendi nasıldır?”

Etiketler:, , , ,

Aralık 16th, 2011 | in Türk masalları | 8 tane yorum

Fesleğenci kız

“Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde deve tellal iken, pire berber iken, anam benim beşiğimi tıngır mıngır sallar iken, uzak ülkelerin birinde ihtiyar bir çiftçi ve üç kızı yaşarmış. Birbirine büyük bir sevgiyle bağlı olan bu ailecik mutluluk içinde yaşayıp giderlerken bir gün yaşlı çiftçi hastalanıp ölmüş ve üç kızı üç gün üç gece durmadan ağlamışlar.Ama yapacak birşey yokmuş. Zavallı kızlar yoksulluk içinde kalakalmışlar.

Bir gece en küçük kız rüyasında bahçedeki fesleğen ağacının dibinde dokuz küp altın olduğunu görmüş. İlk önce kız buna pek aldırmamış ama üç gece üstüste aynı rüyayı görünce kardeşlerine durumu anlatmış. Hemen gidip fesleğen ağacının dibini kazmışlar ve gerçekten de dokuz küp altın olduğunu görmüşler. Mutluluktan birbirlerine sarılıp ağlaşan bu üç kardeş hemen kendilerine sarayın karşısında güzel bir ev yaptırmışlar ve fesleğeni de oradaki bahçelerine dikip her gün sırayla sulamaya başlamışlar.

Meğerse padişahın yakışıklı mı yakışıklı, akıllı mı akıllı oğlu da her gün balkondan merakla bu üç kızı izlermiş. Bir akşam büyük kız bahçede fesleğeni sularken padişahın oğlu dayanamayıp kıza laf atmış: “Fesleğenci kız, fesleğenci kız! Gece gündüz fesleğen sularsın, fesleğenin yaprağı kaç?” Kız hem utancından hem de yanıtı bilemediğinden hemen içeri kaçmış. Diğer akşam ortanca kız çıkmış bahçeye ve fesleğeni sulamaya başlamış. Padişahın oğlu ona da laf atmış: “Fesleğenci kız, fesleğenci kız! Gece gündüz fesleğen sularsın, fesleğenin yaprağı kaç?” Ortanca kız da ablası gibi utanmış ve cevap vermeden içeri kaçmış.

Derken diğer akşam küçük kız çıkmış fesleğeni sulamaya. Padişahın oğlu aynı soruyu ona da sormuş: “Fesleğenci kız, fesleğenci kız! Gece gündüz fesleğen sularsın, fesleğenin yaprağı kaç?” Küçük kız çok akıllı ve zeki bir kızmış ve bu uyanık oğlanın cevabını hemen vermiş: “Ağasın beysin paşasın, gece gündüz camdan bakarsın, gökte yıldız kaç?”

Padişahın oğlu bu akıllı olduğu kadar da güzel olan kızdan o kadar etkilenmiş ki, hemen oracıkta ona aşık oluvermiş. Kırk gün kırk gece düğün dernek yapılmış, prensle fesleğenci kız mutlulukların en yücesine çıkıp oturmuş, fesleğen ağacı da aşk bahçesinde sevgiyle beslenip büyümüş.

Ben de düğünlerine vardım, bana 3 fesleğen yaprağı verdiler, biri benim, biri bu masalı okuyanın, biri de bu masalı dinleyenlerin yüreğine mutluluk versin.”

Etiketler:, , , , ,

Ekim 19th, 2011 | in Masal diyarı | 17 tane yorum

Bayramlık

O bayram Enes ve Merve’nin keyfine diyecek yokmuş doğrusu. Bu denli sevinçli olmalarının tam tamına dört nedeni varmış.
Birincisi; Haluk amcaları, Gülgün yengeleri ve en önemlisi de kuzenleri Gamze ablaları ile Mehmet’in o bayram tatilinde Ankara’dan İstanbul’a onlara konuk gelmeleri imiş.
Gamze abla, Enes ve Merve’den çok büyükmüş. Bu yıl üniversiteye başlamış. O onbeş yaşında güzeller güzeli bir genç kızmış. Mehmet ise ilkokul dördüncü sınıfa gidiyormuş. Enes’ten iki yaş küçük, Merve’den iki yaş büyükmüş. Mehmet her iki kardeşle de çok iyi arkadaşmış. İşte Enes ve Merve’nin bu kadar mutlu olmalarının birinci nedeni buymuş.
İkinci nedeni ise; bayramlaşmaya gittiklerinde akrabaları onlara o kadar çok bayramlık vermişler ki rüyalarında görseler inanmazlarmış.
Eve döndüklerinde Enes, Merve ve Mehmet paraların durup durup sayıp ceplerine yerleştiriyorlarmış. Sonunda Enes ve Merve’nin annesi Semiha hanım:
- Çocuklar dikkat edin paralarınızı kaybetmeyin, yazık olur; az para değil demek zorunda kalmış.
Babaları Serhat bey de:
- Paranızı ıvır zıvıra harcamazsanız siz akşam üstü Tatilya’ya götürürüz demiş.
Tatilya sözünü duyan bu üç sevimli yaramaz seslerinin bütün gücüyle `yaşasın’ diye haykırıp havalara sıçramışlar. Tatilya istanbul da bir eğlence merkeziymiş. İşte çocukların sevinçli olmasının üçüncü sebebi de buymuş.
Bu üç sevinçli olaydan ötürü çocuklar evin içerisinde oradan oraya koşup her türlü yaramazlığı yapmışlar. Gürültüye daha fazla dayanamayan Mehmet’in annesi Gülgün Hanım:
- Hadi bakalım topunuzu alın, birazda dışarıda oynayın. Kimsede kafa bırakmadınız, bizde zaten birazdan birkaç akrabayı daha ziyarete gideceğiz, demiş.
Çocuklar dışarı çıkınca Gamze’ye çocuklara göz kulak olmasını tembih edip, sonrada çıkıp gitmişler.
Enes Mehmet ve Merve top oynarlarken Gamze de bahçe duvarının üzerine oturmuş onları seyre koyulmuş.
Bir ara Gamze’nin gözüne bir şey ilişmiş. Karşı bahçenin duvarının üzerinde on-oniki yaşlarında, eski giysili bir çocuk oturmuş hem çocukların oyunlarını seyrediyor, hem de sessizce içini çeke çeke ağlıyormuş.
Gamze bu zavallı çocuğa çok acımış, aklından `herhalde onun oyun oynayacak topu yada arkadaşı yok, çocuklara katılmaya da cesaret edemiyor bu yüzden ağlıyor’ diye geçirmiş. Sonra da çocukları çağırarak o zavallı çocuğu da oyunlarına dahil etmelerini istemiş.
Enes, Merve ve Mehmet hemen koşarak çocuğun yanına gitmişler. Mehmet çocuğa ismini sormuş, çocuk başını iyice kollarının arasına gömerek zor duyulur bir sesle;
- `Mustafa’ demiş.
Mehmet:
- Neden ağlıyorsun Mustafa? Oyun oynamak istiyorsan bizimle oynayabilirsin, yoksa bu yüzden mi ağlıyorsun diye sormuş.
Mustafa:
- Hayır ben onun için ağlamıyorum, oyun oynamakta istemiyorum, demiş.
Çocuklar:
- Peki o halde neden ağlıyorsun? demişler.
Mustafa:
- Benim kardeşim çok hasta. Doktora götürecek, ilaç alacak paramız yok. Kardeşim ölür diye üzülüyorum onun için ağlıyorum diye cevap vermiş.
Merve:
- Senin annen, baban yok mu? Üzülme onlar kardeşini doktora götürür, ilaç alırlar kardeşin iyileşir demiş.
Mustafa:
- Babam çalışmıyor, iş aradı bulamadı. Bazen inşaatlarda çalışıyor, onunla da ancak karnımızı doyurabiliyoruz. Kardeşimi doktora götürecek, ilaç alacak paramız yok demiş.
Bu sözleri duyan Mehmet hemen elini cebine atmış, tüm parasını çıkarıp, Mustafa’ya uzatmış. Enes ile Merve de paralarını vermek üzere imişler ki Gamze ablaları yanlarına gelerek neler olup bittiğini sormuş. Çocuklar Mustafa’nın söylediklerini Gamze’ye anlatmışlar.
Gamze:
- Çocuklar öyle olmaz, durun bakalım demiş ve Mustafa’ya evlerinin nerede olduğunu sormuş.
Mustafa çok yakında yıkık dökük gecekondu gibi bir evi göstererek:
- İşte burada oturuyoruz demiş.
Gamze Mustafa’ya gidip babasını çağırmasını söylemiş. Mustafa sevinçle evlerine koşup babası ile çıkagelmiş. Gamze olanları bir de Mustafa’nın babasından dinlemiş. Mustafa’nın doğru söylediğini anlayınca hem Gamze hem de diğer çocuklar paralarını bu yoksul adama vermek istemişler. Ama yoksul adam:
- Olmaz paranızı alamam. Sonra anneleriniz ve babalarınız sizden bu parayı zorla aldığımı düşünürler demiş.
Gamze:
- Ama neredeyse akşam olacak, çocuğunuzu doktora götürmezseniz tehlikeli olmaz mı? diye sormuş.
Zavallı adamcağız:
- Bilmiyorum belki de tehlikeli olabilir, ama elden ne gelir demiş.
O zaman Gamze:
- Sen bu paraları al annemiz babamız bize kızsa da zararı yok. Bir can kurtarmak daha önemli deyip paraları zorla adama vermişler. Adam sevinerek yanlarından ayrılmış.
Az sonra çocukların anne ve babaları misafirlikden dönmüşler. Onların böyle süklüm püklüm suç işlemiş gibi oturduklarını görünce yanlarına gelip sebebini sormuşlar.
Gamze olayı bütün ayrıntıları ile anlatmış. Her iki aile de çocuklarının bu davranışından ötürü gurur duymuş onları tebrik etmişler.
O bayram Gamze, Enes, Mehmet ve Merve Tatilya’ya gidememişler ama iyilik yapmanın mutluluğunu duymuşlar.
İşte çocukların dördüncü sevinçlerinin sebebi de buymuş.

Etiketler:, , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun ingilizce masal bölümüne girmek için: ingilizce masallar