Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Reklamlar

 

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Bağlantılar

Meta

 

Haziran 21st, 2009 | in La Fontaine Masalları | Yorum Yapin

kurt-ile-tilki

Kurt ile Tilki

Bir leylek geçiyormuş bereket versin,
Allem kallem anlatmış derdini;
Koşmuş imdadına leylek.
Kuş değil cerrah mübarek;
Gaga dersen makastan iyi.
Soktuğu gibi gırtlağına,
Çıkarıvermiş kemiği. 
Tamam, deyip ücretini istemiş.
Ne ücreti? Demiş kurt.
Alay mı ediyorsun babalık?
Canını kurtardığım yetmiyor da
Bir de ücret ha?
Ağzıma girmişken kafan,
Bir kapsam ne olurdun?
Bu ne nankörlük be!
Çekil git, bir daha da elime düşme. ..

La Fontaine masalları

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

Nisan 30th, 2009 | in La Fontaine Masalları | Yorum Yapin

iki katir masali

iki katır


İki katır yürüyormuş yan yana, biri yulaf yüklüymüş, biri para.Köylülerden tuz vergisi toplamışlar, koca bir heybe dolusu mangır.

Para yüklü katırda bir çalım bir çalım sormayın, başı havalarda… Boynunda çıngırak şıngır mıngır, sanırsınız bütün paralar onun, zengin havalarında bizimkisi, zenginler gibi bir sağa çalım yapıyor…

Bu böyle sürüp giderken, eşkıyalar sökün etmiş birdenbire; Kendine zengin havası veren o katırın üstüne çullanmışlar tabi. Yakalamışlar durdurmuşlar bizimkini. Katır savunmaya başlamış paraları, eşkıyalarda vurmuş sopayı.

Ve o zaman ağlamış katır, dert yanmış sağa sola:
- Ben böyle mi olacaktım, demiş. Yulaf yüklü katıra bakıp iç geçirmiş. Ona bir fiske bile vurulmasın, ben böyle sürükleneyim yerlerde. Yulaf yüklü katır, arkadaşının sırtını sıvazlamış:
- Yüksek işler, iyilik getirmez her zaman; yulaf taşımakla kalsaydın benim gibi, başına bu bela gelmezdi.

La fontaine masalları masal diyarında…

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Nisan 18th, 2009 | in Masal diyarı | Yorum Yapin

aslan-ile-sinek

Aslan ile sinek


Bir gün aslan bir sineğe kızıp bağırmıştı:
-Defol git, cılız sinek!
Sinek ise hiç altta kalmadan aslana savaş ilan etmişti:
-Sen krallık ünvanınla beni korkutacağını mı sandın? Öküz senden daha iri olduğu halde, benden öyle korkuyor ki Sabahtan akşama kadar kuyruğunu sallayıp benden kurtulmaya çalışıyor ama bir türlü benimle başedemiyor
Sinek bu sözlerinin ardından hemen işbaşı yapıp aslanın vücudunun çeşitli yerlerini ısırmıştı Daha da ileri gidip yelesinin içerilerine kadar girip ormanların kralı olan o heybetli hayvanı çileden çıkarmayı başarmıştı
Hayvanların kralı köpürmüş, sinirinden ne yapacağını bilemez bir hale gelmişti Diğer havyanlar onun bu halinden korkup, kaçacak delik aramaya başlamışlardı
Ancak ormanlar kralı bir sineğin oyuncağı olmuştu Evet ufacık bir sinek onu birçok yerinden ısırarak hırpalamıştı Bu nedenle aslanın kızgınlığı son noktasına varmıştı Nasıl kızgın olmasın ki; küçücük düşman galip gelmiş, kendisiyle gülerek alay etmişti Kendisinin güçlü pençeleri, keskin dişleri, herkesi korkutan heybeti o küçücük hayvan karşısında işe yaramamıştı
Bu durum karşısında aslan öfkeden yırtınmış, kuyruğunu havada sallamış ama birşey yapamamış, öfkesinden yorulmuş, bitkin bir halde çöküp kalmıştı
Sinek ise küçücük cüssesiyle savaşı zaferle bitirmişti Bu zaferi herkese duyurmak istemişti Bunun için de büyük bir heyecanla diğer hayvanların yanına gitmek için öne doğru atılmış ancak bir örümceğin ağına takılıp kalmıştı Zaferden adeta başı dönen sinek de gururlanmanın cezasını böylece hayatıyla ödemişti..

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Nisan 18th, 2009 | in Masal diyarı | Yorum Yapin

la-fonten-masal

Kurbağa ile Korkak Tavşan

Ormanların en korkak hayvanı tavşanmış. Yaprak kımıldasa hemen saklanacak yer ararmış. Ona bu kadar korkak olmaması gerektiğini söylüyorlarmış ama bu sözde pek işe yaramıyormuş. Kendisinden çok daha küçük hayvanların ormanda korkusuzca gezdiğini gören tavşan korkaklığına daha bir üzülürmüş.

Bir gün tavşan ormanda gezintiye çıkmış. Tabii buna gezinti denirse. Korka korka, saklana saklana yüreği ağzına gelerek yürüyormuş ormanda. Tam gölün kıyısına geldiğinde virak virak diye bağırarak suya atlayan kurbağalar görmüş. Buna çok şaşırmış. Çünkü kurbağalarda kendisinden korktukları için suya atlıyorlarmış. Tavşan o an anlamış ki ormanda kendisinden daha korkak hayvanlarda var.

O günden sonra tavşan korkusunu az da olsa yenmeyi başarmış…

La fontaine ( la fonten ) masalları

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

Nisan 18th, 2009 | in Masal diyarı | Yorum Yapin

kurt-ile-leylek

Kurt ile Leylek

Bir leylek geçiyormuş bereket versin,
Allem kallem anlatmış derdini;
Koşmuş imdadına leylek.
Kuş değil cerrah mübarek;
Gaga dersen makastan iyi.
Soktuğu gibi gırtlağına,
Çıkarıvermiş kemiği. 
Tamam, deyip ücretini istemiş.
Ne ücreti? Demiş kurt.
Alay mı ediyorsun babalık?
Canını kurtardığım yetmiyor da
Bir de ücret ha?
Ağzıma girmişken kafan,
Bir kapsam ne olurdun?
Bu ne nankörlük be!
Çekil git, bir daha da elime düşme…!

La Fontaine masalları

Etiketler:, , , , , , , , ,

Nisan 18th, 2009 | in La Fontaine Masalları | Yorum Yapin
la-fonten1
Tilki İle Leylek / La Fonten masalları

Tilki hocanın iyiliği tutmuş bir gün
Hacı leyleği yemeğe buyur etmiş
- Ama, demiş tilki, bizde misafir
Umduğunu değil bulduğunu yer.
Meğer tilkinin cimrisi hepsinden betermiş
Bir çorba çıkarmış topu topu
O da sulu mu sulu
Hem nerden getirse beğenirsiniz? Tabakta.
Leylek gagasıyla uğraşadursun
Tilki bitirmiş hepsini bir solukta.
Leylek . kızmış, ama çekmiş sineye.
Bir zaman sonra
O da tilkiyi buyur etmiş yemeğe.
- Hay hay, demiş tilki, nasıl gelmem?
Ben dostlara naz etmesini sevmem.
Tam saatinde gelmiş.
Leyleğe türlü diller dökmüş.
Şu güzel bu güzel,
Hele yemeğin kokusu
Gel iştahım gel!
Gerçi tilkilerin iştahı
Pek nazlı değilmiş ama
Et kokusu başka şeymiş.
- Kuşbaşı galiba, demiş
Bayılırmış etin böylesine
Hele kıvamında pişmişine.
Derken yemek sofraya gelmiş,
Gelmiş ama nasıl?
Kokusunu al, eti arada bul!
Dar boğazlı upuzun bir çömlek içinde
Tam leyleğin gagasına göre
Tilki burnunu burgu etse nafile.
Kısmış kuyruğunu evine dönmüş.
Aç kaldığına mı yansın
Bir kuşa rezil olduğuna mı?
El alemi aldatanlar
Bu masal size:
Bir gün sizi de sokarlar
Kurduğunuz kafese ….

La fontaine masalları..

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Nisan 18th, 2009 | in La Fontaine Masalları | Yorum Yapin

jean_de_la_fontaine1

Jean de La Fontaine 
1621-1695
   
 
17. yy şiirine damgasını vurmuş ünlü fabl yazarı.

 
Jean de La Fotaine, 8 Temmuz 1621′de Fransa’da Chateau-Therry’de doğdu. Babası Charles de La Fontaine, bir düke ait Chateau-Thierry’de polis muaviniydi. Annesi Françoise Pidoux ise orta halli bir aileden gelmekteydi. La Fontaine, ailenin en büyük çocuğu idi. Reims’de eğitimine başladıktan sonra 1641 yılının Mayıs ayında Saint-Magloire Okulu’na geçti. Avukat olma yolunda eğitimine devam etti.
1647 yılında babasının isteği üzerine 14 yaşında olan Marie Héricart ile evlendi. Marie, genç ve güzel olmasına rağmen La Fontaine’nin sevgisini kazanmayı başaramadı. Etrafda dedikoduların artması üzerine La Fontaine, bir süreliğine evden uzaklaştı. Bundan sonra hayatını Paris’te geçirmeye devam etti. Karısı ise Chateau-Thierry’de kaldı. Tek oğulları ise annesinin yanında eğitim almaya başlamıştı.

La Fontaine, evliliği bozulmadan önce de Paris’e birkaç defa gitmişti ancak o zamanlar Paris henüz gelişmekte olan küçük bir yerdi. Şair François de Malherbe’nin şiirleri ile tanışmasıından sonra içinde inanılmaz bir edebiyat aşkı doğmuştu. 1654 yılında ilk çeviri eseri “Eunuchus of Terence” yayımlandı. Bu çeviriden aldığı bir miktar parayı ailesine gönderdi. Ancak Paris’te kendi maddi durumu hiç iyi değildi. Hatta kendine ait bazı eşyaları elden çıkarmak durumunda kalmıştı. Kısa bir süre sonra kısa bölümlerden oluşan baladı “Les Rieurs de Beau-Richard”ı yazdı.

Şanssızlığı ve yoksulluğu onu yazmaya daha da itiyordu. Kısa süre içinde yazdığı şiirlerin ve baladların sayısı arttı. 1673 senesinde tanıştığı Madam de La Sabliére, onun hayatının değişmesini sağladı. Bu zamana kadar Paris’te yoksulluk içinde şiirlerini yazan La Fontaine, artık Madam de La Sabliére’nin himayesine girerek, ilim adamları, felsefeciler ve ünlü yazarlarla tanışma fırsatı buldu.

Diğer yazarlar tarafından masal yazarı olarak görülse de La Fontaine’nin bir çok şiiri de bulunmaktadır. Yazdığı masallarda hayvanlara ahlaki değerler ve kişilik karatarak bazı kişileri tenkid etmiş ve ahlaki dersler vermiştir. Edebiyatta teşhis ve intak sanatını kullanmıştır. Bu tarz eserleriyle döneminde geç üne kavuşan La Fontaine, eserlerinde iyi ile kötüyü ayırt edici şekilde belirtir.

La Fontaine’nin masalları toplamda 238 adet olup, bunlar 12 kitapta toplanmıştır. 1668′de basılan ilk kitapta toplam 124 masal vardı. İkinci cild 1678′de en son kitap ise 1694′te basılmıştı. Masal ve şiirlerinin yanında roman ve piyes çalışmaları da olmuştu. 1695 yılında “Kontes” adlı şiirli hikayesi sayesinde Fransız Akademisi’ne kabul edilmişti. Kısa bir süre sonra 13 Nisan 1695′te Paris’te öldü.

Eserleri Türkçe’ye Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir. ..

Masalların büyük bîr çoğunluğu, ünlü Hint filozofu Beydaba‘nın Kelile ve Dimne adlı eserinden alınmıştır. La Fontein, bu hikayeleri kendisinden de bir şeyler “katarak” eğitici masallar haline getirmiştir. Aynı zamanda, La Fontein masalları kendi yaşadığı dönemin olayları ile de bağdaştırılarak, insanlara eğitici mesajlar verilmeye çalışılmıştır.

La Fontein Masalları Örnekleri:

Ağustos Böceği ile Karınca:

Cırcırböceği çaldı saz,
Bütün yaz.
Derken kış geldi çattı.
Seninkinde şafak attı. ı
Baktı ki yok hiç yiyecek,
Ne bir sinek, ne bir böcek;
Kalktı karıncaya gitti;
Yandı, yakıldı, ah etti. ,
Üç beş buğdaydan ne çıkar,
Gelecek mevsime kadar
Birkaç tane borç istedi.
“İnayet buyurun,” dedi.
“Yemın-i billah ederim,
Eylüle kalmaz öderim.”
İşin kötüsü, karınca
Borca hiç alışmamışh;
Bu ricacıya çıkıştı;
“Ne yaptınız yaz boyunca?”
“Ne mi yaptım? Saz çaldım, saz!”
“Ya öyle mi? Demek ki siz Yazı sazla geçirdiniz . Şimdi de oynayın biraz”

Tamah:Ağzında kemik, geçerken sudan, Bir köpek kendi aksini görür. Başkasını sanır karşıda duran, Köpeğin tamah, gözünü bürür. “Ne güzel bak, der; ondaki kemik, Şüphesiz benim daha çok çevik.” Ağzını açıp o hücum eder, Kemiği fakat ağzından gider. Tamaha düşen ne olur bakın; Açgözlü haris olmayın sakın.

LA FONTAINE ESERLERİ: 1. Ağustosböceği ile Karınca
2. Karga İle Tilki
3. Kurt ile Kuzu
4. Tavşanla Kaplumbağa
5. Kurt ile Köpek
6. Tilki ile Leylek
7. Horoz ile Tilki
8. Kedi ile Fareler
9. Kurt ile Leylek
10. Tarla Faresi ile Kent Faresi
11. Kurbağa ile Korkak Tavşan
12. Güvercin ile Karınca
13. Değirmenci Oğlu İle Eşeği


Renkli, resimli. Titiz bir anlayışla her bir eser, pedagojik kriterler doğrultusunda incelendi; çocukların ruh dünyasında olumsuz izler bırakabilecek ifadelerden arındırıldı ve üsluplandırıldı. Kitaplarımız, alanında uzman çizerlerce resimlendi. Sonunda ortaya çocukların beğeniyle okuyacakları; kapağı, cildi ve sayfaları rengârenk, şipşirin ve sağlam metinli kitaplar ortaya çıktı.

Bir zamanlar geçimini odunculuk yaparak sağlayan bir adam varmış.Günün birinde dağda odun keserken, bir koyun sürüsünün kendisine doğru geldiğini görmüş.”Belkide sahipleri yoktur, şunlardan birini alırsam” diye aklından geçirmiş…

Kente yerleşen köy faresi, köydeki akrabasını görmeye gelmiş. Akrabası onu çok severmiş. Candan karşılayıp ağırlamış. Yedirmiş, içirmiş. İçten bir konukseverlik göstermiş.

Bildiğiniz gibi.Ağustosböceği ötücü bir böcektir.Gün boyunca durmadan öter.Ömrünü, sürekli ötmekle geçirir.Ayrıca tembellikle de ün sahibidir…

Köylünün biri, bir gün pazara gitmiş. Amacı kümesi için yeni bir tavuk almakmış. Ama o, her gün yumutlayan bir tavuk peşindeymiş. Nihayet aradığı tavuğu bulmuş. Parasını verip, tavuğu almış.

Yazın cırcır böceği
Gördünüz mü çocuklar?
Görünmekten hoşlanmaz;
Öter ha öter, durmaz.

Cırcır da cırcır, cırcır!
Cırcır da cırcır, cırcır!

Etiketler:, , , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun