Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Facebook Sayfamız

 

Eylül 22nd, 2011 | in Masal diyarı | 6 tane yorum

Dört Kelebek

Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

-Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş… Demiş ki:

-Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş:

-Ve bu ateş yakıcı bir şey!

Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.

ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş…

Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş… Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Temmuz 23rd, 2011 | in Çocuklar için | 7 tane yorum

Karagöz – Hacivat konuşmaları

İftarın Böylesi

(İki arkadaş yolda karşılaşırlar.)

HACİVAT – Aman efendim, canım efendim! Böyle nereden gelip nereye gidiyorsun Karagöz’üm?

KARAGÖZ – Hay hay, dereden gelip dereye gidiyorum. Hacı Cavcav!

HACİVAT – Hah hah hah!… Seninle anlaşıp konuşmak için bin düşünüp bir söylemek lâzım… Söylediklerime hemen de neler bulup benzetiyorsun, neler uydurup yetiştiriyorsun!

KARAGÖZ – Köftehor, benzettiklerimle uydurduklarım hoşuna gitmiyorsa başka arkadaş bul kendine!

HACİVAT – Canım yalnız benim değil, bütün dünyanın hoşuna gidiyor amma bazen de insanın canını sıkıyorsun?

KARAGÖZ – Beni rahat bırak da kendi yoluna git!

HACİVAT – Ne demek efendim, konuşa konuşa beraberce gidiyoruz işte… Şu mübarek Ramazan gününde bakıyorum çok neşelisin!

KARAGÖZ – Hiç sorma Hacı Cavcav, öyle neşeliyim ki içimden seni güle oynaya bir güzel pataklamak geliyor.

HACİVAT – Karagöz’üm bırak şimdi şakadan pataklama laflarını da yüzünde güller açıyor.

KARAGÖZ – Haklısın, yüzümde güller açıyor, kulaklarım karanfil saçıyor, burnumda menekşeler uçuyor.

HACİVAT – Aman Karagöz’üm, maşallah, ne güzel şair gibi konuştun.

KARAGÖZ – Hay hay, istersem Mahir gibi, istersem Karagöz gibi konuşurum.

HACİVAT – Her neyse, Ramazan’la aranız nasıl bakalım?

KARAGÖZ – Çok iyiydi amma dün bozuştuk Hacı Cavcav!

HACİVAT – Vah vah, ne oldu da orucu bozdun canım?

KARAGÖZ – Pataklarım ha, ne oruç bozması?

HACİVAT – Efendim “Dün bozmuştuk!..” demedin mi?

KARAGÖZ – Köftehor, bakkal Ramazan’ı sormadın mı? Tam Ramazan başında veresiyeyi kesti de aramız bozuldu.

HACİVAT – Allah iyiliğini versin, ben o Ramazan’ı söylemiyorum. Yani oruçla, iftarla aran nasıl?

KARAGÖZ – Benim aram çok iyi de cüzdanımın arası yok!

HACİVAT – Hah hah hah!… Aman Karagöz’üm beni güldürmesen olmuyor. Ramazan’dan sonra sana iyi bir iş bulurum, borçlarını da ödeyip rahat edersin…

KARAGÖZ – Allah razı olsun Hacı Cavcav!

HACİVAT – Cümlemizden efendim… İnsanlık öldü mü? şurada yediyüz küsür yıllık dostluğumuz var.

KARAGÖZ – Aman birader, dostluk dedin de aklıma geldi. Bizi bu akşam iftira davet etsene!

HACİVAT – Canım ben zaten davet edecektim amma… Sen iftira kendini zorla davet ettiriyorsun.

KARAGÖZ – Pataklarım ha, sana yardım ediyorum.

HACİVAT – Canım efendim, iftira gelmek için aramızda teklif mi var?

KARAGÖZ – Aman ne iyi Hacı Cavcav! (Vurur.)

HACİVAT – Karagöz’üm ne vuruyorsun?

KARAGÖZ – Öyleyse sahura da davet etsene! (Vurur.)

HACİVAT – Efendim vurmaya ne lüzum var, sahura da buyurun!

KARAGÖZ – Hangi iftira, hangi sahura buyuralım Hacı Cavcav?…

HACİVAT – İkisine de istediğiniz zaman buyurun!…

KARAGÖZ – Köftehor, dün akşam yatakları da sırtlanıp geldik ama evde yoktunuz?

HACİVAT – Şey Karagöz’üm… Biz de iftira davetli idik ama haber verseydiniz gitmezdik…

KARAGÖZ – Öyleyse her akşam evde durun!

HACİVAT – Canım öyle şey olur mu?

KARAGÖZ – Pataklarım ha!… Başka yere davetli olsak bile oradan çıkıncı size yine geliriz.

HACİVAT – Karagöz’üm her akşam beklenir mi?

KARAGÖZ – Beklemezseniz bizim iftar payımızı hergün gönderin!

HACİVAT – Eh, bu daha iyi… Şey, iyi de dün akşam yataklarınızla neden geldiniz anlayamadım?

KARAGÖZ – Köftehor, sahura da kalkacaktık… O saatten sonra eve gidecek hâlimiz yok ya… Yatak sırtımızda yollarda mı uyuyalım? (Karagöz gider.)

Etiketler:, , , , , , , ,

Temmuz 23rd, 2011 | in Çocuklar için | 2 tane yorum

Karagöz – Hacivat Söyleşmeleri

Ramazan İkramı

(Hacivat, arkadaşını kapıda karşılar.)

KARAGÖZ – Merhaba Hacı Cavcav!…

HACİVAT – Ooooo, Merhaba merhaba! Dükkânıma hoş geldin, safalar getirdin Karagöz’üm!

KARAGÖZ – Sopalar falan getirmedim.

HACİVAT – Efendim, sözlerimi hemen yanlış anlamaya başladın. Sopalar olur mu! “Sâfalar getirdin!” dedim. Yani seni görünce rahatladım ve çok sevindim demektir.

KARAGÖZ – Âmin, âmin!…

HACİVAT – Hele otur bakalım! Biraz dertleşelim.

KARAGÖZ – Hay hay, biraz dert deşelim ama sen önce dükkânına gelen misâfire ikramını yapsana!

HACİVAT – Aman Karagöz’üm, sen şaşırdın mı?

KARAGÖZ – Şimdi seni bir güzel pataklarsam, görürsün kimin şaşırdığını!…

HACİVAT – Allah Allah?… Şaka mı yapıyorsun, yoksa benimle alay mı ediyorsun?

KARAGÖZ – İkisi de değil…

HACİVAT – Karagöz’üm Ramazan’dan haberin yok mu?

KARAGÖZ – Var… Şimdi eve gitti.

HACİVAT – O Ramazan değil, şu bildiğimiz Ramazan… Hani yılda bir kere geliyor ya!

KARAGÖZ – Haaa, Almanya’daki Ramazan’ı mı soruyorsun? Anasına mektup yazmış da mayısta gelecekmiş…

HACİVAT – Allah iyiliğini versin, mübârek günde yine benim sinirlerimi bozmaya başlıyorsun.

KARAGÖZ – Köftehor , asıl sen benim sinirlerimi bozacaksın! Geçende uğradım da, hemen “Sana ne ikram edeyim Karagöz Beyefendi?” demedin mi?

HACİVAT – Canım dedim ama o zaman Ramazan gelmemişti.

KARAGÖZ – Köftehor, Ramazan’dan bana ne? Ona da geldiği zaman ayrı ikramını yaparsın!

HACİVAT – Yârabbi bana Ramazan sabrı ver!

KARAGÖZ – Sabri’yi falan karıştırma da ikramını yap!

HACİVAT – Allah Allah… Hem anlayamıyorum, hem de anlatamıyorum galiba! Yani sana şimdi çay kahve, ayran falan ikram etsem utanmadan içecek misin?

KARAGÖZ – Hele sen ikram et de görürsün ne olacağını!

HACİVAT – Oruç değil misin, nasıl içeceksin?

KARAGÖZ – Hacı Cavcav, oruç senin başına mı vurdu? Ben onları içeceğim dedim mi? Senden çay, kahve, ayran falan istedim mi?

HACİVAT – Aman Allah’ım aklım karmakarışık oldu. Pekâlâ ne istiyorsun Karagöz’üm?

KARAGÖZ – Benim gönlümden ne koparsa onu ikram et birâder?

HACİVAT – Senin gönlünden ne kopuyorsa söyle de ikram edeyim öyleyse?

KARAGÖZ – Hah şimdi adam oldur! Benim gönlümden yarım kilo zeytin, peynir, bir avuç hurma, iki pide falan kopuyor Hacı Cavcav!

HACİVAT – Canım efendim yine anlayamadım? Tamam bunları ikram edeyim amma, ne biçim oruçsun, buraya öğlen yemeğine mi geldir?

KARAGÖZ – Hay hay, öğlen yemeğine geldim.

HACİVAT – Olmaz efendim, beni de günaha sokacaksın!

KARAGÖZ – Pataklarım ha! Bilmiyor musun, biz Ramazan’da öğle yemeğini de akşam yiyoruz.

HACİVAT – Öyle söylesene!… Demek ağzın kapalı?…

KARAGÖZ – Hay hay, ağzım, burnum, gözlerim, kulaklarım, kapalı amma seni pataklamak için ellerim kaşınmaya başladı.

HACİVAT – Efendim, elini kaşındıracak ne var? Ramazan’dan sonra bir gün uğra da istediğin ikramı yapayım.

KARAGÖZ – Olmaz Hacı Cavcav!… Ağzım kapalı diye Ramazan ikramından kaçarsan ben sana dayak ikram ederim.

HACİVAT – Canım, anladım amma böyle ısmarlama ikram olur mu? bir çay ikramı nerede, saydıkların nerede?…

KARAGÖZ – Köftehor, sen onları bana ikram edeceksin, ben iftarda sahurda benim hanım ile çocuklara ikram edeceğim.

HACİVAT – Hah hah hah! Öyle söylesene!… (Karagöz gider.)

Etiketler:, , , , , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun ingilizce masal bölümüne girmek için: ingilizce masallar