<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Masal diyarı &#187; kelile ve dimne</title>
	<atom:link href="http://www.masaldiyari.net/tag/kelile-ve-dimne/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.masaldiyari.net</link>
	<description>Masallar diyarı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 20:36:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Derviş ve Misafiri</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/dervis-ve-misafiri</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/dervis-ve-misafiri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 14:59:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş ile Misafiri]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş ve Misafiri]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş ve Misafiri masalı]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1520</guid>
		<description><![CDATA[Derviş ve Misafiri Evinde ömrünü ibadetle geçiren bir derviş varmış.Günün birinde bu dervişe bir misafir gelmiş.Derviş de misafiriyle birlikte hurma yemiş.Misafir hurmayı beğenerek demiş ki; “Bu ne tatlı hurma, bizim memleketin toprağı bu çeşit hurmayı yetiştirmeye uygun değildir.Üstelik sizin memleketinizin meyvesi bol olduğundan bu hurmaya ihtiyacınız yoktur.Dolayısıyla bu zahmetten vazgeçmeniz daha doğrudur.Zahmetiniz de zaten boşa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/12/masallar.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1521" title="masallar" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/12/masallar.jpg" alt="masallar" width="294" height="400" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Derviş ve Misafiri</strong></span></p>
<p><strong>Evinde ömrünü ibadetle geçiren bir derviş varmış.Günün birinde bu dervişe bir  misafir gelmiş.Derviş de misafiriyle birlikte hurma yemiş.Misafir hurmayı  beğenerek demiş ki; “Bu ne tatlı hurma, bizim memleketin toprağı bu çeşit  hurmayı yetiştirmeye uygun değildir.Üstelik sizin memleketinizin meyvesi bol  olduğundan bu hurmaya ihtiyacınız yoktur.Dolayısıyla bu zahmetten vazgeçmeniz  daha doğrudur.Zahmetiniz de zaten boşa gidecektir.Bilirsiniz ki olmayacak bir  işin peşinde koşmaktansa olacak bir işin peşinde koşmak gerekir.</strong></p>
<p><strong>Meğer bu derviş İbranice konuşuyormuş ve misafir onun bu tatlı  konuşmasından etkilenmiş ve hoşlanmış.O da bu dili derviş gibi konuşmak için  günlerce uğraşmış.<br />
Derviş onun bu haline bakarak;<br />
“Yahu demiş, senin  kendi ana dilini bırakarak İbraniceyi öğrenmeye heves etmen karganın macerasına  benziyor.”<br />
Misafir sormuş:<br />
“O da ne demek?”<br />
Derviş de cevap  vermiş:<br />
Derler ki: Karganın biri serçenin yürüyüşüne bakmış ve onun sekerek   yürüyüşünü beğenerek onu taklide özemiş.Fakat ne kadar uğraşmışsa da o yürüyüşe  alışamamış ve vazgeçerek eskisi gibi yürümek istemiş.Fakat bunu da becerememiş  ve kuşların en kötü yürüyeni olmuş.<br />
Sende kendi bildiğin dilini bırakarak  İbranice konuşmaya uğraşıyorsun,fakat dilin İbraniceye yatkın değil.Korkarım ki  İbraniceyi öğreneyim derken kendi dilini de şaşıracaksın ve zamanla herkes seni  ayıplayacak.</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kelile ve dimne</span><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/dervis-ve-misafiri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehzade ile Arkadaşları</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/sehzade-ile-arkadaslari</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/sehzade-ile-arkadaslari#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 14:45:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[şehzade ile arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[şehzade ve arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[şehzade ve arkadaşları masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1516</guid>
		<description><![CDATA[Şehzade ile Arkadaşları Biri şehzade, biri tacir zade biri asilzade, biri çiftçizade dört genç bir yolda buluşmuşlar.Dördü de ihtiyaç içindelermiş.Dördü de üst başlarından başka bir şeye sahip değillermiş.Aç ve yorgun bir haldelermiş.Bunlar bu zor durumda ne yapacaklarını düşünmekteydiler.Her bir ikendi yapısına göre bir şey söylüyordu. Şehzade: “Dünyanın her işi kaza ve kadere bağlıdır.Kazaya rıza göstermekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/12/sehzade-ile-arkadaslari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1517" title="sehzade-ile-arkadaslari" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/12/sehzade-ile-arkadaslari.jpg" alt="sehzade-ile-arkadaslari" width="167" height="248" /></a></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Şehzade ile Arkadaşları</span></strong></p>
<p><strong>Biri şehzade, biri tacir zade biri asilzade, biri çiftçizade dört genç bir yolda buluşmuşlar.Dördü de ihtiyaç içindelermiş.Dördü de üst başlarından başka bir şeye sahip değillermiş.Aç ve yorgun bir haldelermiş.Bunlar bu zor durumda ne yapacaklarını düşünmekteydiler.Her bir ikendi yapısına göre bir şey söylüyordu.<br />
Şehzade:<br />
“Dünyanın her işi kaza ve kadere bağlıdır.Kazaya rıza göstermekten başka çare yoktur.” Dedi.<br />
Tacirzade:<br />
“Akıl her şeyden üstündür” dedi.</p>
<p>Asilzade:<br />
“Güzellik daha üstündür” dedi.<br />
Çiftçizade:<br />
“Çalışmak her şeyden üstündür” dedi.<br />
Bunlar Mıtrun şehrine yaklaştıkları zaman ne yapacaklarını düşündüler ve nihayet çiftçizadeye:<br />
“Git çalış da karnımızı doyur!” dediler.<br />
O da kalktı gitti ve dört kişinin karnını doyuracak bir iş sınadı.<br />
Ona şu sözü söylediler:<br />
“Bu şehirde odun çok kıymetlidir.Odun kes ve sat!”<br />
Orman birkaç kilometre mesafedeydi.Çiftçizade düşünmeden gitti.Odun keserek taşıdı, getirdi ve çarşıda satarak yiyecek tedarik etti.Sonra geri dönerken şehrin kapısına şu satırı yazdı:<br />
“Bir günlük yorucu çalışmanın bedeli bir altındır.”<br />
Sonra arkadaşlarının yanına gitti ve karınlarını doyurdu.Ertesi gün güzellik her şeyden üstündür diyen asilzadeye :<br />
“Haydi!” dediler, “Bugün de sen git!”<br />
Asilzade kalkıp gitti Fakat giderken de kendi kendine:<br />
“Benim elimden hiçbir iş gelmez.Şehre gidip ne yapacağım!” dedi ve yolda gördüğü bir ağacın altında uyudu.<br />
O uyurken şehrin zengin kadınlarından biri geçerek, onu sevdi ve evine alıp götürdü.Asilzade burada yedi, içti, eğlendi.Akşamleyin eve giderken kadının verdiği beş yüz altını da alarak arkadaşlarının yanına  dönmek üzere yolu tuttu ve şehrin kapısına şu satırı yazdı:<br />
“Güzelliğin bir günü beş yüz altın eder.”<br />
Üçüncü gün tacirzadeye:<br />
“Sıra sendedir.” Dediler “Haydi aklınla geçimimizi tedarik et!”<br />
O da kalktı gitti ve şehre bir geminin gelmekte olduğunu gördü.Tüccarlar sahilde bekliyor ve konuşuyorlardı.Maksatları geminin getirdiği malları o gün almayarak ertesi gün daha ucuza ele geçirmekti.Tacirzade bunu anlar anlamaz koştu.Gemiye girdi ve geminin içinde ne kadar mal varsa hepsini kısa vadeli bir senet karşılığında aldı ve yüz altın ödemeyi garanti verdi.Sonra bütün bu malları başka bir şehre götüreceğini söyleyerek, gereken bütün tedbirleri alıyormuş gibi hareket etti.Şehrin tüccarları malın elden gitmesini istemedikleri için tacirzadeyi bularak ona bin altın verdiler.Ve malları aldılar.Tacirzade malları onlara devretti ve altınları alarak geri döndü.Şehrin kapısına şu satırı yazdı:<br />
“Aklımızı bir gün kullanmanın kazancı bin altındır!”<br />
Dördüncü gün kralın oğluna:<br />
“Haydi!” dediler, “Git de kaza ve kaderinle para kazan!”<br />
Şehzade kalkıp gitti ve şehrin kapısı önünde bulduğu bir peykenin üzerine oturdu.<br />
Meğer o gün bu şehrin hükümdarı varis bırakmadan ölmüş.Kralın cenazesi kaldırılıyor ve herkes üzüntülü görünüyordu.Yalnız şehrin kapısında oturan şehzadenin halinde halkın üzüntüsünü paylaşan bir iz görünmüyordu.<br />
Bu hal hoşa gitmemiş, kapıcı şehzadeyi azarlayıp kovmuş, fakat şehzade bunların uzaklaşması üzerine tekrar geri dönmüş ve oturmuştu.<br />
Cenaze uğurlandıktan sonra kapıcı şehzadenin aynı yerde oturduğunu görerek onu tekrar azarladı ve yakalayarak hapse attı.<br />
Fakat memleketin büyükleri  başlarına kimi geçireceklerinin konuştukları ve münakaşa ettikleri sırada kapıcı şu sözleri söyledi:<br />
“Kapıda bir genç oturuyor ve bizim kederimize iştirak etmiyordu.Kendisini azarladım, fakat cevap vermedi.Geri döndüğümüz zaman yine yerindeydi.Ben de onun bir casus olmasından korkarak onu hapse attım.”<br />
Onlar da bu genci görmek istediler ve onu getirerek kim olduğunu ve niçin bu tar5afa geldiğini sordular.O da anlattı:<br />
“Ben Ferivan hükümdarının oğluyum.Babam öldükten sonra kardeşim bana karşı gelerek tahtı elimden aldı.Ben de canımı kurtarmak için kaçtım ve nihayet buraya vardım”.<br />
O büyükler içinde bu genci tanıyanlar vardı .Bunlar babasını iyiliklerinden ve üstünlüklerinden bahsettiler ve onu kendi şehirlerinin hükümdarlığına aday gösterdiler.Neticede şehzade tahta oturtulmuştu.<br />
Memleketin adetlerinden biri tahta geçirilen bir kimseyi beyaz bir file bindirilerek  şehirde dolaştırmaktı.Şehzade dolaşırken kapının üzerindeki satırları görmüş ve satırın ilavesini emretmişti:<br />
“Çalışmak, güzel olmak, aklını kullanmak ve kısacası insanın dünyada karşılaştığı her şey Allah’ın kaza ve kaderine bağlıdır.”<br />
Şehzade daha sonra divan kurarak arkadaşlarını çağırmış, akıl sahibini vezir olarak almış, gayret sahibini ziraat işlerine memur etmiş , güzellik sahibine de paralar vermiş fakat kadınları rahatsız etmemesi için şehirden uzaklaştırmıştı.<br />
Yeni hükümdar bunları yaptıktan sonra memleket bilginlerini ve düşünürlerini toplayarak dedi ki:<br />
“Arkadaşlarımın hepsi,  kazandıkları  bütün hayrın kaza ve kader eseri olduğunu anlamışlardır.Hepinizin de bunu bilmenizi ve buna inanmanızı isterim.Ben neye sahip olduysam bu sayede oldum ve bunda aklımın gayretimin ve yakışıklılığımın hiçbir tesiri yoktur.Kardeşimin tahtımı elimden alarak beni kovması üzerine bu makama yükselmeyi değil, ekmeğimi dahi bulmayı ummuyordum.Bu memlekette her bakımdan benden üstün olan, benden daha akıllı, daha yetenekli kimseler vardır.Fakat Allah’ın yardımı sayesinde bu makam bana nasip oldu.”<br />
Kralın sözlerini tamamlaması üzerine mecliste bulunan yaşlı bir adam ayağa kalkarak söz aldı ve şunları söyledi:<br />
Siz akıl ve hikmet dolu sözler söylediniz.Bunları söyleyebilmenizin sebebi, kavrayışınızın yüksekliğidir.Allah’ın size ihsan ettiği akıl ve yetenek size bu makamı nasip etmiştir.Dünya ve ahirette en bahtiyar kimse  Allah’ın akıl ve fikirden yana en geniş yardımına sahip olandır.Hükümdarımızın ölümü üzerine Allah’ın sizi bize göndermesi hepimiz için bahtiyarlıktır.<br />
Daha sonra bir gezgin ayağa kalkarak şu sözleri söyledi:<br />
“Gezgin olmadan önce ulu insanlardan birine hizmet ediyordum.Daha sonra dünyayı terk etmek istedim ve bu kararımı hizmet ettiğim kişiye bildirdim.O da ban iki altın verdi.Ben de altınlardan birini sadaka olarak vermek , birini de yanımda alıkoymak  isteyerek dışarı çıktım.Çarşıda bir avcının bir hüdhüd kuşunu satmak istediğini gördüm ve bu kuşları alıp serbest bırakmaya karar verdim.Avcıdan bu bir çift kuşu bir altın karşılığında almak istedimse de avcı razı olmadı ve iki altın üzerinde ısrar etti.Kuşlardan birini  alıp birini bırakmak istedimse de bunlardan birinin erkek birinin dişi olması ihtimalini düşünerek karı kocayı birbirinden ayırmaya gönlüm razı olmadı ve Allah’a güvenerek iki altını verdim ve kuşları aldım.Kuşların tekrar ele düşmemelerini sağlamak için şehrin dışına çıktım, otlak ve ağaçlı bir yere vararak onları salıverdim.Kuşlar uçtular ve yemişli  bir ağaca kondular.Ağacın tepesinde bana teşekkür ettikten sonra biri dedi ki:<br />
“Bu gezgin bizi felaketten kurtardı.Biz de onun iyiliğini iyilikle karşılamalıyız.Bu ağacın dibinde içi altın dolu bir kap vardır.Bunu ona gösterelim de alsın götürsün.”<br />
Ben de kuşlara dönerek dedim ki:<br />
“Bana kimsenin görmediği bir defineyi gösterdiğiniz halde avcının tuzağını niçin görmediniz de bu tuzağa düştünüz?<br />
Onlar da:<br />
“Kaza gelince gözler kör olur.Biz de bu yüzden tuzağı göremedik.Fakat bu define sana nasip olacağı için onu gördük” dediler.<br />
Yeri kazdım, altın dolu kabı çıkarıp aldım ve kuşlara dua ederek:<br />
“Allah’a çok şükür ki bize gökte uçarken yerin dibinde neler olduğunu gösterdi.” Dedim.<br />
Kuşlar da:<br />
“Kader dediler, “her şeye üstündür ve kimsenin onu aşmasına imkan yoktur.”<br />
Bunun üzerine kuşlardan ayrıldım.Bu define hala elimdedir.Emrederseniz getireyim de hazinenize koyunuz.”<br />
Hükümdar:<br />
“Hayır! Dedi, “Bu servet size aittir ve sizin hakkınızdır.”</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kelile ve Dimne</span><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/sehzade-ile-arkadaslari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güvercin, Tilki ve Leylek</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/guvercin-tilki-ve-leylek</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/guvercin-tilki-ve-leylek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 14:35:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Güvercin Tilki Leylek]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1513</guid>
		<description><![CDATA[Güvercin, Tilki ve Leylek Güvercinin biri uzun bir hurma ağacının tepesinde yuva kurar, yumurtlar ve yavrulardı.Fakat bu ağacın yüksekliği yüzünden yuvayı kurmak bir hayli güç işti.Güvercin bu güçlüğü göze alıyor burada yumurtluyor ve yavrularını yetiştiriyordu.Fakat yavrular yetişir yetişmez bir tilki geliyor, ağacı dibinde durarak güvercini korkutuyor ve ona: “Yavrularını hemen atmazsan ağacın tepesine tırmanır seni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/12/leylek_tilki_masali.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1514" title="leylek_tilki_masali" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/12/leylek_tilki_masali-300x297.jpg" alt="leylek_tilki_masali" width="300" height="297" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Güvercin, Tilki ve Leylek</strong></span></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Güvercinin biri uzun bir hurma ağacının tepesinde yuva kurar, yumurtlar ve yavrulardı.Fakat bu ağacın yüksekliği yüzünden yuvayı kurmak bir hayli güç işti.Güvercin bu güçlüğü göze alıyor burada yumurtluyor ve yavrularını yetiştiriyordu.Fakat yavrular yetişir yetişmez bir tilki geliyor, ağacı dibinde durarak güvercini korkutuyor ve ona:</p>
<p>“Yavrularını hemen atmazsan ağacın tepesine tırmanır seni de onları da öldürürüm” diyordu.<br />
Güvercin de fena halde korkarak yavrularını feda etmek zorunda kalıyordu.<br />
Güvercin yine yumurtlamış bir çift yavru yetiştirmiş, yine tilkinin kötülüğünden korka korka yuvasında büzülmüştü.<br />
Derken bir leylek ağacın tepesine kondu ve güvercinin son derece sakin olduğuna bakarak durumunu sordu:<br />
“Neden pek üzgün ve pek kederlisin? Dedi.<br />
Güvercin de anlattı:<br />
Tilkinin biri bana musallat oldu.Ben yavru yetiştirdikçe o, ağacın dibine gelerek bağırıp çağırıyor, beni korkutuyor bende yavrularımı ona atmak zorunda kalıyorum.”<br />
Leylek dedi ki:<br />
“Tilki tekrar gelir ve seni korkutursa ona: Yavrularımı atmayacağım,gelirsen gel,kendin al!<br />
Ağaca tırmanabilirsen ben uçar giderim yavrularım da sana kalır! Dersin.”<br />
Leylek uçup gitti ve bir nehrin kenarına kondu.Tilki de ağacın altına gelerek her vakit yaptığı gibi bağırıp çağırdı.Fakat güvercin aldırmadı ve ona:<br />
“Geleceksen gel dedi.”<br />
Buna karşı tilki sordu.<br />
“Kim sana bu aklı öğretti?”<br />
Güvercin de<br />
“Leylek!” dedi.<br />
Tilki hemen leyleği aradı ve onu nehrin kenarında bularak şöyle konuştu:<br />
“Ey leylek !” dedi.”Rüzgar sağından estiği zaman başını nereye çevirirsin?”<br />
Leylek:<br />
“Soluma çeviririm” dedi.<br />
“Solundan eserse nereye çevirirsin?”<br />
“Sağıma alır ya da arkamı dönerim.”<br />
“Peki rüzgar her taraftan eserse?”<br />
Leylek şaşkın bir şekilde cevap verdi:<br />
“Başımı kanatlarımın arasına alırım.”<br />
“Güzel ama başını kanatlarının arasına nasıl alırsın, buna imkan var mı?”<br />
“Elbet vardır.”<br />
Tilki bütün kurnazlığıyla şöyle dedi:<br />
“Şunu bana gösterir misin?Siz  kuşlar bize göre kat kat üstünsünüz.Bizim bir senede öğrendiklerimizi siz bir saatte öğreniyorsunuz.Bizim yapamadıklarımızı yapıyor soğuğa ve rüzgara karşı başınızı da kanatlarınızın altına sokuyorsunuz.ne mutlu size.”<br />
Tilkin bu sözleri leyleği hoşnut etti.O da başını kanadının içine aldı.Bunu yapar yapmaz tilki  üzerine atladı, onu sarstı ve bir hamlede boynunu kırdı,sonra:<br />
“Ey nefsinin düşmanı!Güvercine akıl öğretmeyi, çare göstermeyi biliyorsun.Kendine niçin öğretmiyorsun da aciz kalıyorsun ve kendini düşmanına teslim ediyorsun?”dedi.<br />
Tilki böylece leyleği öldürdü ve etini yedi.</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kelile ve Dimne</span><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/guvercin-tilki-ve-leylek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aslanın korkusu</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/aslanin-korkusu</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/aslanin-korkusu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 12:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[arslanın korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimneden masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=684</guid>
		<description><![CDATA[Aslanın Korkusu    &#8221; Kelile dimne masalları&#8221;       Dimne in gerçekten de kararı karardı.Dediği dedikti.     Ne yapıp yapıp Arslanın yanına gidecekti.     Sonunda dediğini yaptı.     Saraya gitti.Durumunu bildirdi.     Ve huzura kabul olundu.     Arslan önce Dimneyi küçümsedi.     &#8211; Kimmiş, dedi benimle mutlaka görüşmek isteyen?     Dimne, ileri atıldı.     &#8211; Benim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #323232;"><span style="color: #800080;"><strong><a rel="attachment wp-att-685" href="http://www.masaldiyari.net/aslanin-korkusu/aslan-2/"><img class="alignnone size-full wp-image-685" title="aslan" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/aslan.jpg" alt="aslan" width="160" height="215" /></a></strong></span></span></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #323232;"><span style="color: #800080;"><strong>Aslanın Korkusu    &#8221; Kelile dimne masalları&#8221;</strong></span></span></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #323232;"><span style="color: #800080;"><strong> </strong></span></span></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Dimne in gerçekten de kararı karardı.Dediği dedikti.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Ne yapıp yapıp Arslanın yanına gidecekti.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Sonunda dediğini yaptı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Saraya gitti.Durumunu bildirdi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Ve huzura kabul olundu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Arslan önce Dimneyi küçümsedi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; Kimmiş, dedi benimle mutlaka görüşmek isteyen?</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Dimne, ileri atıldı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; Benim, efendim, dedi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; Sen de kimsin?</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; Ben, dedi Dimne, size vakti zamanında hizmet etmiş filan çakalın torunuyum.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Arslan hatırlamakta güçlük çekti.Fakat sonunda dedesini hatırladı Dimne in.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Ve aradan günler, haftalar, aylar geçti.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Dimne, öyle kolay bir lokma olmadığını Arslana kabul ettirdi.Arslan pek çok konuda düşüncesini sordu Dimneye.Her defasında şaşırtıcı cevaplar aldı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Gün geçtikçe Arslanın gözüne daha da girdi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Sözünü dinletti.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Övgüsünü kazandı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Ve artık, Arslan; en küçük bir karar verirken bile Dimneye danışır hale geldi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Dimne, kralın en yakın adamı oldu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Günler böylece geçip giderken, bir gün, Arslanın huzurundayken;</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; Efendimiz, dedi Dimne, sizi çok zamandır durgun görüyorum.Avlanmak, uzak diyarlara gitmek, gezip görmek çok yararlıdır.Siz de böyle bir istek görmüyorum.Eğer benim bilmediğim bir sebebi varsa söyleyiniz.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Arslan, yarasına dokunulmuş gibi oldu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Korkuyordu.Gerçek nedeni buydu.Fakat Dimneye bundan söz etse miydi?</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Bir süre sessiz kaldı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Sonunda anlatmaya karar . verdi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Tam bu sırada, öküz Şetrebe in o korkunç böğürtüsü duyulmaz mı!&#8230;</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Kral nasıl da korkmuştu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Beti benzi atmış, tir tir titremeye başlamıştı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Artık Dimne den bunu gizlemesi mümkün değildi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; İşte, dedi, beni korkutan şey bu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Sesi böylesine korkunç olursa, kimbilir kendisi nasıldır?</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Dimne, kurnaz kurnaz gülümsedi:</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    &#8211; Korktuğunuz şeye bakın! Doğrusu belki de en korkulmayacak şey bu olmalı, diyerek Padişahı yatıştırmaya çalıştı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Fakat bir anda korkuyu yenmek imkansızdı.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><strong>    Kurnaz çakal, Arslana şaşkın tilkinin hikayesini anlatmaya başladı&#8230;</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #323232;"><span style="color: #800080;">Şaşkın Tilki Okumak için Tıklayınız; ==&gt; <a href="http://www.masaldiyari.net/saskin-tilki/ ">Şaşkın </a>Tilki</span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/aslanin-korkusu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yavru deve</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/yavru-deve</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/yavru-deve#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 21:29:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[yavru deve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[Yavru Deve Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerden birinde , bir çölün tam ortasında bir deve ailesi yaşarmış. Aslında aile olalı o kadar çok zaman geçmemiş.Yavrusu daha her şeyi öğrenecek kadar büyümemiş. Anne deve küçük yavru deveyi yanında gezdirip ona hayatın gerçeklerini öğretmeye çalışırmış. Günlerden bir gün , çölü bir ucundan bir ucuna geçmeleri gerekmiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a rel="attachment wp-att-622" href="http://www.masaldiyari.net/yavru-deve/deve-yavrusu1/"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-622" title="deve-yavrusu1" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/deve-yavrusu1-150x150.jpg" alt="deve-yavrusu1" width="150" height="150" /></a></strong></p>
<p><strong>Yavru Deve</strong></p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerden birinde , bir çölün tam ortasında bir deve ailesi yaşarmış. Aslında aile olalı o kadar çok zaman geçmemiş.Yavrusu daha her şeyi öğrenecek kadar büyümemiş. Anne deve küçük yavru deveyi yanında gezdirip ona hayatın gerçeklerini öğretmeye çalışırmış.</p>
<p>Günlerden bir gün , çölü bir ucundan bir ucuna geçmeleri gerekmiş. Anne devenin üzerine yükler yüklenmiş, sıcak bir yandan, yükler bir yandan zorlukla yürüyüp gidiyorlarmış. Bizim yavru deve hoplayıp zıplamaya, oyun oynamaya çalışıyormuş. Anne deve onu tutuyor, yavaş olmasını söylüyormuş ama nerdeee ? Bizim akılsız hoplayıp zıplamayı hiç kesmiyormuş. Yol boyunca annesini hiç dinlemeyen yavru deve, kulaklarını her şeye kapatmış sanki. Annesi ne dese tersini yapıyormuş.</p>
<p>Anne deve bir süre sonra sıcaktan ve yüklerden iyice bunalmışken, bir kum fırtınası çıkmış. Bizim yavru deve ömründe ilk defa kum fırtınası gördüğü için ne yapacağını şaşırmış. Annesinin yanına iyice sığınmış, gözlerini kapatmış ve epeyce zaman kum fırtınasının ortasında sakin sakin durmuş. Kum fırtıası bittikten sonra anne deve gözlerini aralamış , bakmış ki bizim yavru deve ortalıkta yok. Kalbi küt küt atmaya başlamış:” Develer itaatkar hayvanlardır, bu kime benzedi böyle bilmiyorum ki diyerek sağa sola bakınmaya başlamış. Bir ara yavru devenin kendisine doğru koştuğunu görüp rahatlamış.</p>
<p>Biraz sonra tekrar yola koyulmuşlar ama yavru deve o kadar yorulmuş ki, bir adım daha atacak hali yokmuş. Kurallar uymayı hala öğrenememiş olan yavru deve Annesine yalvarmış, :</p>
<p>- &#8220;Anneciğim, biraz yavaş yürü sana bir türlü yetişemiyorum&#8221;.</p>
<p>Bunun üzerine anne deve,</p>
<p>- &#8220;Ah yavrum&#8221; demiş, &#8220;yular ben de değil ki, başkasının elinde, o beni hızlı yürütünce hızlı gidiyorum.&#8221; Durdurunca duruyorum, koşturunca koşuyorum. Sen de öğren artık bu kuralları. Yular başkasının elinde olunca kuralları o koyar unutma. Unutmada hızlı yürü biraz. Yoksa azar işiteceğiz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/yavru-deve/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>üç kız kardeş</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/uc-kiz-kardes</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/uc-kiz-kardes#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 21:23:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[kelile]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[üç kız karddimneeş]]></category>
		<category><![CDATA[üç kız kardeş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[Üç kız kardeş Issız bir ormanın kıyısındaki küçük bir kulübede karısı ve üç kızıyla birlikte yaşayan yoksul bir oduncu varmış. Sabahtan akşama kadar çalışır, ancak karınlarını doyuracak kadar bir kazanç sağlayabilirmiş. Gün boyu çok acıkırmış eve gelmeye vakti olmadığı içinde evdekilerin ona yemek getirmelerini beklermiş. Bir sabah karısına demiş ki: - Bugün öğle yemeğimi büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a rel="attachment wp-att-614" href="http://www.masaldiyari.net/uc-kiz-kardes/uc-kiz-kardes/"><img class="alignnone size-full wp-image-614" title="uc-kiz-kardes" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/uc-kiz-kardes.jpg" alt="uc-kiz-kardes" width="175" height="208" /></a></strong></p>
<p><strong>Üç kız kardeş</strong></p>
<p>Issız bir ormanın kıyısındaki küçük bir kulübede karısı ve üç kızıyla birlikte yaşayan yoksul bir oduncu varmış. Sabahtan akşama kadar çalışır, ancak karınlarını doyuracak kadar bir kazanç sağlayabilirmiş. Gün boyu çok acıkırmış eve gelmeye vakti olmadığı içinde evdekilerin ona yemek getirmelerini beklermiş.</p>
<p>Bir sabah karısına demiş ki:</p>
<p>- Bugün öğle yemeğimi büyük kızla ormana gönder. Çünkü öğleye kadar işimi bitiremeyeceğim. Kız yolunu şaşırmasın diye yanıma bir torba darı alıp yollara serpeceğim.</p>
<p>Güneş ormanın tepesine kadar yükselince, kız bir tas çorbayla yola çıkmış. Fakat babasının yollara saçtığı darıları bir türlü bulamamış, çünkü ormandaki kuşlar darıları yem sanıp yemişler. Akşam saati olmuş, hava kararmış ama bizim kız ormanda dönüp duruyormuş.<br />
O sırada uzakta, ağaçların arasında parıldayan bir ışık görmüş ve ışığa doğru ilerlemiş.Çok geçmeden bir evin önüne varmış. Pencerelerinde ışık görünüyormuş. Kız kapıyı çalmış. İçeriden boğuk bir ses:</p>
<p>- Gel! Diye bağırmış.</p>
<p>Kız kapıdan girmiş, tekrar bir kapıyla karşılaşmış ve odanın kapısını vurmuş. Aynı ses:</p>
<p>- Gel içeri demiş. Kız kapıyı açtığı zaman saçı sakalı bembeyaz bir adamın masanın başında oturduğunu görmüş.</p>
<p>Sobanın yanında üç hayvan uzanmış, yatıyormuş: küçük bir horoz, minik bir tavuk, alaca tüylü bir inek..</p>
<p>Kız başından geçenleri yaşlı adama anlatmış. Geceyi geçirmek için ondan bir yer istemiş. Adam hayvanlara seslenmiş:</p>
<p>- Güzel tavuk, güzel horoz, alacalı güzel inek! Ne dersiniz buna siz?</p>
<p>Hayvanlar hep bir ağızdan:</p>
<p>- Bizce uygun! Demişler</p>
<p>- Yaşlı adam kıza dönerek:</p>
<p>-Burada her şeyden bol bol var! Haydi ocağa git, bize akşam yemeği pişir! Demiş. Kız mutfakta ne aradıysa bulmuş. Güzel bir yemek pişirmiş, ama hayvanları hiç düşünmemiş. Doldurduğu tabakları sofraya getirip koymuş. Ak saçlı adamın yanına oturmuş, karnını tıka basa doyurduktan sonra:</p>
<p>-O kadar yorgunum ki demiş, uzanıp uyuyacağım yatak nerde?</p>
<p>Hayvanlar seslenmişler:</p>
<p>- Onunla yedin içtin bizleri düşünmedin. Geceyi nerede geçirirsen geçir!</p>
<p>Bunun üzerine yaşlı adam:</p>
<p>- Şimdi merdivenlerden yukarı çık. Orada iki yataklı bir oda göreceksin. O yatakları düzelt, beyaz keten çarşaflarını yay. Biraz sonra ben de gelip yatarım! demiş.</p>
<p>Kız yukarı çıkmış. Yatakları düzeltip çarşaflarını yaydıktan sonra, yaşlı adamı beklemeden, bunlardan birinin içine girip uzanmış. Bir süre sonra ak saçlı adam gelmiş. Elindeki ışığı kızın yüzüne tutmuş. Başını sallamış. Kızın derin uykuda olduğunu görünce döşemedeki kapağı açmış. Kızı, odanın altındaki mahzene indirmiş.</p>
<p>Akşam üstü ortalık kararırken oduncu evine dönmüş. Kendisini bütün gün aç bıraktığı için karısına çıkışmaya başlamış. Kadın:</p>
<p>- Benim suçum yok! Demiş. Kız yemeği alarak çıkıp gitmişti&#8230; Herhalde yolunu şaşırmış olacak..Sabahleyin dönüp gelir.</p>
<p>Oduncu güneş doğmadan kalkmış. Yine ormana gidecekmiş. Bugün de öğle yemeğini ortanca kızın getirmesini tembih etmiş:</p>
<p>- Yanıma bir torba fasulye alıyorum, onları takip ede ede gelsin demiş.</p>
<p>Öğle üzeri kız yemeği alıp yola çıkmış. Bakmış ki, fasulyeler ortada yok. Büyük kardeşinin başına gelenler onun da başına gelmiş.<br />
Kız güzel yemekler pişirmiş. Yaşlı adamla birlikte yemiş, içmiş; fakat hayvanları düşünmemiş. Yatacağı yeri sorunca hayvanlar:</p>
<p>- Onunla yedin içtin..Bizleri düşünmedin.. Geceyi nerde geçirirsen geçir! Demişler.</p>
<p>Kız uykuya dalınca yaşlı adam gelmiş. Kafasını sallayarak kızı seyretmiş. Onu da mahzene indirmiş.</p>
<p>Üçüncü gün sabah oduncu karısına demiş ki:</p>
<p>- Bugün bana yemeği küçük kızla gönder! Bu çocuk her zaman usludur, söz dinler. Herhalde dosdoğru yoluna gidecek, öbür haylaz kardeşleri gibi ormanda dolaşıp durmayacak!</p>
<p>Fakat annesi bu kızını da göndermek istemiyormuş. &#8220;En sevgili yavrumu da mı yitireyim?&#8221; demiş. Adam.</p>
<p>- Merak etme; demiş, kız yolunu şaşırmaz! Bu kez yola taş dökeceğim, Kuşlar taşları da yiyecek değil ya. Kuşlar taşları yememiş tabi ama oyun oynayan birkaç tane ayıcık taşların yerlerini değiştirmiş. Kız dönmüş dolaşmış, yolunu bir türlü bulamamış.</p>
<p>Sonunda ortalık kararınca uzaktaki ışığı görmüş. Ormandaki evin yanına varmış. Geceyi orada geçirmesini güler yüzle rica etmiş. Ak sakallı adam yine hayvanlara sormuş:</p>
<p>- Bizce uygun demişler!</p>
<p>Bunun üzerine kız, önünde hayvanların yattığı sobaya doğru gitmiş. Tavukla horozun parlak tüylerini okşamış. Alaca ineğin alnını hafif hafif kaşımış. Yaşlı adamın isteği üzerine güzel bir çorba pişirmiş. Tasa koymuş. Sofraya getirmiş. Sonra hayvanlara dışarıdan yiyecek toplamış, önlerine getirip koymuş:</p>
<p>- Afiyetle yiyin sevgili hayvanlar! Susadığınız zaman içersiniz diye size serin su da getireyim! Demiş. Bir kova su getirmiş. Tavukla horoz hemen kovanın kıyısına sıçramışlar, gagalarını suya daldırmışlar; sonra kafalarını havaya kaldırmışlar. Böylece su içmeye başlamışlar. Alaca inek de bu sudan kana kana içmiş. Hayvanlar yemlerini yiyince kız, yaşlı adamın yanına giderek sofraya oturmuş. Ondan artan yemekleri yemiş. Çok geçmeden tavukla horoz başlarını kanatları arasına sokmaya başlamışlar. Alaca inek de gözlerini kapamış. Bunun üzerine kız:</p>
<p>- Artık ben de dinlenmeliyim demiş.</p>
<p>Kız merdivenlerden çıkmış, yatağı düzeltmiş, tertemiz örtüler örtmüş. İşi bitince yaşlı adam gelmiş, yataklardan birine yatmış. Ak sakalı ayaklarına kadar uzanıyormuş. Kız ikinci yatağa girmiş, duasını etmiş, uykuya dalmış.</p>
<p>Az sonra daha güçlü bir çatırtı duyulmuş, evin damı çöker gibi olmuş. Sabaha kadar evin içindeki gürültü sürmüş durmuş. Sonunda her yanı yine sessizlik kaplamış. Keza hiçbir şey olmamış. Yattığı yerden kımıldanmamış, yine uykuya dalmış.</p>
<p>Sabahleyin ortalık aydınlandıktan sonra uyandığı zaman bir de ne görsün? Kendisi büyük bir salonun ortasında yatıyormuş. Kız sanki bir saraydaymış. Her yer kırmızı saten ve kadifelerle kaplıymış.Yanına hizmetçiler gelip, bir şey isteip istemediğini sormuşlar.<br />
Kız:</p>
<p>- Hiçbir şey istemem demiş. şimdi yataktan kalkacağım, yaşlı adama çorba pişireceğim. Güzel tavukla güzel horoza, alacalı güzel ineğe de yem vereceğim.</p>
<p>Kız yaşlı adamın kalktığını sanıyormuş. Onun yatağına bakmış. Fakat yatakta yaşlı adamın yerine yabancı bir erkek yatıyormuş. Dikkatle bakınca bu adamın hem genç, hem de güzel olduğunu görmüş. Adam uyanmış. Yatakta doğrulmuş.</p>
<p>- Ben bir prensim demiş, kötü bir cadı beni ak saçlı, ak sakallı bir yaşlı kılığına sokarak ormanda yaşamaya zorlamıştı.Bir tavuk, bir horoz ve alacalı bir inek kılığında üç uşaktan başka hiç kimse benim yanıma gelemiyordu. Eski durumuma dönmem için yalnızca insanlara değil; hayvanlara da iyilik etmeyi seven, temiz yürekli bir kızın yanıma gelmesi gerekti. İşte bu kız sen oldun. Cadının yaptığı tılsım, bu gece yarısı senin yardımınla bozuldu. Eski orman kulübesi yeniden sarayıma dönüştü.</p>
<p>Yataktan kalkınca prens üç uşağını kızın ana-babasına yollamış. Onları düğüne çağırmış. Bu sırada kız:</p>
<p>- Ama benim öbür kız kardeşlerim nerede? Diye sormuş.</p>
<p>Prens :</p>
<p>- Onları mahzene kilitledim. Sabahleyin ormana götürülecekler. Kötü huylarını düzeltinceye, zavallı hayvanları aç bırakmayıncaya kadar yaşlı bir kadına hizmetçilik edecekler! Kızlar akılları başlarına gelene kadar o yaşlı kadına hizmetçilik etmişler, bizim küçük kızımız da sarayın en güzel yerinde, mutlu mesut yaşamış durtmuş.<br />
Bütün hakları Gülücük Yayınları&#8217;na aittir, izinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/uc-kiz-kardes/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aslanın Siniri</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/aslanin-siniri</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/aslanin-siniri#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 20:58:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Aslanın siniri]]></category>
		<category><![CDATA[kelile]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=606</guid>
		<description><![CDATA[Aslanın Siniri Uzakta bir ormanda, yeşillikler içinde yaşayan hayvanlar varmış. Dostluk içinde yaşayıp giderlermiş. Zaten, hayattaki tek dertleri de yemek yemekmiş.Kurt, çakal ve karga aslanın yanında dolaşır, onun yiyeceklerinin artıklarıylada idare ederlermiş. O yüzden ormanlar kralı aslan onlar için ayrı bir kıymet taşıyormuş. Günlerden bir gün başından büyük bir hastalık geçmiş olan bir devede aslanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;"><strong><a rel="attachment wp-att-607" href="http://www.masaldiyari.net/aslanin-siniri/aslan_sinirli/"><img class="alignnone size-full wp-image-607" title="aslan_sinirli" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/aslan_sinirli.jpg" alt="aslan_sinirli" width="300" height="211" /></a></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;"><strong>Aslanın Siniri</strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">Uzakta bir ormanda, yeşillikler içinde yaşayan hayvanlar varmış. Dostluk içinde yaşayıp giderlermiş. Zaten, hayattaki tek dertleri de yemek yemekmiş.Kurt, çakal ve karga aslanın yanında dolaşır, onun yiyeceklerinin artıklarıylada idare ederlermiş. O yüzden ormanlar kralı aslan onlar için ayrı bir kıymet taşıyormuş.</span></p>
<p>Günlerden bir gün başından büyük bir hastalık geçmiş olan bir devede aslanın himayesine girmiş.Aslan onu çok sevmiş, artan yiyevceklerinden ona da vermiş. Devede:</p>
<p>- İyileştiğim zaman ben de size hizmet edeceğim emin olabilirsiniz diyerek, iyi dileklerini bildirmiş.</p>
<p>Birkaç hafta sonra deve iyileşmiş.Krala gidip bir kez daha iyi dileklerini bildirmiş, teşekkür etmiş.Kralda onun bu güzel davranışını ödüllendirip, birkaç günlük yiyeceğini daha vermiş. Fakat 2 gün sonra çok kötü bir şey olmuş, ormana gelen bir yırtıcı hayvanla kavga eden aslan, hasta düşmüş. Artık başkalarına yiyecek bulmak değil, kendisine bile nasıl bakacağını bilmiyormuş.</p>
<p>Aslanın bu kötü durumunu gören kurt, çakal ve karga kendi aralarında fesatlık yapmaya başlamışlar… Canları o kadar sıkılıyormuş ki… Hatta bu arada deveye birkaç kez saldırmışlar bile. Zavallı deve ne yapacağını bilememiş.</p>
<p>Bizim üç kafadarlar bu arada aslanın yanına gidip”şu deveden kurtulmak lazım, hiçbir işe yaramıyor” bile demişler. Aslan deveyi çok sevmiş ve onun sadakatine inanıyormuş, üç kafadarlara çok kızmış, onları başından yollamış.</p>
<p>Bu arada ormanlar kralı aslan, günden güne zayıflamış, halsizleşmiş. Karga : “ ben gidip bir şeyler çalayım” demiş.Sonra kurt:olmazzzz ben çalarım demiş. Çakalda olabildiğince hırsla “ben çalarım” diye tutturunca, aslan kükremiş. “Ne çalması yahu” demiş. Hırsızlığa ne kadar meraklsınız ? Bu arada deve geviş getiriyormuş. Aslan deveye sormuş:<br />
“Durumumuz nasıl sence deve ?</p>
<p>- Siz iyileşene kadar yetecek yemeğiniz var efendim. Benim de hörgücümde yiyeceğim var. Üzülmeyin demiş.</p>
<p>Karga, çakal ve kurt atılmışlar<br />
-peki biz ne olacağız ? Biz ne yapacağız ?</p>
<p>Aslan onlara o kadar çok kızmış ki:<br />
- Siz , demiş.hırsızlıktan ve yan gelip yatmaktan başka bir işe yaramazsınız, defolun gidin, başınızın çaresine bakın. Hayvanlar arkalarına bakmadan ordan uzaklaşmışlar. Söylenenlere göre o günden beri aslan ve deveye hiç yaklaşmamışlar..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/aslanin-siniri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aç gözlü Kedi</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/ac-gozlu-kedi</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/ac-gozlu-kedi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 20:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelile ve Dimne masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Aç gözlü Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimneden masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=599</guid>
		<description><![CDATA[Aç gözlü Kedi Uzun zaman önce, uzak bir ülkede çok yoksul bir nine yaşardı. Bu ninenin bir de kedisi vardı.Kedi o kadar uyuşuktu ki, patisini bile kaldırmaya üşenir, bu yoksul kadının verdiği yemeklerle gününü gün ederdi. Günler böyle geçip giderken&#8230; Bizim Miskin Kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti. Bir gün evin kapısında otururken kocaman bir kediyle karşılaştı.Doğrusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;"><strong><a rel="attachment wp-att-600" href="http://www.masaldiyari.net/ac-gozlu-kedi/boncuk_gzl_kedi_resimi/"><img class="alignnone size-full wp-image-600" title="boncuk_gzl_kedi_resimi" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2009/04/boncuk_gzl_kedi_resimi.jpg" alt="boncuk_gzl_kedi_resimi" width="100" height="75" /></a></strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;"><strong>Aç gözlü Kedi</strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; color: #202020; font-family: Tahoma;">Uzun zaman önce, uzak bir ülkede çok yoksul bir nine yaşardı. Bu ninenin bir de kedisi vardı.Kedi o kadar uyuşuktu ki, patisini bile kaldırmaya üşenir, bu yoksul kadının verdiği yemeklerle gününü gün ederdi. Günler böyle geçip giderken&#8230; Bizim Miskin Kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti. Bir gün evin kapısında otururken kocaman bir kediyle karşılaştı.Doğrusu kediden çok bir kaplana benziyordu. Zayıf kedi, hayıflandı,&#8221;Niçin ben böyle güçsüz, bakımsızım, sen böyle şişman, semizsin?&#8221; diye&#8230;</span></p>
<p>Semiz Kedi:</p>
<p>- Sen de her gün Padişah&#8217;ın sarayında bulunursan türlü türlü yemekler yersin , benim gibi olursun, dedi.</p>
<p>Güçsüz Kedi bu fikri çok beğendi. Bu yoksul kadının yanında durmakla karın doymuyordu işte. “Herkes neler yiyor, ben burada sürünüyorum” diye düşündü. Yoksul ninenin evinde ne vardı ki&#8230;Ne yiyecek, ne içecek&#8230;</p>
<p>- Ne zaman gidersen haber ver birlikte gidelim, dedi.</p>
<p>Semiz Kedi bunu kabul etti.</p>
<p>Güçsüz Kedi, akşam olduğunda durumu nineye anlattı. Saraya gitmek için ondan izin istedi. Nine bu duruma çok üzüldü. Tamam ona çok güzel yiyecekler veremiyordu ama aç kalmıyordu, sonra burada tehlike yoktu, orada neyle karşılacağını bilemiyordu</p>
<p>- Hırs insana zarar verir, şimdi sen bunu düşünemiyorsun. Elindekilerle yetinmeyi öğrenmelisin dedi. Fakat kedinin umurunda değildi bu, önemli olan güzel yiyeceklerdi. Ertesi gün yiyeceği türlü türlü yiyecekleri düşünüyordu. Sabah oldu.Semiz Kedi, pencereden, &#8220;miyaav miyaaav!&#8221; diye seslendi, Zayıf Kedi de çıktı, birlikte saraya gittiler.</p>
<p>Fakat sarayda durum hiç de semiz kedinin anlattığı gibi değildi. Sarayın kapısına yığılan yüzlerce kedi vardı ve artık herkes bu kedilerden</p>
<p>bıkmıştı. Her gün yenileri ekleniyordu bunların arasına. Padişah okçularını yollayıp, bundan sonra yeni gelen kedi gördüklerinde vurmalarını istedi. Okçular hazır beklemeye başladılar. Bizim çelimsiz kedi hoplaya zıplaya yemeklere saldırınca midesine oku yedi. O günden sonra ninenin yanına dönemedi.<br />
Nine onu birkaç gün bekledikten sonra , kedinin hırsının ve açgözlülüğünün kurbanı olduğunu anlayıp , ümidi kesti. Kendine yeni bir kedi buldu ve artıklarını ona yedirmeye başladı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/ac-gozlu-kedi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

