Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Reklamlar

 

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Bağlantılar

Meta

 

Haziran 29th, 2009 | in Masal Kitapları | Yorum Yapin

avci-ile

Grimm masallar serisinden +7 yaş cocuk masal kitabı Avcı ile genç kız

Avcı İle Genç Kız
ISBN 975-527-067-1

Nurdan yayınları

Etiketler:, , , ,

Mayıs 23rd, 2009 | in Masal diyarı | Yorum Yapin

yoksul-kunduraci

Yoksul Kunduracı

Eski zamanlarda, ülkenin birinde yoksul bir kunduracı ve karısı yaşarmış Kunduracı çok yaşlandığı için artık eskisi gibi çalışamıyormuş Kazandıkları para ancak karınlarını doyurmaya yetiyormuş
Kunduracı, bir gece elinde kalan son deriyi de ertesi gün ayakkabı yapmak için hazırlayıp tezgahın üzerine koymuş Yatmaya gitmiş
Ertesi sabah her zamanki gibi erkenden kalkmış
Tezgahın üzerinde bakınca çok şaşırmış Çünkü bir çift ayakkabı duruyormuş Ayakkabılar öyle güzelmiş ki, müşterilerden biri bunları görünce çok beğenmiş
Hemen satın almış Yaşlı kunduracı kazandığı paralarla iki çift ayakkabı yapabilecek kadar deri satın almış
Derileri o akşam yine ertesi gün ayakkabı yapmak üzere hazırlamış Sabahleyin kalktığında bu kez iki çift ayakkabı bulmuş
Dükkana gelen müşteriler ayakkabıları çok beğenip bol bol para vermişler
Kunduracı bu durumdan çok memnunmuş Artık pazara gidip yeterince deri alabilecekmiş
O akşam yine derileri hazırlarken ertesi sabah ne göreceğini tahmin edebiliyormuş
Gerçekten de düşündüğü gibi olmuş Sabah kalktığında dört çift gıcır gıcır ayakkabı tezgahın üzerinde duruyormuş
Günler böyle geçmeye başlamış
Yoksul kunduracı artık geçim sıkıntısı çekmiyormuş Kazandığı paralarla istediği kadar deri alabiliyormuş Hatta bir miktar da para arttırıp gelecek günler için saklıyormuş
Kunduracı bir gün karısına:
- Bu böyle olmayacak Bize yardım edenlerin kim olduklarını mutlaka öğrenmemiz gerek Bunun için bu gece saklanarak onları gözetleyeceğim, demiş
Yine derileri hazırlayıp tezgahın üzerine bırakmış Karısı da odanın aydınlanması için mum yakarak masanın üzerin koymuş
Bütün hazırlıklar tamamlanınca karı koca odadaki dolabın içerisine girerek beklemeye başlamışlar
Vakit gece yarısı olunca birden tıkırtılar duyulmaya başlamış Kapı açılmış Çok sevimli iki minik adam içeri girmişler
Tezgahın yanına gelerek kunduracının bıraktığı derilerden ayakkabı yapmaya başlamışlar
Karı koca hayretle onları izliyorlarmış Cüceler işlerini bitirerek sabaha karşı gitmişler
Ertesi gün kunduracı düşünmeye başlamış Kendisini fakirlikten kurtaran bu adamlara teşekkür etmek istiyormuş, ama nasıl?
Akşam olunca karısına:
- En iyisi minik adamlar için güzel kıyafetler hazırlayalım, demiş
Hemen işe koyulmuşlar Onlar için minik elbiseler, ayakkabılar hazırlamışlar
Ertesi gece kunduracı tezgahın üzerine kesilmiş deriler yerine hazırladıkları hediyeleri bırakmış
Yine bir mum yakarak dolabın içine saklamışlar
Az sonra kapı açılmış Minik adamlar tezgaha yaklaşınca kendileri için bırakılan hediyeleri fark etmişler
Sevinçle dans etmeye başlamışlar Sonra hoplaya zıplaya gitmişler İki minik adam bir daha hiç görünmemişler
Ama, kunduracı ile karısı, minik adamlar sayesinde kazandıkları parayla ömür boyu rahat yaşamışlar Onları da hiç unutmamışlar..

Grimm Masalları Masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

Mayıs 12th, 2009 | in Grimm Masalları | Yorum Yapin

 

cirkin-ordek

 

Çirkin ördek  yavrusu

 

 

Anne  Ördek  sabırla yumurtalarının kırılmasını bekliyordu. Vakit tamamlanınca ördek yavruları yumurtalarından çıkmaya başladılar. Fakat en son ve en büyük yumurta bir türlü kırılmıyordu. Sonunda yumurtanın beyaz kabuğu çatladı. Diğerlerinden daha gri ve farklı olan ördek yavrusunun küçük kafası göründü. Anne ördek yeni doğan yavruya bakarak ; “Umarım değişir..” dedi şefkatle. Zaman ilerliyordu ama ördek yavrusunun rengi hala griydi. Kümesin bütün hayvanları onunla alay ediyorlar, ona “çirkin ördek yavrusu” diye sesleniyorlardı.

Zavallı yavru o kadar mutsuzdu ki sonunda uzaklara gitmeye karar verdi. Gün boyunca yürüdü gece olunca ise çok yorulmuştu. Mola verdi. Bir yanda açlık, bir yanda korku…Ama yapabileceği hiç bir şey olmadığından derin bir uykuya dalmakta gecikmedi.

Ertesi sabah su sesleriyle gözlerini açtı. Geceyi yaban ördeklerinin çılgınca eğlendiği küçük bir göl kıyısında geçirdiğini anladı. Bu gürültücü arkadaşlarına kendini tanıtmaya hazırlanıyordu. Birden bir tüfek sesi ile irkildi. hiç zaman kaybetmeden oradan uzaklaştı. Çok geçmemişti ki küçük ördek kendini bir çiftlikte buldu. Çiftliğin sahibi yaşlı kadın onu doyurdu. Ateşin yanında uyumasına izin verdi. Fakat yavru ördek bir göl bulabilme umuduyla oradan da uzaklaştı.

Günlerce bir göl bulabilmek için rasgele yoluna devam etti. Sonunda bir göl kıyısına ulaştı. Bu arada yalnız başına yaşamayı öğreniyordu. Bu göl kıyısında yavru ördek gün geçtikçe büyüyordu. Kendisi farkında olmadan görüntüsü değişiyordu. Geçen kuğuları gördükçe onların asil duruşları ve güzel görünüşlerinden dolayı iç çekiyordu.

İlkbaharda bir kuğu sürüsü gölün kıyısına yuva yapmaya geldi. Çirkin ördek yavrusuyla tanışmak için yaklaştılar. Fakat kendisini bu zarif kuşlarla arkadaşlık etmek için çok çirkin ve kaba buluyordu.Birden bire suda aksini gördü. O da ne!…

Kendisini güzel bir kuğuya dönüşmüş olduğunu fark etti. Kuğu sürüsüne katıldı ve ömür boyu mutlu oldu.

Masal : Grimm masallari

Etiketler:, , , , , , , , ,

Mayıs 12th, 2009 | in Grimm Masalları | Yorum Yapin

holle

Holle Kadın

Evvel zaman icin kalbur saman içinde Dul bir kadının iki kızı varmış. Biri hem güzel, hem de çalışkanmış. Öteki ise hem çirkin, hem de tembelmiş; ama kendi öz kızı olduğu için kadın bunu daha çok severmiş. Evde her işi güzel kıza gördürürmüş. Zavallı kızcağız her gün  sokakta bir kuyunun başında oturup bez dokurmuş. Hem de o .  kadar çok çalışırmış ki, parmaklarından kan fışkırırmış.
 
Günün birinde  iplik sardığı makara kan içinde kalmış. Bunun üzerine kız kuyuya eğilerek makarayı yıkamak istemiş. fakat makara elinden kayıp kuyuya düşmüş. 
 
Kızcağız ağlaya ağlaya üvey annesine koşmuş. Başına gelen kazayı anlatmış. Kadın çocuğu adamakıllı azarlamış, sonra da çocuğa hiç .  acımadan: 
- Makarayı kuyuya nasıl düşürdünse öyle alıp getireceksin. Sonra karışmam ha… diye bağırmış. 
 
Bunun üzerine kız kuyunun başına dönmüş ama ne yapacağını bilmiyormuş. Makarayı almak için `ne olursa olsun` diye kuyuya atlamış. Atlamış ama aklı başında değilmiş. Az sonra uyandığında, kendini güzel bir çayırlıkta bulmuş. 
Güneş parıldıyor, çevrede binlerce çiçek görünüyormuş. Yolda karşısına bir fırın  çıkmış. Fırının içi ekmekle doluymuş. Ekmek kıza seslenmiş: 
 
- Ne olursun beni fırından çıkar, beni fırından çıkar; yoksa yanacağım, çoktan piştim ben… 
Kız fırına yaklaşmış, ekmeklerin hepsini kürekle birer birer dışarı çıkarmış. Sonra yoluna gitmiş. Karşısına bir  ağaç çıkmış; ağacın üzerinde pıtrak gibi elmalar sallanıyormuş, ağaç kıza seslenmiş: 
 
- Beni silkele, beni silkele… Biz elmalar hep olduk!.. 
Kız ağacı sallamış, elmalar, yağmur taneleri gibi yere dökülmüşler. Kız ağacın üzerinde hiç elma kalmayıncaya kadar silkelemiş.  Elmaları bir araya toplayarak koca bir yığın yapmış, sonra yine .  yola koyulmuş.. 
 
Sonunda küçük bir eve varmış. Penceresinden bir kocakarı bakıyormuş. Kadının dişleri pek iriymiş. Bunları görünce kızın içine korku girmiş. Oradan kaçmak istemiş. Fakat yaşlı kadın arkasından  seslenmiş: 
- Sevgili çocuk, neden korkuyorsun? Gel burda kal; evin bütün işlerini güzelce yaparsan sana bir kötülüğüm dokunmaz. En çok dikkat edeceğin şey yatağımı güzel düzeltmek, iyice silkelemektir. Bunu yapınca yatağın içindeki kuş tüyleri uçar. İşte o zaman yeryüzüne  kar yağar. Benim adım Holle Kadın`dır. 
 
Kocakarı böyle tatlı tatlı konuşunca kızın içi ferahlamış; orada kalmaya karar vermiş.  İçeri girerek işine başlamış. Evin her işini seve seve yapıyormuş, yatağı her zaman o kadar güçlü silkeliyormuş ki, tüyler kar  parçaları gibi uçuyorlarmış. Bu yüzden kadının evinde rahat bir yaşam geçiriyor, kötü söz işitmiyor, her gün kızartmalar, kebaplar yiyormuş. 
Küçük kız uzun zaman Holle Kadın`ın yanında kalmış; fakat içinde hep bir üzüntü duyuyor, bunun nedenini kendisi de bilmiyormuş. Sonunda  bunun farkına varmış; yurdunu özlemişmiş. Her ne kadar buradaki yaşamı kendi evindekinden bin kat daha iyi geçiyormuşsa da, o yine evine dönmek istiyormuş. Bir gün dayanamamış, Kocakarı`ya demiş ki: 
 
- Evimi çok göreceğim geldi. Bu ayrılık acısına dayanamıyorum. Burada, yerin altında geçen yaşamım çok iyi ama artık daha fazla kalamayacağım. Yine yukarıya dönmek istiyorum. 
Holle Kadın: 
 
- Evine dönmek isteyişin hoşuma gitti. Bugüne kadar bana çok iyi hizmet ettiğin için, seni ben kendi elimle yukarı  çıkaracağım, demiş. 
Kızı elinden tutmuş; büyük bir kapıya doğru götürmüş. Kapı açılmış. Kız tam kapının altına geldiği zaman güçlü bir altın yağmuru başlamış. Durduğu yerle annesinin evi arasında çok az aralık varmış. Kız evin bahçesine girdiği zaman horoz kuyunun üzerine çıkmış, ötmeye başlamış. 
 
- Ö ö rö ö, altından küçük bayanımız yine geldi! 
Kız eve girmiş, annesinin yanına gitmiş. Her yanı altınla kaplı olduğu için kendisini hem annesi, hem üvey kız kardeşi güleryüzle karşılamışlar. 
<br  />
Kız başına gelenleri bir bir anlatmış. Annesi, bu altınların nasıl elde edildiğini öğrenince çirkin, tembel kızına da bunları kazandırmak istemiş.  bu kızını da kuyunun başına oturtarak bez dokutmaya başlamış. Makarasının kana bulanması için kız parmağına iğne batırmış. Elini dikenli çitlere  vurmuş. Sonra makarayı kuyuya atmış. Arkasından da kendisi atlamış. Öbür kız gibi kendini bir çayırda bulmuş. Aynı yoldan yürümeye başlamış. Fırına vardığı zaman ekmek yine bağırmış: 
- Ne olursun beni dışarı çıkar, beni dışarı çıkar, yoksa yanacağım. Çoktan piştim  ben!.. 
 
Fakat tembel kız: 
- Doğrusu üstümü .  başımı kirletmeye vaktim yok!.. demiş yoluna gitmiş. Az sonra elma ağacının yanına varmış. Ağaç seslenmiş: 
 
- Ne olursun, beni silkele, kuzum beni silkele… Biz elmalar hep olduk! 
Kız: 
 
- Ya… çok bilmişsin… seni silkeleyim de kafama elmalar düşsün değil mi? demiş; geçip gitmiş. 
Holle Kadın`ın evine vardığı zaman hiç korkmamış. Çünkü onun koca dişlerini önceden duymuşmuş. Hemen kadının hizmetine girmiş. İlk gün çok çalışmış. Holle Kadın`ın her dediğini yapmış. Kocakarının kendisine vereceği altınları düşünüyormuş. Fakat ikinci gün tembelliğe, işleri başından savmaya başlamış. Üçüncü gün bu tembellik bir kat daha artmış. Sabah bir türlü yatağından .  kalkmak istemiyormuş. Tembel kız Holle Kadın`ın yatağını da yapmıyormuş. Bu  yüzden tüyler de uçuşmuyormuş. Çok geçmeden bu durum Holle Kadın`ı kızdırmış. Kızı işinden çıkarmış. 
 
Tembel kız buna seviniyormuş. Altın yağmurunun yağacağını umuyormuş. Holle Kadın onu da büyük kapıya kadar götürmüş. Fakat kız kapının altına gelince altın yerine kocaman  bir kazan dolusu zift başından aşağı boşalmış. 
Holle Kadın: 
 
İşte bu da senin hizmetlerinin ödülü!… demiş. Kapıyı kapamış. Tembel kız eve dönmüş. Her yanı zifte bulanıkmış. Yine kuyunun başında duran horoz kızı görünce: 
- Ö ö  rö ö, pasaklı küçük bayanımız yine geldi diye ötmeye başlamış. Kıza bulaşan bu zift ömrü oldukça üzerinde kalmış.

Etiketler:, , , , , , , ,

Mayıs 12th, 2009 | in Grimm Masalları | Yorum Yapin

tembelkiz

Tembel Kız

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde;pireler berber,develer tellal iken,ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir karı koca varmış.Bu karı kocanın bir kızı olmuş.Kız,el bebek gül bebek büyütülmüş, ama hiç iş öğrenememiş.Bunun için adına Tembel Kız denilmiş.Bu kız o kadar tembelmiş ki yerinden kalkmaya üşeniyormuş. Anası babası ona bir gelberi yaptırmış.Kız da oturduğu yerden işini gelberiyle yapıyormuş.
Kızının evlilik çağı gelmiş. Anası babası kızı bir avcıyla evlendirmiş.Avcı ava gitmiş, bir ördek vurmuş.Eve gelmiş, ördeği temizlemiş, ateşe koymuş.Tekrar ava gitmek üzere hazırlanmış, karısına ateşe ördeği koydum, yanmasın bak demiş.Tembel Kız, olur demiş, demiş ama yerinden bile kalkmamış.
Aradan uzunca bir zaman geçmiş.Dilenci eve gelmiş.Tembel Kıza,hanımcığım Allah rızası için bir dilim ekmek demiş.Tembel Kız da yan tarafta mutfak, geç al cevabını vermiş.

Dilenci mutfağa girmiş.Bakmış ocakta ördek kaynıyor, almış ördeği, torbasına koymuş,tencerenin içine de ayaklarındaki pis çarıkları…Gelmiş,Tembel Kız’ın yanına.Bak hanımcığım demiş,ekmeği aldım Allah razı olsun.

Şimdi sana bir türkü söyleyeyim de ben gideyim.Türküyü şöyle söylemiş;Senin gaga benim torba içinde,Benim çarık senin çorba içinde,Sen yat kaba yatak yorgan içinde,Ben yiyecem gagayı orman içinde.
Dilenci türküyü böyle söylemiş,çekip gitmiş.Aradan bir zaman geçmiş, kızın avcı kocası gelmiş. Karısına ördek pişti mi? Demiş.Karısı olan biteni anlatmış,bak bana bir de türkü söyledi,sana deyiverem demiş,türküyü söylemiş.

O zaman avcı kocası durumu anlamış, karısına kızıp azarlamış.Ondan sonra Tembel Kız, tembelliği bırakmış.Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun