Balıkçının Oğlu Bir varmış, bir yokmuş, Allahın kulu pek çokmuş. İnebolu, Yanbolu; iki boş bir dolu, bende bilmece dam dolu. Evvel zamanların birinde, bir padişahın ülkesinde, fukara1 bir balıkçı vardı. Gün geldi balıkçı öldü, bir oğlu kaldı arkada. Babasının sanatını eline alarak, o da balık avcılığına başladı. Gecelerden bir gece, bir düş gördü. Diyordu ki, [...]
Altın ÇOCUKLAR Bir zamanlar, çok fakir bir karı koca yaşarmış, Küçücük bir kulübelerinden başka şeyleri yokmuş. Tuttukları balıklarla karınlarını doyururlarmış. Günün birinde adam, balık avlamaya gitmiş; ağlarını suya atmış. Beklemeye başlamış. Biraz sonra ağına bir balığın takıldığını görmüş. Ağını, hızla sandalına çekmeye başlamış. Çekerken, çok heyecanlıymış. İçinden: Bayağı ağır. Bu balıkla birkaç gün karnımızı doyurabiliriz, [...]
Keloğlan’la kör hacı Bir varmış, bir yokmuş Var demesi zormuş Keloğlan’ın mahallesinde Kör Hacı adında biri varmış Kör hacı huysuz, dırdırcı, hilebaz, madrabaz, hokkabaz birisiymiş Bencil mi bencil, nekesmi nekesmiş Fesatlıkta, fitne fücurlukta üstüne yokmuş Çocuklar Kör hacı’yı hiç sevmezlermiş Onu yolda görünce hep birlikte bağırırlarmış: Hacı Burnumun ucu Başımın tacı Soğan sarmısaktan acı [...]






