<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Masal diyarı &#187; Masal diyarı</title>
	<atom:link href="http://www.masaldiyari.net/category/masal-diyari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.masaldiyari.net</link>
	<description>Masallar diyarı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 20:36:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Altın çocuk</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/altin-cocuk</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/altin-cocuk#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 00:02:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[Altın çocuk masalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2173</guid>
		<description><![CDATA[Altın ÇOCUKLAR Bir zamanlar, çok fakir bir karı koca yaşarmış, Küçü­cük bir kulübelerinden başka şeyleri yokmuş. Tuttukları balıklarla karınlarını doyururlarmış. Günün birinde adam, balık avlamaya gitmiş; ağlarını suya atmış. Bek­lemeye başlamış. Biraz sonra ağına bir balığın takıldığını görmüş. Ağını, hızla sandalına çekmeye başlamış. Çe­kerken, çok heyecanlıymış. İçinden: Bayağı ağır. Bu balıkla birkaç gün karnımızı doyura­biliriz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2012/01/altincocuk.jpg" alt="" title="altincocuk" width="241" height="127" class="alignnone size-full wp-image-2183" /></p>
<p><strong>Altın ÇOCUKLAR</strong></p>
<p>Bir zamanlar, çok fakir bir karı koca yaşarmış, Küçü­cük bir kulübelerinden başka şeyleri yokmuş. Tuttukları balıklarla karınlarını doyururlarmış. Günün birinde adam, balık avlamaya gitmiş; ağlarını suya atmış. Bek­lemeye başlamış. Biraz sonra ağına bir balığın takıldığını görmüş. Ağını, hızla sandalına çekmeye başlamış. Çe­kerken, çok heyecanlıymış. İçinden:<br />
Bayağı ağır. Bu balıkla birkaç gün karnımızı doyura­biliriz, deyip seviniyormuş, Ağını sandalına çektiği zaman, içinden som altın bir balık çıkmasın mı? Adam şaşkın şaşkın balığa bakarken, balık dile gelmiş ve demiş ki:<br />
Balıkçı, beni tekrar suya atarsan, oturduğun kulübeyi koskocaman bir saraya çeviririm!<br />
Balıkçı şöyle demiş:<br />
Yiyecek bir şeyim olmadıktan sonra sarayı ne ya­payım?<br />
Altın balık:<br />
Sarayın içi güzel yiyeceklerle dolu olacak. Yeter ki beni suya bırak.<br />
Adam:<br />
Tamam, istediğini yapacağım! demiş. Balık:<br />
Ama bunun için bir şartım var: Bunu dünyada hiç kimseye söylemeyeceksin. Ağzından bir kelime bile kaçırırsan, hepsi yok olup gider.<br />
Balıkçı, sihirli balığı suya bırakmış, evine dönmüş. Kulübesinin durduğu yerde koca­man ve güzel bir saray duru<br />
Nasıl oldu da her şey birdenbire değişiverdi? diye sormuş. O kadar mutluyum ki!<br />
Adam:<br />
Evet, demiş. Ben de çok mutluyum. Ama, karnım çok acıktı. Haydi, bana yiyecek bir şeyler hazırla!<br />
Kadın:<br />
Yiyecek bir şeyimiz yok ki, demiş. Adam:<br />
Merak etme, Şu büyük dolabı aç bakalım,<br />
Kadın dolabı açmış: içinde çeşitli yemekler varmış, Kadın, sevincinden bir kahkaha atmış. Kocasına:<br />
Canın ne istiyorsa söyle, şekerim, demiş.<br />
Sofraya oturmuşlar, yemişler, içmişler. Karınları do­yunca, kadın sormuş,<br />
Bütün bunlar nasıl oldu? Gözlerime inanamıyorum! Kocası demiş ki:<br />
Bunu bana sorma. Söyleyemem, Eğer birine anla­tırsam her şey bir anda yok ofup gider.<br />
Bunun üzerine kadın:<br />
Pekâlâ, demiş. Güzel bir evimiz, yiyecek dolu bir dolabımız var, Ben de bunları kaybetmek istemiyorum. Fakat kadın, bu sözleri içinden gelerek söylememiş. Ge­ce, gündüz bunu düşünüyormuş, Kocasını durmadan sıkıştırıyormuş, Nihayet adam dayanamamış; başından geçenleri olduğu gibi anlatmış. Fakat balıkçı, sözlerinibitirir bitirmez o güzel sarayla, içindeki dolap ortadan kayboluvermiş. Karı koca kendilerini, tekrar o eski kulü­belerinin içinde bulmuşlar.<br />
Adamcağız, tekrar balık tutmaya başlamış. Fakat talih kendisine bir daha yardım etmiş. Günün birinde al­tın balık tekrar ağına düşmüş. Balık, dile gelerek:<br />
Beni, yine suya atarsan hem o sarayı, hem de yi­yeceklerle dolu dolabı geri veririm. Ama dilini tutacak­sın, bundan kimseye bahsetmeyeceksin. Sözünde dur­mazsan her şeyi elinden alırım!<br />
Balıkçı:<br />
Bu sefer dilimi tutacağım, demiş. Balığı sgya atmış,<br />
Evde her şey eski haline dönmüş. Kadın, sevincin­den ne yapacağını bilemiyormuş. Ancak her şeyi öğ­renme merakı ona yine rahat vermiyormuş. Birkaç gün sonra bu işin nasıl olduğunu kocasına sormaya başla­mış; adamcağız uzun zaman dayanmış, Fakat kadın, o kadar çok ısrar etmiş ki dayanamamış, her şeyi anlat­mış. Anlatmış ama o anda saray ortadan kayboluver­miş. İkisi de kendilerini yine eski kulübelerinde buimuşlar.<br />
Adam:<br />
İşte, demiş, yaptığını beğendin mi? Şimdi yine aç kalıp, yokluk içinde yaşayacağız.<br />
Karısı;<br />
Nereden geldiğini bilmediğim bir zenginliği ne ya­payım. İçim rahat olmadıktan sonra, demiş.<br />
Adamcağız, yine balık tutmaya gitmiş. Şans bu ya, altın balığı tekrar yakalamış. Balık yine dile gelerek:<br />
- Anlaşıldı, senin elinden kurtulamayacağım. Ne ya­palım, bari beni evine götür. Aitı parçaya böl. Bu parça­lardan ikisini karına ver, yesin. İkisini atına ver, iki parçamı da toprağa göm. Bunu yaparsan sana faydası dokunur,<br />
Adam balığı almış, eve götürmüş ve dediklerini yap­mış.<br />
Gel zaman, git zaman, toprağa gömdüğü iki parça büyüyüp, iki altın zambak olmuş. At, altından iki tay doğurmuş, Karısı da, som altından iki çocuk dünyaya ge­tirmiş.<br />
Çocuklar büyümüş uzun boylu, yakışıklı birer delikanlı olmuşlar. Zambaklarla taylar da onlarla büyümüşler.<br />
Günün birinde çocuklar:<br />
Baba, demişler. Biz altın atlarımıza binerek dünya­yı dolaşmak istiyoruz!<br />
Balıkçının buna biraz canı sıkılarak:<br />
Siz gittikten sonra, sizden haber alamazsam buna nasıl dayanırım? demiş.<br />
Bunun üzerine çocuklar:<br />
Şu iki altın zambak burada kalıyor. Onlara bakın; bizim durumumuzu öğrenirsiniz. Eğer, taptaze dururlarsa iyi olduğumuzu anlarsınız. Solarlarsa anlayın ki hastayız. Eğer, çiçekler kuruyup dökülürse öldüğümüzü anlarsınız! demişler. Çocuklar, atlarına atlayıp gitmişler. Bir hana varmışlar. Han kalabalıkmış, Handakiier, iki altın çocuğu görünce gülüşmeye, alay etmeye başlamışlar. İnsanla­rın, onlarla alay ettiklerini gören delikanlılardan biri çok üzülmüş ve gitmekten vazgeçmiş; geri dönerek eve, babasının yanına gelmiş. Fakat, diğer oğlan atına atla­yarak yoluna devam etmiş. Gide gide nihayet büyük bir ormana varmış, Atını ormana sürmek istediği sırada biri­leri ona seslenmiş:<br />
Bu ormandan geçemezsiniz, demişler. Burası hay­dutlarla dolu, Size zarar verirler, Hem sizin, hem de atını­zın altından olduğunuzu görürlerse sizi sağ bırakmazlar,<br />
Oğlan, bu sözlere kulak asmamış:<br />
Bu ormandan mutlaka geçmeliyim, demiş.<br />
Birkaç ayı postu alarak üstüne sarmış. Atını da post­larla sarmış, Artık ikisinin de, altından olduklarını kimse anlayamazmış. Oğlan, ormana dalmış. Ormanda, uzun zaman yol aldıktan sonra, çalıların arasında bir hışırtı duymuş. Birkaç kişi, aralarında konuşuyormuş.<br />
Biri:<br />
İşte biri geliyor! diye seslenmiş. Diğeri de:<br />
Bırak yoluna gitsin. Baksana, sırtında ayı postu var. Yoksulun, çulsuzun biri. Nesini alacağız sanki?<br />
Altın çocuk, atını sürmüş. Kimseden zarar görmeden ormandan çıkmış, Günün birinde bir köye gelmiş, Köyde dolaşırken, bir kız görmüş. Bu kız, o kadar güzelmiş ki, al­tın çocuk dünyada ondan daha güzel bir kız olamaz sanmış. Kıza aşık olmuş. Yanına gitmiş:<br />
Seni çok sevdim, demiş. Benim karım oiur musun? Kız da, altın çocuğu görür görmez çok beğenmiş:<br />
Olurum! demiş. Ömrümün sonuna kadar da sana sadık kalırım!<br />
Hemen düğün hazırlıklarına başlamışlar. Kızın baba­sı, uzun zamandır evinden uzaklarda çalışıyormuş. O sı­rada eve dönmüş. Kızının düğün hazırlıkları yaptığını gö­rünce şaşırıp kalmış:<br />
Damat nerede? diye sormuş.<br />
Kendisine altın çocuğu göstermişler. Fakat oğlanın üzerinde, hâlâ ayı postu duruyormuş. Baba, onu görün­ce çok kızmış:<br />
Ayı postlu bir adam benim kızımla evlenemez! di­ye bağırmış. Oğlanı öldürmeye kalkmış,<br />
Kız, babasına yalvarmaya başlamış:<br />
Aman babacığım! demiş, O artık benim kocam ol­du! Hem onu öyle çok seviyorum ki!<br />
Nihayet adam biraz yatışmış. Fakat bu işe bir türlü ak­lı yatmamış, Ertesi gün, erkenden kalkmış. Kızının kocasını bir daha görmek, onun bir serseri olup olmadığını anla­mak istemiş. Sessizce, çocuğun yattığı odaya girmiş.<br />
Yatakta yakışıklı, altından bir delikanlının yattığını, ayı postunun da odanın bir köşesine atılmış olduğunu görünce geri dönmüş:<br />
İyi ki dün, kendimi tutmuşum. Yoksa çok pişman olurdum! demiş.<br />
Altın çocuk, o gece rüyasında ava gittiğini ve güzel bir geyiği kovaladığını görmüş. Ertesi sabah, uyanınca nişanlısına:<br />
Ben ava gidiyorum! demiş.<br />
Kızın içine bir korku düşmüş, Gitmemesi için oğlana yalvarmış:<br />
Başına büyük bir felâket gelebilir! Gitmeni hiç iste­miyorum, demiş,<br />
Fakat oğlan:<br />
Muhakkak gitmem lâzım! demiş. Hazırlanıp, orma­nın yolunu tutmuş. Aradan çok geçmeden karşısına rü­yada gördüğüne benzer, güzel bir geyik çıkmış. Hemen, silâhına davranmış. Fakat, geyik bir sıçrayışta oradan kaçmış. Oğlan hendekler, çalılar aşarak bütün gün ge­yiği kovalamış ama, her defasında geyik kaçmış. Altın çocuk, geyiği ararken küçük bir kulübe görmüş. Bu evde bir cadı yaşıyormuş. Oğlan, kapıyı çalmış. İhtiyar bir kadın, kapıyı açıp sormuş:<br />
Bu koca ormanın ortasında, böyle geç vakit ne arıyorsun?<br />
Oğlan:<br />
Bir geyik gördünüz mü? demiş. Kadın:<br />
Evet, demiş.<br />
İhtiyar kadının arkasından çıkan bir köpek, vahşice havlayıp, saldırmak istemiş.<br />
Oğlan köpeğe:<br />
Dur! Yoksa seni öldürürüm, diye bağırmış. Cadı, bunu duyunca kızmış.<br />
Ne? Köpeğimi mi öldüreceksin? diye haykırmış; o anda delikanlıyı taşa çevirmiş. Oğlanın zavallı nişanlısı boş yere günlerce yolunu beklemiş,<br />
Aklıma gelen başıma geldi işte! demiş. Günlerce ağlamış.<br />
Eve dönen diğer çocuk, altın zambaklara bakmaya gitmiş. Zambaklardan birinin birdenbire kopup düştüğü­nü görmüş:<br />
Aman Allah&#8217;ım! diye bağırmış. Kardeşimin başına büyük bir felâket gelmiş! Hemen yola çıkmalıyım. Belki onu kurtarabilirim!<br />
Babası:<br />
Gitme, demiş, Seni de kaybedersek ne yaparız sonra?<br />
Fakat oğlan:<br />
Mutlaka gitmeliyim baba. Belki kardeşimi kurtara­bilirim! demiş.<br />
Altın atına atlayarak yola çıkmış; kardeşinin taş kesi­lerek yattığı büyük ormana varmış. Cadı, evinden çık­mış; oğlana seslenmiş. Onu da kardeşi gibi taşa çevirecekmiş ama, delikanlı cadıya yaklaşmamış:<br />
Kardeşimi diriltmezsen seni öldürürüm! demiş.<br />
Cadı, korkup taşa dönen delikanlının yanına gitmiş, Parmağıyla dokununca oğlan canlanmış.<br />
İki kardeş, birbirlerine kavuştukları için çok sevinmiş­ler; kucaklaşmışlar, öpüşmüşler. Sonra atlarına binerek ormandan çıkmışlar.<br />
Oğlanlardan biri, nişanlısının yanına, diğeri de ba­basının evine dönmüş. Daha sonra Hans, nişanlısıyla evlenerek mutlu bir hayat sürmüş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/altin-cocuk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayramlık</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/bayramlik</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/bayramlik#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Oct 2011 10:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bayramlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bayramlık masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2148</guid>
		<description><![CDATA[Bayramlık O bayram Enes ve Merve&#8217;nin keyfine diyecek yokmuş doğrusu. Bu denli sevinçli olmalarının tam tamına dört nedeni varmış. Birincisi; Haluk amcaları, Gülgün yengeleri ve en önemlisi de kuzenleri Gamze ablaları ile Mehmet&#8217;in o bayram tatilinde Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a onlara konuk gelmeleri imiş. Gamze abla, Enes ve Merve&#8217;den çok büyükmüş. Bu yıl üniversiteye başlamış. O onbeş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/10/bayramlik.jpg" alt="" title="bayramlik" width="100" height="146" class="alignnone size-full wp-image-2149" /></p>
<p><strong>Bayramlık</strong></p>
<p>O bayram Enes ve Merve&#8217;nin keyfine diyecek yokmuş doğrusu. Bu denli sevinçli olmalarının tam tamına dört nedeni varmış.<br />
Birincisi; Haluk amcaları, Gülgün yengeleri ve en önemlisi de kuzenleri Gamze ablaları ile Mehmet&#8217;in o bayram tatilinde Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a onlara konuk gelmeleri imiş.<br />
Gamze abla, Enes ve Merve&#8217;den çok büyükmüş. Bu yıl üniversiteye başlamış. O onbeş yaşında güzeller güzeli bir genç kızmış. Mehmet ise ilkokul dördüncü sınıfa gidiyormuş. Enes&#8217;ten iki yaş küçük, Merve&#8217;den iki yaş büyükmüş. Mehmet her iki kardeşle de çok iyi arkadaşmış. İşte Enes ve Merve&#8217;nin bu kadar mutlu olmalarının birinci nedeni buymuş.<br />
İkinci nedeni ise; bayramlaşmaya gittiklerinde akrabaları onlara o kadar çok bayramlık vermişler ki rüyalarında görseler inanmazlarmış.<br />
Eve döndüklerinde Enes, Merve ve Mehmet paraların durup durup sayıp ceplerine yerleştiriyorlarmış. Sonunda Enes ve Merve&#8217;nin annesi Semiha hanım:<br />
- Çocuklar dikkat edin paralarınızı kaybetmeyin, yazık olur; az para değil demek zorunda kalmış.<br />
Babaları Serhat bey de:<br />
- Paranızı ıvır zıvıra harcamazsanız siz akşam üstü Tatilya&#8217;ya götürürüz demiş.<br />
Tatilya sözünü duyan bu üç sevimli yaramaz seslerinin bütün gücüyle `yaşasın&#8217; diye haykırıp havalara sıçramışlar. Tatilya istanbul da bir eğlence merkeziymiş. İşte çocukların sevinçli olmasının üçüncü sebebi de buymuş.<br />
Bu üç sevinçli olaydan ötürü çocuklar evin içerisinde oradan oraya koşup her türlü yaramazlığı yapmışlar. Gürültüye daha fazla dayanamayan Mehmet&#8217;in annesi Gülgün Hanım:<br />
- Hadi bakalım topunuzu alın, birazda dışarıda oynayın. Kimsede kafa bırakmadınız, bizde zaten birazdan birkaç akrabayı daha ziyarete gideceğiz, demiş.<br />
Çocuklar dışarı çıkınca Gamze&#8217;ye çocuklara göz kulak olmasını tembih edip, sonrada çıkıp gitmişler.<br />
Enes Mehmet ve Merve top oynarlarken Gamze de bahçe duvarının üzerine oturmuş onları seyre koyulmuş.<br />
Bir ara Gamze&#8217;nin gözüne bir şey ilişmiş. Karşı bahçenin duvarının üzerinde on-oniki yaşlarında, eski giysili bir çocuk oturmuş hem çocukların oyunlarını seyrediyor, hem de sessizce içini çeke çeke ağlıyormuş.<br />
Gamze bu zavallı çocuğa çok acımış, aklından `herhalde onun oyun oynayacak topu yada arkadaşı yok, çocuklara katılmaya da cesaret edemiyor bu yüzden ağlıyor&#8217; diye geçirmiş. Sonra da çocukları çağırarak o zavallı çocuğu da oyunlarına dahil etmelerini istemiş.<br />
Enes, Merve ve Mehmet hemen koşarak çocuğun yanına gitmişler. Mehmet çocuğa ismini sormuş, çocuk başını iyice kollarının arasına gömerek zor duyulur bir sesle;<br />
- `Mustafa&#8217; demiş.<br />
Mehmet:<br />
- Neden ağlıyorsun Mustafa? Oyun oynamak istiyorsan bizimle oynayabilirsin, yoksa bu yüzden mi ağlıyorsun diye sormuş.<br />
Mustafa:<br />
- Hayır ben onun için ağlamıyorum, oyun oynamakta istemiyorum, demiş.<br />
Çocuklar:<br />
- Peki o halde neden ağlıyorsun? demişler.<br />
Mustafa:<br />
- Benim kardeşim çok hasta. Doktora götürecek, ilaç alacak paramız yok. Kardeşim ölür diye üzülüyorum onun için ağlıyorum diye cevap vermiş.<br />
Merve:<br />
- Senin annen, baban yok mu? Üzülme onlar kardeşini doktora götürür, ilaç alırlar kardeşin iyileşir demiş.<br />
Mustafa:<br />
- Babam çalışmıyor, iş aradı bulamadı. Bazen inşaatlarda çalışıyor, onunla da ancak karnımızı doyurabiliyoruz. Kardeşimi doktora götürecek, ilaç alacak paramız yok demiş.<br />
Bu sözleri duyan Mehmet hemen elini cebine atmış, tüm parasını çıkarıp, Mustafa&#8217;ya uzatmış. Enes ile Merve de paralarını vermek üzere imişler ki Gamze ablaları yanlarına gelerek neler olup bittiğini sormuş. Çocuklar Mustafa&#8217;nın söylediklerini Gamze&#8217;ye anlatmışlar.<br />
Gamze:<br />
- Çocuklar öyle olmaz, durun bakalım demiş ve Mustafa&#8217;ya evlerinin nerede olduğunu sormuş.<br />
Mustafa çok yakında yıkık dökük gecekondu gibi bir evi göstererek:<br />
- İşte burada oturuyoruz demiş.<br />
Gamze Mustafa&#8217;ya gidip babasını çağırmasını söylemiş. Mustafa sevinçle evlerine koşup babası ile çıkagelmiş. Gamze olanları bir de Mustafa&#8217;nın babasından dinlemiş. Mustafa&#8217;nın doğru söylediğini anlayınca hem Gamze hem de diğer çocuklar paralarını bu yoksul adama vermek istemişler. Ama yoksul adam:<br />
- Olmaz paranızı alamam. Sonra anneleriniz ve babalarınız sizden bu parayı zorla aldığımı düşünürler demiş.<br />
Gamze:<br />
- Ama neredeyse akşam olacak, çocuğunuzu doktora götürmezseniz tehlikeli olmaz mı? diye sormuş.<br />
Zavallı adamcağız:<br />
- Bilmiyorum belki de tehlikeli olabilir, ama elden ne gelir demiş.<br />
O zaman Gamze:<br />
- Sen bu paraları al annemiz babamız bize kızsa da zararı yok. Bir can kurtarmak daha önemli deyip paraları zorla adama vermişler. Adam sevinerek yanlarından ayrılmış.<br />
Az sonra çocukların anne ve babaları misafirlikden dönmüşler. Onların böyle süklüm püklüm suç işlemiş gibi oturduklarını görünce yanlarına gelip sebebini sormuşlar.<br />
Gamze olayı bütün ayrıntıları ile anlatmış. Her iki aile de çocuklarının bu davranışından ötürü gurur duymuş onları tebrik etmişler.<br />
O bayram Gamze, Enes, Mehmet ve Merve Tatilya&#8217;ya gidememişler ama iyilik yapmanın mutluluğunu duymuşlar.<br />
İşte çocukların dördüncü sevinçlerinin sebebi de buymuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/bayramlik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keloğlan ile kör hacı</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/keloglan-ile-kor-haci</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/keloglan-ile-kor-haci#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 22:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keloglan masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan masalı]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlanla kör hacı]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[türk masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2032</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Keloğlan&#8217;la kör hacı Bir varmış, bir yokmuş Var demesi zormuş Keloğlan&#8217;ın mahallesinde Kör Hacı adında biri varmış Kör hacı huysuz, dırdırcı, hilebaz, madrabaz, hokkabaz birisiymiş Bencil mi bencil, nekesmi nekesmiş Fesatlıkta, fitne fücurlukta üstüne yokmuş Çocuklar Kör hacı&#8217;yı hiç sevmezlermiş Onu yolda görünce hep birlikte bağırırlarmış: Hacı Burnumun ucu Başımın tacı Soğan sarmısaktan acı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2063" title="keloglan-masallari" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/10/keloglan-masallari.jpg" alt="" width="250" height="398" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Keloğlan&#8217;la kör hacı</strong></p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş Var demesi zormuş Keloğlan&#8217;ın mahallesinde Kör Hacı adında biri varmış Kör hacı huysuz, dırdırcı, hilebaz, madrabaz, hokkabaz birisiymiş Bencil mi bencil, nekesmi nekesmiş Fesatlıkta, fitne fücurlukta üstüne yokmuş</p>
<p>Çocuklar Kör hacı&#8217;yı hiç sevmezlermiş Onu yolda görünce hep birlikte bağırırlarmış:</p>
<p>Hacı</p>
<p>Burnumun ucu</p>
<p>Başımın tacı</p>
<p>Soğan sarmısaktan acı</p>
<p>Çocuklar bazen de,</p>
<p>Hacı hasta</p>
<p>Çorbası tasta</p>
<p>Mendili ipek</p>
<p>Kendisi köpek</p>
<p>Diye tempo tutarlarmış</p>
<p>Kör hacı kendisini kimsenin sevmediğini bildiğinden, insanlara karşı soğuk durur, herhese kötülük etmek istermiş</p>
<p>Bir gün keloğlan&#8217;ın gelip geçtiği yola derin bir çukur kazmışÇukurun üstüne çalı çırpı, ot, çöpler örtmüş Kendi kendine &#8220;KELOĞLAN DÜŞSÜN,BELKİ BİR YERİ KIRILIR&#8221; diye söylenmiş</p>
<p>Keloğlan yoldaki otu çöpü görünce hileyi sezmiş Çukurun üstündeki otu çöpü kaldırmış, hemen yakınındaki yere Kör Hacı&#8217;nın bıraktığı gibi koymuş Çukurun üstüne ince bir tahta koyduktan sonra topraklamış</p>
<p>Beklemeye başlamış</p>
<p>Kör Hacı &#8220;acaba keloğlan niye düşmüyor&#8221; diye içinden geçiriyormuş &#8220;Belki de otun çöpü iyi koyamadım, belli oluyor&#8221; diye düşünmüş Çukuru daha belirsiz duruma getirmek için ota çöpe yaklaşırken, hop kendi açtığı çukura düşmüş</p>
<p>Keloğlan koşarak gelmişkör hacı&#8217;yı çıkarmış Başlamış onunla alaya:</p>
<p>Seni saymam sayıya</p>
<p>Benzettim yampiri ayıya</p>
<p>Kendi açtığın kuyuya</p>
<p>Düşersin de kör hacı</p>
<p>Kör hacı cevap vermeden ayrılıp gitmiş Kendi oyununa gelmesini hazmedememiş Keloğlan&#8217;dan öç almayı düşünmüşOrtalık kararır kararmaz mezarlığa koşmuş Toprağa yeni verilen bir ölüyü çıkarıp getirmiş Keloğlan&#8217;ın penceresinden içeri Atmış</p>
<p>Sonra sokaklarda dolaşıp söylenmeye başlamış:</p>
<p>&#8211;keloğlan cinayet işlemiş Evinde bir ölü saklıyor… Keloğlan kör hacının kendisine bir kötülük edeceğini bildiği için hazırlıklıymış Çarşıdan bir takım elbise almış Ölüye giydirmişEşeğiyle kör hacının tarlasına getirmiş Ölünün ağzına bir sigara yakıp vermiş, eşeğin üstüne oturtmuşEşek başakları yemeye başlamış</p>
<p>Kör hacı&#8217;ya haber vermişler:</p>
<p>&#8211;adamın biri eşeği senin tarlaya sürmüş, otlatıyor Kendisi eşeğe kurulmuş sigara tüttürüyor…</p>
<p>mal canlısı kör hacı deliye dönmüş Sopayı alıp koşmuş Bir taraftan da bağırıyormuş:</p>
<p>&#8212;Hey… Buğdayımı yedirme… eşeğini çek, sür git Adam oralı değil</p>
<p>Adamın vurdumduymazlığına iyice kızmış Sopayı bütün gücüyle kafasına vurmuş Sopa kırılmış, ölü yuvarlanmış O sırada keloğlan saklandığı yerden çıkıp gelmiş Bağırmaya başlamış:</p>
<p>&#8212;O benim gözü görmez kulağı duymaz misafirimdi Onu öldürdün</p>
<p>Keloğlan&#8217;ın sesine komşular yetişmişler İki tutam başak için adam öldürdü diye Kör Hacı&#8217;ya kızmışlar Sonra tutup kadıya teslim etmişler</p>
<p>Keloğlan yine söylemiş:</p>
<p>SENİ SAYMAM SAYIYA: BENZETTİM MANKAFA AYIYA</p>
<p>KENDİ ETTİĞİN OYUNA GELİRSİN BE KÖR HACI</p>
<p>Kör hacı yine kendi oyununa geldiğini anlamış Anlamış ama ne fayda İş işten geçmiş Kötü komşudan kurtulan mahalleli düğün bayram yapmış Yel üfürdü, sel götürdü Bir masal da burada bitti</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/keloglan-ile-kor-haci/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keloğlan&#8217;ın Tuz ölçeği</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/keloglanin-tuz-olcegi</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/keloglanin-tuz-olcegi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2011 13:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan]]></category>
		<category><![CDATA[Keloglan masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2034</guid>
		<description><![CDATA[Keloğlan&#8217;ın Tuz ölçeği Bir varmis bir yokmus Allahin kulu çokmus Çok demesi günahmis Memleketin birinde bir keloglan&#8217;la yasli annesi varmis Annesi &#8220;Kel oglum, kelem oglum, dünyaya es oglum&#8221; diyerek oglunu severmis Keloglan da annesini sever sayarmis Annesi bir gün keloglan&#8217;a seslenmis: &#8211;Oglum, tuz ölçegimiz kirildi Git çarsidan yenisini al getir, demis Keloglan: &#8211;Aman anne Ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2053" title="keloglan" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/10/keloglan.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
<p><strong>Keloğlan&#8217;ın Tuz ölçeği</strong></p>
<p>Bir varmis bir yokmus Allahin kulu çokmus Çok demesi günahmis</p>
<p>Memleketin birinde bir keloglan&#8217;la yasli annesi varmis Annesi &#8220;Kel oglum, kelem oglum, dünyaya es oglum&#8221; diyerek oglunu severmis Keloglan da annesini sever sayarmis</p>
<p>Annesi bir gün keloglan&#8217;a seslenmis:</p>
<p>&#8211;Oglum, tuz ölçegimiz kirildi Git çarsidan yenisini al getir, demis Keloglan:</p>
<p>&#8211;Aman anne Ne gerek var Yemege göz karari yag, el karari tuz at, demis Annesi kizmis:</p>
<p>&#8211;Keles oglanBirak tembelligi Haydi dogru çarsiya Tuz öiçegini al getir Ne alacagini unutma Yolda giderken &#8220;kirildi, kirldi&#8221; diye söylenirsen unutmzsin demis</p>
<p>Keloglan&#8217;in tembelligi üstündeymis Himbil himbil söylenerek yola düsmüs</p>
<p>KirildiKirildi</p>
<p>Balikçilara yol kenarindaki derede avlaniyorlarmis Keloglan&#8217;in söylenisine bakarak kendileriyle alay ediyor sanmislar Bagirip çagirmislar:</p>
<p>&#8211;KeloglanSen bizimle dalga geçiyorsun, hiç öyle denir mi?</p>
<p>&#8211;Ne diyecegim ya?</p>
<p>&#8211;Biri çikti, biri daha çikar insallah, diyeceksin</p>
<p>Keloglan çok üzülmüs Balikçilardan ögrendigi gibi söylenerek yoluna devam etmis</p>
<p>Biri çikti, biri daha çikar insallah</p>
<p>Biri çikti, biri daha çikar insallah</p>
<p>Çok gitmeden önüne bir cenaze çikmis Cenazeyi evin kapisindan yeni çikariyorlarmis Keloglan tabuta bakarak söylenmeye devam ediyormus</p>
<p>Biri çikti, biri daha çikar insallah</p>
<p>Biri çikti, biri daha çikar insallah</p>
<p>Ölenin akrabasi Keloglan&#8217;i duymus Kosup kulagina yapismisKivirdikça kivirmis Sonra bagirmis:</p>
<p>&#8211;Ölünün arkasindan böyle söylemeye utanmiyormusun?</p>
<p>&#8211;Ne demem gerekiyor?</p>
<p>&#8211;Allah rahmet eylesin, denir</p>
<p>&#8211;Peki, simdiden sonra öyle diyecegim</p>
<p>Keloglan ezilip büzülerek yola devam etmis Bir yandan da söyleniyormus</p>
<p>Allah rahmet eylesin</p>
<p>Allah rahmet eylesin</p>
<p>O gün her nasilsa domuzun biri yolunu sasirmis, kasabanin içine kadar girmis Koca bir köpek domuzu tutup bogmusDomuz yerde debelenip son nefesini veriyor, köpek de yalaniyormus Keloglan da durmadan söyleniyormus:</p>
<p>Allah rahmet eylesin</p>
<p>Allah rahmet eylesin</p>
<p>Oradan geçmekte olan biri Keloglan&#8217;i duymus Iyice sinirlenip basmis tokati:</p>
<p>&#8211;Budala oglan Kafanda saçin yok, içinde akil yok Domuza rahmet okunurmu?</p>
<p>&#8211;It disi domuz derisine, diyeceksin</p>
<p>&#8211;Sagol amca Bundan sonra öyle derim</p>
<p>Keloglan yoluna devam etmis Bir yandan da söyleniyormus:</p>
<p>It disi domuz derisine</p>
<p>It disi domuz derisine</p>
<p>Yolun kenarindaki küçük bir klubede bir ayakkabi tamircisi varmis Tamirci pençe yapacagi bir çizmenin altini bir türlü sökemiyormus En sonunda tutmus çizmenin ökçesini agzina alarak çekip çikarmaya çalismis Tam bu sirada Keloglan söylenerek geçiyormus:</p>
<p>It disi domuz derisine</p>
<p>It disi domuz derisisne</p>
<p>Tamirci firlayip elindeki çekici bizimkine yapistirmis:</p>
<p>&#8211;It disi senin agzindadir Utanmazmisin benimle alay etmeye?</p>
<p>&#8211;Amca, sana demedim</p>
<p>&#8211;KesKolay gelsin Asil çek kopsun, diyecegin yerde, alay ediyor, bir de uzatiyor</p>
<p>Çekiçten sonra paparayi da yiyen Keloglan basini tuta tuta yola devam etmis Bir taraftan da söyleniyormus:</p>
<p>Kolay gelsin Asil çek kopsun</p>
<p>Kolay gelsin Asil çek kopsun</p>
<p>Sapanla kus pesinde kosan yaramazin biri bir evin camlarini kirmis Çocagun babasi kizmis Yaramazin kulagini tutmus, &#8220;Elin camlarini niye tasladin&#8221; diye azarliyormus Keloglan öfkeli babaya bakarak söylenmis:</p>
<p>Kolay gelsin Asil çek kopsun</p>
<p>Kolay gelsin Asil çek kopsun</p>
<p>Baba oglunun kulagini birakmis Kosup Keloglan&#8217;in kulagina yapismis</p>
<p>&#8211;Kolay gelsin ha Kopsun ha Kolaymiymis?</p>
<p>Keloglan aci ile bagirmis</p>
<p>&#8211;AmcaBirak kulagimi Sana demedim</p>
<p>&#8211;Birak numarayi Aklinca dalga geçeceksin Etme agam, birak agam, desen ne olurdu?</p>
<p>Keloglan kulagini kurtarip tabanlari yaglamis Bir yandan da yine söyleniyormus:</p>
<p>Etme agam Birak agam</p>
<p>Etme agam Birak agam</p>
<p>O gün kasabada bir kuduz köpek ölmüs Ortaligi kokutmusAdamin biri sürükleyip bir çukura atmaya çalisiyormus Çukura attiktan sonra üstüne kireç atip gömecekmis Adam koca köpegi güçlükle sürüklemeye çalisirken Keloglan çikagelmis Bir yandan da durmadan söyleniyormus:</p>
<p>Etme agam Birak agam</p>
<p>Etme agam Birak agam</p>
<p>Adam köpegi oldugu yerde birakip Keloglan&#8217;a saldirmisVurmus Vermis veristirmis</p>
<p>&#8211;Utanmaz kel Akilsiz kel Köpege merhamet dilenirmi? Öf ne pis kokuyor, de geç git</p>
<p>Keloglan adamin elinden kaçip kurtulmus Bir yandan basina gelenleri düsünüyor bir yandan basina gelenleri düsünüyor bir yandan da söyleniyormus:</p>
<p>Öf Ne pis kokuyor</p>
<p>Öf Ne pis kokuyor</p>
<p>Yol üstünde bir hamam varmis Genç bir kadin hamamdan çikmis, hos kokular sürünüp evine dönüyormus Bizim ki de söyleniyormus:</p>
<p>Öf Ne pis kokuyor</p>
<p>Öf Ne pis kokuyor</p>
<p>Kadin kendisine lâf atldigini sanmis Kosup yakalamis Öfkeden zangir zangir titreyerek agzina yüzüne vurmaya baslamis</p>
<p>&#8211;Budala kel kafali Laf atmaya utanmiyormusun? Senin kafani kiracagim</p>
<p>&#8211;Ablacagim dur Kiracagim dedin de aklima geldi Bizim tuz ölçüsü kirildi Gidip çarsidan alacagim</p>
<p>Keloglan böyle deyip bir dükkâna girmis Kadin ardindan baka kalmis</p>
<p>Keloglan elinde TUZ ÖLÇÜSÜYLE eve dönmüs</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/keloglanin-tuz-olcegi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oduncunun baltası</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/oduncunun-baltasi</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/oduncunun-baltasi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 09:08:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Oduncunun baltası]]></category>
		<category><![CDATA[Oduncunun baltası masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2044</guid>
		<description><![CDATA[Oduncunun baltası Evvel zaman içinde bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış Bu köyün erkekleri ormanda odun keser, sonra kestikleri odunları satarak geçimlerini sağlarlarmış Bu odunculardan birisi köyün en dürüst oduncusu imiş Hiç yalan söylemez, kendi kazandığından başkasında gözü olmazmış. Bir gün, bu dürüst oduncu odun kesmeye ormana gitmiş Baltasını bir ağacın dibine bırakıp başlamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/10/Oduncunun-Baltasi.jpg" alt="" title="Oduncunun-Baltasi" width="270" height="390" class="alignnone size-full wp-image-2049" /></p>
<p><strong>Oduncunun baltası</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış Bu köyün erkekleri ormanda odun keser, sonra kestikleri odunları satarak geçimlerini sağlarlarmış Bu odunculardan birisi köyün en dürüst oduncusu imiş Hiç yalan söylemez, kendi kazandığından başkasında gözü olmazmış. Bir gün, bu dürüst oduncu odun kesmeye ormana gitmiş Baltasını bir ağacın dibine bırakıp başlamış kesebileceği bir ağaç aramaya Gözüne bir ağacı kestirdikten sonra baltasını bıraktığı yere gitmiş Ancak baltasını bıraktığı yerde bulamamış Sağa bakmış yok, sola bakmış yok Çaresiz başlamış ağlamaya “Ben şimdi ne yaparım ne ederim. Baltam olmadan nasıl odun keser para kazanırım” diyerek gözyaşı dökmüş Oduncunun halini gören orman  cini, oduncunun haline acımış Hemencecik altından bir baltayı oduncunun yanına göndermiş Oduncu “Benim baltam altından değildi” diyerek baltayı almamış Orman cini bu sefer gümüşten bir baltayı oduncunun yanına göndermiş Oduncu “Benim baltam gümüşten de değildi” diyerek gümüş baltayı da almamış Orman cini bu kez de oduncunun kendi baltasını göndermiş Oduncu kendi ağaç saplı demirden baltasını görünce sevinmiş “İşte benim baltam bu!” diyerek baltasını omzuna atmış Orman cini oduncunun dürüstlüğü karşısında memnun kalmış Oduncuya hem altın, hem gümüş baltayı hediye etmiş Aldığı hediyelere çok sevinen oduncu, neşe içerisinde köyünün yolunu tutmuş Köyde karşılaştığı odunculara başından geçenleri anlatmış Altın ve gümüşten baltaları gören diğer oduncular hemen baltalarını alıp ormana koşmuşlar Ormanda baltalarını kaybetmiş gibi yapıp ağlamaya başlamışlar Orman cini de hepsine birer altın balta göndermişOduncular altın baltaları görünce “İşte bizim baltalarımız!” diyerek baltaları sahiplenmişler Orman cini oduncuların açgözlülüklerine çok kızmış Oduncuların baltaları eski haline dönüşmüş Bununla da kalmayıp baltaların sapları çıkmış, başlamış sahiplerinin kafasına inmeye Oduncular, kaçıp canlarını zor kurtarmışlar Bir daha da açgözlülük yapmamaya söz vermişler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/oduncunun-baltasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değirmenci ile Tilki</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/degirmenci-ile-tilki</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/degirmenci-ile-tilki#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 03:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Değirmenci ile Tilki]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[türk masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2024</guid>
		<description><![CDATA[Değirmenci ile Tilki Vakti zamanında bir değirmenci varmış Bu değirmencinin de pek çok tavuğu varmış Tilkinin biri bu tavuklara müptelâ olurBir gün değirmenciye der ki: “Değirmenci, eğer bana bir tavuk verirsen sana ömrünce unutamayacağın bir iyilik yapacağım” “Yahu sen benim tavuklarımdaN ne istersin, bırak benim yakamı Seni vurup öldürürüm, eceline mi susadın?” Değirmenci yakayı kurtaramayacağını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/10/masal.jpg" alt="" title="masal" width="270" height="390" class="alignnone size-full wp-image-2025" /></p>
<p><strong>Değirmenci ile Tilki</strong></p>
<p>Vakti zamanında bir değirmenci varmış Bu değirmencinin de pek çok tavuğu varmış Tilkinin biri bu tavuklara müptelâ olurBir gün değirmenciye der ki:<br />
“Değirmenci, eğer bana bir tavuk verirsen sana ömrünce unutamayacağın bir iyilik yapacağım”<br />
“Yahu sen benim tavuklarımdaN ne istersin, bırak benim yakamı Seni vurup öldürürüm, eceline mi susadın?”<br />
Değirmenci yakayı kurtaramayacağını anlayınca tilkiye bir tavuk verir Tavuğu yiyen tilki yola koyulur Az gider, uz gider, doğruca bir padişahın yanına gider Buna:<br />
“Tilki kardeşlik, tilkiler tekin değildir, sen ne işle geldin?”<br />
“Padişahım sorma, sana büyük bir haber getirdim”<br />
“Neyin nesi?”<br />
“Bir ‘çak çak padişahı’ var, bütün askerini topladı, geliyorSeni berhava edecek”<br />
“Yahu, ben ona ne yaptım da beni berhava edecek?”<br />
“Ya kızını ona vereceksin, yoksa kökünü kesecek senin”<br />
Padişah hemen vezirleri toplar, bu işi konuşmaya başlar<br />
“Gelin bakalım arkadaşlar, bu ‘padişah ama ‘Çak çak’ı ne oluyor acaba?<br />
Kimse bilemez Sonunda kızı vermeye razı olurlar<br />
“Peki, tilki kardeşlik, bir kere damadımızı görelim, sonra kızımızı vereceğiz<br />
Tilki oradan doğruca değirmencinin yanına gelir “değirmenci, değirmenci!”<br />
“Ne var tilki kardeşlik, niye geldin?”<br />
“Arkadaş, tavuğunu yedim ama sana büyük bir insanlık yaptım” Ne yaptın?”<br />
“Seni ‘padişah’ diye filancı padişaha duyurttum, şimdi seni oraya götüreceğim Kızını sana alacağız”<br />
“Olur mu yahu, kızını bana verir mi? Üstüm başım unlu, saç sakal birbirine karışmış bırak yakamı benim”<br />
“Yahu senin neyine gerek, haydi”<br />
Tilki değirmenciyi kandırıp yola çıkarlar Padişahın sarayına yaklaşınca tilki değirmenciye derki:<br />
“Sen burada dur, ben gidip padişahtan sana bir kat elbise alıp geleyim”<br />
Tilki saraydan içeri girer, padişahla karşılaşırlar:<br />
“Tilki kardeşlik, hani bizim damat, neye gelmedi?”<br />
“Efendim gelirken harıktan atlarken ayağı kayıp düştü Eee<br />
Ne de olsa bu da padişah, üstü başı perişan Öyle gelemez ya, ona bir kat elbise”<br />
Tilkiye çok güzel bir kat elbise verirler Tilki bu elbiseyi değirmenciye giydirir, bunu süsleyip püsleyip alıp gider Yolda da tembihlerde bulunur<br />
“Sen böyle elbise giymemişsindir Sakın elbiselere bakma; yoksa değirmenci olduğunu söylerim”<br />
Sarayda yerler, içerler, konuşurlar, değirmenci boyuna elbiselere bakar, zavallı o güne kadar öyle elbise giymemiş de görmemiş de Padişah gizlice tilkiyi dışarıya çağırır:<br />
“Yahu, bizim damat neyin nesi, boyuna elbiselere bakıyorlar”<br />
“Efendim, onun elbiseleri çok kıyak idi, bunları beğenmedi de onun için bakıyor Siz ona kötü elbise verdiniz”<br />
Tekrar bir kat elbise getirmeye giderler Tilki de değirmencinin yanına gidip bir daha tembih eder:<br />
“Bu sefer de elbiselere öyle bakarsan senin değirmenci olduğunu söyleyeceğim”<br />
Yeni elbiseleri giyen değirmenci bir daha elbiselere bakmaz<br />
Korku cana fayda vermez Padişah kızını veremezse harp var geride Kendisinin de fazla askeri yok, muhakkak başına bir belâ çıkaracak Kızını buna verir Yanlarına biraz asker verip bunları yolcu eder<br />
Tilki daima önden gider, yolda rastladığı davar sürüsünün çobanına der ki:<br />
“Çoban kardeşlik, sürüyü yolun kıyısına indireceksin, padişah geliyor, o gelince : “Ey padişahım, sen sağol, malın davarın sağolsun” diye bağıracaksın”<br />
Tilki bu işleri böyle yapa yapa bir büyük saraya yaklaşır O sarayda da yedi tane dev kalıyormuş Devler tilkiyi görünce sorarlar:<br />
“Niye geldin tilki?”<br />
“Size bir haber getirdim”<br />
“Ne haberi getirdin?”<br />
“Çak çak padişah geliyor, bütün ordusunu topladı, sizin kökünüzü kesecek”<br />
“Tilki kardeşlik, ne edelim?”<br />
“Sizin ot mereğiniz yok mu?”<br />
“Var, ne olacak?”<br />
“Siz otların içerisine sokuluverin, ben padişaha sizin kaçıp gittiğinizi söylerim”<br />
Devler ot mereğine girerler, tilki bunların üzerinden kapıyı kilitler Dama çıkıp üç dört teneke gaz döker O mereğinde devleri cayır cayır yakar<br />
Padişah gelir, saraylara girerler Kızın babasında ne öyle halı var, ne öyle eşya var<br />
Asker orada bir hafta kaldıktan sonra geri döner Değirmenci padişahın kızı ve tilki orada kalırlar Tilki bir gün değirmenciye der ki:<br />
“Ey ağa sana ne işler yaptım Gidip şu değirmende kalan tavukların diğerlerini de yiyip geleyim mi? Müsaaden var mı?”<br />
“Git ye bakalım!”<br />
Tilki tavukları yer gelir Bir gün değirmenciye der ki:<br />
“Ağa, ben sana bu kadar insanlık yaptım, ölürsem beni ne yaparsın?”<br />
Bir gün tilki yalandan ölür Değirmenci de avdaymış Gelince karısını ağlar bulur, sorar:<br />
“Ne oldu, niye ağlıyorsun?”<br />
“Bu tilki ile gönlümü eğliyordum, o da öldü”<br />
“Adam sen de, ben de bir şey var zannettim” diye değirmenci tilkiyi pencereden aşağı atar Tilki kurnaz, yere düşer mi, ayakları üzerine düşer?<br />
“Ya, boşuna ‘İnsanoğlunun başı kılıdır’ dememişler, ettiğin iyiliği bilmez ki Şimdi söyleyeyim mi senin aslını, neslini?”<br />
“Tilki kardeşlik, ben seni sınamak için attım” Tilkiyi zorla inandırır<br />
Birkaç yıl sonra tilki hakikaten ölür Bunu zembile koyup tavandan asarlar Bir müddet sonra tilki kokmaya başlayınca tilkinin hakikaten öldüğünü anlarlar Ölüsünü kaldırıp kapı dışarı atarlar<br />
Onlar da yeyip içip muratlarına ererler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/degirmenci-ile-tilki/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dört Kelebek Masalı</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/dort-kelebek-masali</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/dort-kelebek-masali#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2011 17:55:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[kelebek masalı]]></category>
		<category><![CDATA[kısa masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=2001</guid>
		<description><![CDATA[Dört Kelebek Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve: -Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş.. İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş Demiş ki: -Aynı zamanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/09/dort_kelebek.jpg" alt="" title="dort_kelebek" width="400" height="350" class="alignnone size-full wp-image-2002" /></p>
<p><strong>Dört Kelebek<br />
</strong><br />
Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:</p>
<p>-Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..</p>
<p>İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş Demiş ki:</p>
<p>-Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!</p>
<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/09/yanan-kelebek.jpg" alt="" title="yanan-kelebek" width="183" height="275" class="alignnone size-full wp-image-2003" /></p>
<p>Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş Şöyle demiş:</p>
<p>-Ve bu ateş yakıcı bir şey!</p>
<p>Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.</p>
<p>ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek &#8220;poff !&#8221; diye ortadan kayboluvermiş&#8230;</p>
<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/09/yanan_kelebekler.jpg" alt="" title="yanan_kelebekler" width="300" height="225" class="alignnone size-full wp-image-2004" /></p>
<p>Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/dort-kelebek-masali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Disney Live Mickey&#8217;nin Masal dünyası</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/disney-live-mickeynin-masal-dunyasi</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/disney-live-mickeynin-masal-dunyasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 13:14:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[disney]]></category>
		<category><![CDATA[disney festivali]]></category>
		<category><![CDATA[disney live]]></category>
		<category><![CDATA[disney masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Disney On Ice]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[mickeynin masal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1994</guid>
		<description><![CDATA[Mickey&#8217;nin Masal dünyası Disney Live! “Mickey’nin Masal Dünyası”, Türkiye’de sahnelenecek bu ilk büyük gösteri, Disney’in masalsı atmosferiyle, sadece çocukları değil tüm aileyi unutulmaz bir deneyimle buluşturuyor. Disney’in en sevilen karakterlerinin boy gösterdiği “Disney On Ice – Prensesler ve Kahramanlar”da; sekiz Disney prensesinin sadık prensleri yardımıyla dileklerinin gerçekleşmesi, artistik patinaj ve zarif akrobatik gösterilerle buz üstünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1995" title="disney-mickeynin-masal-dunyasi" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/09/disney-mickeynin-masal-dunyasi.jpg" alt="" width="300" height="384" /></p>
<p><strong>Mickey&#8217;nin Masal dünyası</strong></p>
<p>Disney Live! “Mickey’nin Masal Dünyası”, Türkiye’de sahnelenecek bu ilk büyük gösteri, Disney’in masalsı atmosferiyle, sadece çocukları değil tüm aileyi unutulmaz bir deneyimle buluşturuyor.</p>
<p>Disney’in en sevilen karakterlerinin boy gösterdiği “Disney On Ice – Prensesler ve Kahramanlar”da; sekiz Disney prensesinin sadık prensleri yardımıyla dileklerinin gerçekleşmesi, artistik patinaj ve zarif akrobatik gösterilerle buz üstünde canlanıyor. Dünyada büyük yankı uyandıran “Disney On Ice – Prensesler ve Kahramanlar” adlı buz gösterisi 07 &#8211; 16 Ekim tarihlerinde Avrupa turnesine İstanbul’dan başlıyor.</p>
<p>Mickey, Minnie, Donald ve Goofy’nin sunumuyla, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Sindirella, Güzel ve Çirkin masallarının canlandırıldığı gösteride, görkemli bir dekor, etkileyici koreografi, yaratıcı ışıklandırma ve muhteşem kostümler ön plana çıkıyor.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1996" title="disney" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/09/disney.jpg" alt="" width="500" height="350" /></p>
<p><strong>Disney Live! Mickey’nin Masal Dünyası’nın konusu</strong></p>
<p>Mickey ve arkadaşları evin tavan arasında saklı, sihirli bir hikaye kitabını bulurlar. 4 arkadaş merakla sayfaları çevirirken masallar gerçek olmaya başlar. Bu yolculukta, izleyiciler de, ipuçlarını arayarak ve şarkılara eşlik ederek eğlenceye katılırlar. Gösteriyi sunan Mickey ve arkadaşları için sihirli hikaye kitabı, inanılmaz maceraların kaynağı olur. İzleyiciler de müziği, dansı ve kahkahalarıyla ailece paylaşılan unutulmayacak bir deneyim yaşarlar.</p>
<p>Disney Live! Mickey’nin Masal Dünyası, herkese büyük bir keyif veriyor. Yepyeni bir alışkanlık yaratması ve bu deneyimi yaşayan çocukları sahne sanatlarına ve müziğe yakınlaştırması hedefleniyor. İstanbul Çocuk Tiyatrosu, Disney’in birçok ana karakterinin aynı sahnede görüleceği bu muhteşem aile gösterisini tüm çocuklarımıza armağan ediyor. Kaçırmamanızı öneriyoruz.</p>
<p><strong>ön bilgi</strong></p>
<p>- 2 yaşından küçükler için uygun değildir, tüm çocuklar bilete tabidir.<br />
- Küçük izleyiciler için 15 cm. koltuk yükseltici ücretsiz dağıtılmaktadır.</p>
<p><strong>Grup İndirimi:</strong></p>
<p>50 &#8211; 250 Adet için     : % 20<br />
251 &#8211; 500 Adet için   : % 25<br />
501 Adet&#8217;den sonra  : % 30</p>
<p>Toplu satış için 0212 355 14 14</p>
<p><strong>Bilet fiyatları</strong></p>
<p>1. Kategori: 133,00 TL<br />
2. Kategori: 83,00 TL<br />
3. Kategori: 66,50 TL<br />
4. Kategori: 50,50 TL<br />
5. Kategori: 34,00 TL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/disney-live-mickeynin-masal-dunyasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Tren</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/kara-tren</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/kara-tren#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 01:10:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masallar diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1918</guid>
		<description><![CDATA[Kara Tren Evvel zaman içinde bir orman varmış. Bu ormanın kenarından tren yolu geçermiş. Her gün bir tren kasabadan kente giderken bu ormanın yamacından geçermiş. Ormandaki hayvanlar treni çok severlermiş. Tren ormanın kenarına gelince düdüğünü öttürür haber verirmiş: Düüüüüütt!.. O zaman hayvanlar ormanın kenarına koşarlarmış. Tavşanlar, sincaplar kulaklarını sallayarak onu selamlarmış. Çiçekler bile başlarını sallar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/06/kara-tren-300x225.jpg" alt="" title="kara-tren" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-1919" /></p>
<p><strong></p>
<p>Kara Tren</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde bir orman varmış. Bu ormanın kenarından tren yolu geçermiş. Her gün bir tren kasabadan kente giderken bu ormanın yamacından geçermiş. Ormandaki hayvanlar treni çok severlermiş. Tren ormanın kenarına gelince düdüğünü öttürür haber verirmiş: Düüüüüütt!.. O zaman hayvanlar ormanın kenarına koşarlarmış. Tavşanlar, sincaplar kulaklarını sallayarak onu selamlarmış. Çiçekler bile başlarını sallar, kuşlar onunla yarışırlarmış. Trende keyifli keyifli çuf, çuf çuf çuf eder, puf puf puf diye dumanını çıkararak geçer gidermiş.</p>
<p>Bir gün kara karga, “Aman bıktım bu trenin sesinden” diye gecirmis icinden. Kargaların kendi sesleri çirkin olduğu için olacak, trenin sesini, güzel düdüğünü sevmemiş bizim kara karga. Sonra da gidip trene şöyle demiş: “Biz senin sesini sevmiyoruz öttürüp durma.”Tren bu işe çok üzülmüş. “Beni seviyorlar sanıyordum” demiş. Ertesi günü ormanın kenarına varınca her zamanki gibi düdük çalacakmış, ama karganın söyledikleri aklına gelince `düt` demiş kesmiş düdüğü. Sonra da kimse duymasın diye çok, ama çok yavaş geçmiş gitmiş: Çuf, çuf, çuf, puuuuff… dumandan anlamış ormandakiler trenin geçtiğini hemen koşmuşlar ama yetişememişler. Tren o kadar yavaş gitmiş ki kente geç gelmiş. Makinistler merak etmişler. Acaba bir arıza mı var diye. Oysa tren yavaş gittiği için gecikmiş.Ertesi gün tren ormanın kenarına gelince düdüğünü hiç çalmamış. Sonra da “düdük çalmadan, ormandakileri görmeden ne diye gideyim, hiç gitmem” demiş. Orada durmuş kalmış. Kentte beklemişler. Tren gelmemiş. Makinistler “Dünden belli oluyordu, arıza yaptı herhalde” demişler. Yeni bir lokomotif çıkarmışlar ve treni kasabaya geri çekmişler. Ertesi gün trene bakmaya karar vermişler.Bu sırada ormandakiler toplanıp aralarında konuşmuşlar. Treni özledik ne yapsak, diye düşünmüşler. Kuşlar ağlamışlar. Bize darıldı diye üzülüyorlarmış. Kara karga olanları görünce yaptığı yanlışı anlamış. “Sanırım siz seviyordunuz. Oysa ben ötmemesini söyledim. Ama üzülmeyin gider kendim anlatırım.” demiş ve ormanda herkes seni çok seviyor ve sen geçmediğin için üzülüyorlar.Kara tren bunu duyunca çok sevinmiş. “Yarın geleceğim git söyle” demiş.Ertesi gün makinistler gelmişler. Trende hiçbir arıza bulamamışlar. Çok şaşırmışlar. Yağlanması gerektiğini düşünmüşler. Treni bir güzel yağlamışlar. Sonra da yola çıkarmışlar. Tren koşa koşa ormana gelmiş. Gelince de uzun bir düdük çalmış. Düüüüüüüüüü…üüüüüü…..üüüüüüüt. Sincaplar, tavşanlar, kuşlar koşmuşlar trene, trende gene çuf çuf çuf, diye keyifle giderken puf puf puf, diye dumanını taa göklere salmış. O gün kente tam vaktinde varmış ve bir daha hiç bozulmamış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/kara-tren/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiçek Masalı</title>
		<link>http://www.masaldiyari.net/cicek-masali</link>
		<comments>http://www.masaldiyari.net/cicek-masali#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 15:59:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek masalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal diyarları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[seçme masallar]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masal]]></category>
		<category><![CDATA[sesli masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.masaldiyari.net/?p=1912</guid>
		<description><![CDATA[Çiçek Evvel zaman içinde büyük bir ülkenin iyi kalpli, cömert ve insanları seven bir padişahı varmış. Bu padişah halkının problemleriyle ilgilenir ve onları hep korumaya çalışırmış. Ancak bu padişahın bir derdi varmış. Hiç çocuğu olmayan padişah son zamanlarda çokça düşünmeye başlamış. En büyük isteği kendisinden sonra yerine geçecek olan padişahın kendisi gibi halkı için yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/05/cicek-192x300.jpg" alt="" title="cicek" width="192" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-1913" /></p>
<p><strong>Çiçek</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde büyük bir ülkenin iyi kalpli, cömert ve insanları seven bir padişahı varmış. Bu padişah halkının problemleriyle ilgilenir ve onları hep korumaya çalışırmış. Ancak bu padişahın bir derdi varmış. Hiç çocuğu olmayan padişah son zamanlarda çokça düşünmeye başlamış. En büyük isteği kendisinden sonra yerine geçecek olan padişahın kendisi gibi halkı için yaşayan adil bir yönetici olması imiş.</p>
<p>Günlerce düşünmüş. Aylarca düşünmüş. Sonunda halkına duyurmuş:</p>
<p>                        “Ülkemde yaşayan bütün çocuklara bir çiçek tohumu verilecektir. Bu tohumu kim en güzel şekilde saksıya eker ve ona en güzel şekilde bakarsa o benim yerime bu ülkeye padişah olarak yetiştirilecektir.”</p>
<p>Ertesi sabah sarayın her tarafı çocuk dolmuş. Her çocuğa padişahın isteği üzerine bir çiçek tohumu verilmiş. Tohumunu alan çocuk hemen evine gidip saksıya özenle ekmiş.</p>
<p>Beklemişler. Beklemişler. Beklemişler.</p>
<p>Günler günleri kovalamış, haftalar haftaları. Bütün çocukların çiçekleri büyümüş. Mis kokulu, rengarenk çiçekler açmış. Saksılar evlerinin en güzel köşesini süslemeye başlamış. Aralarında bütün bu güzel çiçekleri görüp de kendi saksısında bir türlü büyümeyen tohumuna çok pek çok üzülen bir çocuk varmış.</p>
<p>Annesi onu teselli etmeye çalışmış. Demiş ki, “sen elinden geleni yaptın, onu korumaya çalıştın, onu sevdin, ama o büyümek istemedi.”</p>
<p>Çocuk “o gün ben ne söyleyeceğim padişahımıza?” demiş üzgün üzgün.</p>
<p>“Olanı söyleyeceksin” demiş annesi de. “Tohum çiçeğe durmadı diyeceksin.”</p>
<p>Bir süre sonra verilen zaman dolmuş ve bütün çocuklar sarayın bahçesini doldurmuşlar. Ellerinde saksıları, saksılarında enfes görünen çiçekleri varmış. Çocuk bu çiçekleri görünce daha bir üzülmüş, daha bir kendine kızmış. Ama artık yapabileceği bir şey de yokmuş.</p>
<p>Padişah bahçeyi dolduran çocukların çiçeklerine uzun uzun bakmış. Aralarında dolaşmış. Gelip tam saksısında çiçek olmayan çocuğun önünde durmuş. Çocuk çok heyecanlanmış ve çiçeği büyümediği için çok utanmış. “Özür dilerim” diye mırıldanmış.</p>
<p>Padişah ona, “neden senin saksında çiçek yok?” diye sormuş.</p>
<p>“Bilmiyorum” demiş çocuk. “Ona çok iyi baktım, ama büyümek istemedi.”</p>
<p>Padişah “çok mu üzüldün?” diye sormuş.</p>
<p>“Evet, üzüldüm” demiş çocuk. “Benim çiçeğim de onlarınki kadar güzel görünsün isterdim.”</p>
<p>Padişah gülümsemiş ona. Elini tutup onu bütün çocukların görebileceği yere çıkarmış. “İşte” demiş. “Benim yerime padişah olabilecek çocuk.” Herkes çok şaşırmış. “Ama onun çiçeği hiç büyümemiş” diye mırıltılar yükselmiş. Padişah devam etmiş. “Size verdiğim bütün tohumlar sıcak suya batırılmış tohumlardı. Hiçbirisinden çiçek büyümesi mümkün değildi. Bir tek bu çocuk doğru söyledi. Benim yerime geçecek, benim ülkemi en adil şekilde yönetebilecek çocuk budur. Artık yüreğim rahat olabilir. Çünkü benden sonra ülkem emin ellerde olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.masaldiyari.net/cicek-masali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

