:: Masal diyarı
Aralık 18th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

Pinokyo Masalı / Dünya Masalları
Bir varmış, bir yokmuş çook eski bir zamanda küçük bir kasabada Geppetto adında ihtiyar bir oyuncakçı yaşarmış. Yaptığı tahtadan oyuncakları satarak geçimini sağlarmış. İhtiyar oyuncakçının hayatta üzüldüğü tek şey bir çocuğunun olmamasıymış. Bir çocuğunun olması için neler vermezmiş ki. Bir gün yeni bir oyuncak yapmak için ormana gidip kütük aramaya başlamış. Derken tam aradığı gibi bir kütüğü bulmuş. – İşte tam aradığım gibi bir kütük. Bununla çok güzel bir kukla yapacağım, diye sevinerek kütüğü sırtladığı gibi oyuncakcı dükkanına taşımış. Tezgahın üzerine koymuş. Başlamış yontmaya. Geppetto kütüğü yonttukça kütükten “ah ah!” diye sesler geliyormuş. Geppetto usta: “Nereden geliyor bu ses,, diye düşünmüş. “Herhalde bana öyle geldi” diye içinden geçirmiş. Derken kuklanın önce kafası sonra da vücudu daha sonra da kolları ile bacakları şekillenmeye başlamış. Geppetto usta en sonunda kuklayı bitirmiş. Onu sandalyenin üzerine oturtmuş. Ortalığı temizlemeye başlamış. O ortalığı temizlerken, “Merhaba” diye bir ses duymuş. Sesin nereden geldiğini anlamak için başını çevirmiş. Ortalıkta sandalyenin üzerinde oturmakta olan kukladan başka kimsecikler yokmuş. Yine yanıldığını düşünerek işine devam etmiş. Az sonra kukla oturduğu sandalyeden hopladığı gibi odanın içinde dansetmeye başlamış. Olanları gören Geppetto ustanın şaşkınlıktan ağzı bir karış açılmış. – Aman Allahım! Bu kukla canlı. “Tam da benim istediğim gibi bir çocuk” demiş. Etten kemikten değilmiş ama tıpkı bir çocuk gibi gülüyor, koşuyor, oynuyormuş. Kukla çocuğu kucağına alıp; – Sen gerçek bir çocuk gibisin. Senin adın Pinokyo olsun, demiş. Artık Geppetto ustanın hiç canı sıkılmıyor, günlerini Pinokyo ile ilgilenerek geçiriyormuş. Bir süre sonra Pinokyo’nun okula gitmesi gerektiğini düşünmüş. Ancak Pinokyo’nun ne defteri varmış ne kalemi. Geppetto ustada da hiç para olmadığından paltosunu satarak, aldığı parayı Pinokyo’ya vermiş. – Al oğlum bu parayla kendine defter kalem al. Güzelce okuluna git, demiş. Pinokyo parayı avucuna almış yola koyulmuş. Neşe içinde yürüyormuş. Merakla etrafına bakınıp, yol üzerindeki dükkanları, pazar tezgahlarını, bağıran insanları izliyormuş. Bu arada yolun başındaki kalabalık dikkatini çekmiş. Kalabalığın arasına dalıp ne olduğunu öğrenmeye çalışmış. Kalabalığın önünde kocaman renkli bir çadır duruyormuş. Bu şehre yeni gelen sirkin çadırıymış. Çadırın önündeki palyaço bağırarak müşteri topluyormuş. Pinokyo çadırın içerisinde ne olduğunu merak edip, kalabalığın arasından geçip çadıra girmek istemiş. Palyaço, Pinokyo’ya içeri parasız girilemeyeceğini söylemiş. Pinokyo içeride olanları çok merak ettiğinden, Geppetto ustanın okula gitmesi için verdiği parayı uzatmış. İçeriye girince çadırın ortasına kurulan sahnede oynayan kuklaları görmüş. – Hey! Bunlar da benim gibi tahtadan, diyerek sahneye kuklaların arasına çıkmış. Kuklaları izleyen kalabalık Pinokyo’ya kızmış. – Çekil oradan sahneyi görmemizi engelliyorsun, diyerek azarlamışlar Pinokyo’yu. Ancak sahnenin yukarısında kuklalara bağlı olan ipleri tutan sirk sahibi canlı bir kukla gördüğü için çok sevinmiş. “Böyle ipleri olmadan hareket edebilen bir kukla bana çok para kazandıracak” diye düşünmüş. Oyun biter bitmez Pinokyo’yu yakaladığı gibi kafese kapatmış. Pinokyo başına gelenlerin kendi suçu olduğunu Geppetto ustanın sözünü dinleyip okula gitse bunların hiçbirinin olmayacağını düşünerek, ağlamaya başlamış. Pinokyonun pişman olduğunu gören iyilik perisi hemen onun yanına giderek; – Babanın sözünden çıkmamalıydın! Ama pişman olduğunu görüyorum. Bunun için seni kurtaracağım. Ama bir daha yaramazlık yapma! Bu da sirke verdiğin para. Onu sakın boş yere harcama. Doğru okuluna git, diyerek Pinokyo’yu sirkin dışına çıkarmış. Pinokyo paralar elinde okula doğru yol almaya başlamış. Bir yandan da şarkı söylüyormuş. Pinokyo’nun şarkı söyleyerek yürüdüğünü gören kurnaz tilki ve arkadaşı kedi “Bu kukla ne kadar da neşeli, şunun bir yanına gidelim” diyerek Pinokyo’nun önüne çıkmışlar. – Hayrola Pinokyo? Böyle neşeli neşeli nereye gidiyorsun? Diye sormuşlar. Pinokyo da: – Kendime defter kalem alıp okula gideceğim, demiş. Kurnaz Tilki: – Defter, kalem alacak paran var mı? Diye sormuş. Pinokyo, büyükbabasının verdiği paraları göstermiş. Paraları gören kurnaz tilki ve kedi bir oyun oynayıp bu paraları almaya karar vermişler. Pinokyo’ya: – Okula gidip de ne yapacaksın? Bizim dediklerimizi yaparsan zengin olursun. Sen o paraları bize ver, biz de götürüp sihirli tarlaya ekelim. Senin de bir para ağacın olur, ihtiyacın oldukça bu ağaca gider, meyveleri olan paraları toplarsın, demişler. Hiç böyle şey olur mu? Ama Pinokyo söylenenlere inanmış elindeki paraları kurnaz tilkiye teslim etmiş. Paraları alan kurnaz tilki ve kedi hemen oradan uzaklaşmışlar. Tek başına kalan Pinokyo’nun yanında iyilik perisi belirivermiş. Pinokyo’ya: – Defter kalem aldın mı Pinokyo? Diye sormuş. Oysa peri paraları kurnaz tilkiye kaptırdığını biliyormuş. Sakın yalan söyleme yoksa seni cezalandırırım, diye uyarmış. Pinokyo uyarıya aldırmadan yalan söylemiş. – Defter, kalem aldım. Onları okula bıraktım, deyince yalan söylediğinden dolayı burnu uzamaya başlamış. Peri, Pinokyo’nun doğru söylemesi gerektiğini söyledikçe, Pinokyo başka yalanlar uyduruyor, burnu da uzadıkça uzuyormuş. Artık öyle bir hale gelmiş ki kafasını hiç bir tarafa çeviremez olmuş. En sonunda yaptığı hatayı anlamış, işin doğrusunu periye anlatmış, peri de akıllanan Pinokyo’nun burnunu eski haline döndürmüş. Bir sihir yaparak kurnaz tilkiye kaptırdığı paraların, Pinokyo’nun eline geri gelmesini sağlamış. Pinokyo’yu uyararak; – Bu paraları boşyere harcama, doğru okuluna git, diyerek ortadan kaybolmuş. Pinokyo paralar elinde yine şarkı söyleyerek yürümeye başlamış. Tenha bir yerden geçerken birisinin yüksek sesle güldüğünü işitmiş. Aynı anda karşısına kendisini hapseden sirk sahibi çıkıvermiş. – Gel bakalım buraya seni yaramaz. Geçen sefer elimden nasıl kaçtın bilmiyorum ama şimdi senin cezanı vereceğim, diyerek Pinokyo’yu kollarından tuttuğu gibi denize atıvermiş. Pinokyo denize düşünce, suyun üzerinde kalmış. Dibe batmıyormuş, çünkü Pinokyo tahtadan bir kukla olduğu için su kendisini kaldırıyormuş. Suyun üzerinde böyle batmadan kalmak Pinokyo’nun hoşuna gitmiş. Kollarıyla bacaklarını oynatarak yüzmeye başlamış. Kıyıya doğru yüzerken birden ne olduysa olmuş. Pinokyo kendisini karanlık bir yerde buluvermiş. Meğerse Pinokyo’yu kocaman bir balık yutmuş. Şimdi Pinokyo balığın midesinde duruyormuş. Pinokyo balığın midesinde bekleye dursun, biz gelelim Geppetto ustaya. Geppetto usta eve gelmeyen Pinokyo’yu çok merak etmiş. Paltosunu da Pinokyo’yu okula göndermek için sattığından hasta olmuş. Oğlu Pinokyo’yu aramak için hasta hasta yollara düşmüş. En sonunda Pinokyo’nun denize atıldığı yere varmış. Buradaki balıkçılara oğlunu görüp görmediklerini sormuş. Balıkçılar da sirk sahibinin, Pinokyo’yu denize attığını gördüklerini söylemişler. Geppetto usta balıkçılardan birisine, kayığıyla denize açılıp oğlunu bulmaya yardım etmesi için yalvarmış. Geppetto ustayı tanıyan ve onun ne kadar iyi bir insan olduğunu bilen balıkçı, bu isteği geri çevirmemiş. Birlikte kayığa binip denize açılmışlar. Kayık bir süre yol aldıktan sonra şiddetli bir rüzgar çıkmış. Büyüyen dalgalara kayık daha fazla dayanamamış, birdenbire devrilivermiş. Balıkçıyla, Geppetto usta kendilerini bir anda dalgala
rın arasında buluvermişler. Geppetto usta hem yaşlı olduğundan hem de yüzmeyi bilmediğinden denizin dibine doğru batmaya başlamış. Bu sırada Pinokyo’yu yutan balık, Geppetto ustayı da yutmuş. Geppetto usta da balığın boğazından kayıp midesine girivermiş. Balığın midesinde ağlayan bir çocuğun sesini duymuş. Bu sesi hemen tanımış. Bu, oğlu Pinokyo’nun sesiymiş. Geppetto usta oğlunu bulduğu için çok sevinmiş. Pinokyo’ya: – Pinokyo, oğlum ben baban, Geppetto. Hayatta olduğuna çok sevindim. Seni o kadar çok merak ettim ki. Babasının sesini işiten Pinokyo gözyaşları içerisinde boynuna sarılmış. – Senin sözünü dinlemediğim için çok özür dilerim babacığım, beni affet bir daha sözünden hiç çıkmayacağım, diyerek gözyaşı dökmüş. Pinokyo’nun gerçekten de pişman olduğunu gören peri kızı onları kurtarmaya karar vermiş. Geppetto ustayla, Pinokyo’yu balığın midesinden çıkarıp karaya çıkartmış. Kurtulduklarına çok sevinen Pinokyo, babasının elinden tuttuğu gibi evlerinin yolunu tutmuşlar. Pinokyo o günden sonra o kadar akıllı bir çocuk olmuş ki babasının sözünden hiç çıkmamış. Her gün okuluna gitmiş. Okul çıkışı ise babasının yanına koşarak ona işlerinde yardım etmiş. Peri kızı da Pinokyo’nun çok iyi bir çocuk olduğunu görüp onu ödüllendirmeye karar vermiş. Pinokyo’nun artık tahtadan değil de etten kemikten normal bir çocuk olması için büyü yapmış. Büyü gerçekleşmiş. Pinokyo gece yatağında, uyumak üzereyken birdenbire normal bir çocuğa döndüğünün farkına varmış. Artık tahtadan değil, etten kemikten bir çocukmuş. Sevinçle yatağından fırlayarak babasının yanına koşmuş. Geppetto usta, karşısında Pinokyo’yu bu şekilde görünce dünyalar onun olmuş. “En sonunda benimde gerçek bir oğlum oldu” diyerek sevinç gözyaşları içerisinde oğluna sarılmış. Baba oğul ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar.
Etiketler:dünya masalları, masal, masal dinle, Masal diyarı, masallar, Pinokyo, Pinokyo masalı, sesli masal
Aralık 10th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

Çirkin Ördek Yavrusu
Grimm Masallarının en sevilen masallarından olan Çirkin ördek masalını sesli masal diyarında ücretsiz olarak hem okuyabilir, hem dinleyebilirsiniz.
Çirkin ördek yavrusu sesli masalını dinle(mek) için aşağıdaki yürüt butonuna tıklayınız:
Sesli Masal Dinle [audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/Cirkin_Ordek_Yavrusu.mp3]
Etiketler:Çirkin ördek yavrusu, çirkin ördek yavrusu masalı, çirkin ördek yavrusu masalını dinle, çirkin ördek yavrusu sesli masal, sesli masal
Kasım 30th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

Disney Live! ”Mickey’nin Masal Dünyası”
Disney Live!”… “Mickey’nin Masal Dünyası” müzikal gösterisi, 20 Ocak-14 Şubat 2010 tarihleri arasında Türk Telekom’un çocuklar için geliştirdiği TTÇocuk portalının sponsorluğunda seyirci ile buluşuyor Eyüp-İstanbul
Feld Entertainment tarafından sahnelenen bu şov Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Disney’in Türkiye’de sahnelenecek bu ilk büyük gösterisi, Disney’in masalsı atmosferiyle, sadece çocukları değil tüm aileyi unutulmaz bir deneyimle buluşturmaya hazırlanıyor.
Disney Live’da Mickey Mouse, Minnie Mouse, Donald Duck ve Goofy’nin sunumuyla, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Sindirella, Güzel ve Çirkin masalları canlandırılacak. Mickey’nin Masal Dünyası’nda, mutluluk veren masallar; görkemli bir dekor, etkileyici koreografi, yaratıcı ışıklandırma ve muhteşem kostümlerle ortaya konuyor. Gösterinin biletleri, Biletix’te Kasım sonu satışa sunuluyor.

Gösterildiği tüm ülkelerde büyük ilgi gören, titizlikle hazırlanan “Mickey’nin Masal Dünyası”, teknik olanakları ve kapasitesiyle dünya standartlarında donanıma sahip olan Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Toplam 48 gösteride onbinlerce izleyicinin, Disney’in muhteşem dünyasıyla buluşması bekleniyor.
İstanbul Çocuk Tiyatrosu (ICT) tarafından düzenlenen “Disney Live! Mickey’nin Masal Dünyası”nın, izlenirken büyük bir keyif vererek yepyeni bir alışkanlık yaratması ve bu deneyimi yaşayan çocukları gösteri sanatlarına ve müziğe yakınlaştırması hedefleniyor.
“DİSNEY LİVE! MİCKEY’NİN MASAL DÜNYASI”NIN KONUSU
Mickey; Minnie; Donald ve Goofy’nin, Mickey’nin evinin tavan arasında saklı sihirli bir hikaye kitabını bulmasıyla başlar. 4 arkadaş merakla sayfaları çevirir ve Pamuk Prenses’i gerçek aşkını ararken, Sindirella’yı büyük baloya hazırlanırken ve Güzel ve Çirkin’deki Bella’yı en beklenmedik yerde mutluluğu ararken bulurlar. Bu yolculukta, seyirciler de, masallardaki ipuçlarını arayarak ve şarkılara eşlik ederek eğlenceye katılırlar. Gösteriyi sunan Mickey ve arkadaşları için sihirli hikaye kitabı, inanılmaz maceraların kaynağı olur. İzleyenler ise şovun müziği, dansı ve kahkahalarıyla ailece paylaşılan unutulmayacak bir deneyim yaşarlar.
Ne zaman: 20 Ocak-14 Şubat 2009
Nerede: Haliç Kongre Merkezi, Sütlüce, eyüp- istanbul
Etiketler:disney, disney live, disney live müzikali, masal, Masal diyarı, masallar diyarı, Mickeyin Masal dünyası
Kasım 28th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

Gül Cenneti
Bir zamanlar kimsenin bilmediği bir ülkede gül cenneti varmış. Burada rengarenk, birbirinden güzel güller yetişirmiş. Gül cennetinin olduğu yerde hava mis gibi gül kokarmış. Gül cennetinin kralı kendine gül yüzlü bir kraliçe ararmış. Kral kendisini çok yalnız hissedince güllerinin arasına gider, onlarla konuşurmuş. Sarı güllerin yanına yaklaşıp “Benim güzel sarı gülüm. Kraliçemin saçları senin gibi sarı olsun ” demiş. Sonra beyaz güllerin yanına yaklaşıp “Benim güzel beyaz gülüm. Kraliçemin yüzü senin gibi beyaz olsun” demiş. Pembe güllerin yanına yaklaşınca da “Benim güzel pembe gülüm. Kraliçemin yanakları senin gibi pembe olsun” demiş. Sonunda kırmızı güllerin yanına gelmiş. “Benim kırmızı gonca gülüm. Kraliçemin dudakları senin gibi kırmızı olsun” demiş. Demiş demesine ama istediği kraliçeyi bir türlü bulamamış. Bir gün yine güllerin arasında dolaşıp onlarla dertleşiyormuş. Birden güllerin arasından ak sakallı bir ihtiyar çıkıvermiş. Ağır ağır konuşmuş: – Üzüntünün sebebini bilirim kralım. Gül yüzlü bir kraliçe istersin. Kral “Nerden bildin ihtiyar?” diye sormuş. Bunun üzerine ak sakallı adam “Dediklerimi yaparsan, kraliçene kavuşursun ” diyerek devam etmiş. – “Şu elimdeki gül fidanını dikecek, her gün gözyaşınla sulayacaksın. Gelecek ilkbaharda bu gül senin kraliçen olacak ” demiş. Sonra da yok olup gitmiş. Kral rüya gördüğünü sanmış. Ama ihtiyarın elindeki gül fidanı ayaklarının dibinde dururmuş. Kral bu fidanı dikmiş. “Bir gül fidanı kraliçe olur mu?” diyerek başlamış ağlamaya. Gelecek ilkbahara kadar her gün ağlamış durmuş. Kış bitmiş, ilkbahar gelmiş. Kral her zamanki gibi fidanın başına ağlamaya gitmiş. Bir de bakmış ki gül fidanının yerinde gül yüzlü, gül kokulu güzel bir kız duruyor. Bu kız kralın istediği kraliçeymiş. Evlenip çok mutlu yaşamışlar. Bir de Gülperi isminde kızları olmuş.
Etiketler:Gül cenneti, Gül cenneti masalı, gül cenneti masalı oku, masal, Masal diyarı, masal oku
Kasım 24th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

Kelebek
İyi niyetli ve yardimsever bir arkadasimla bir gün dogada gezinirken, kozasindan çikmaya çabalayan bir kelebek gördük. Kelebek kozanin lifleri arasindan siyrilmaya çalismaktaydi.
Yardimsever arkadasim hemen kelebegin imdadina kostu. Dikkatlice kozanin liflerini siyirdi, kozayi araladi ve kelebegin fazla çabalamadan kozadan çikmasini sagladi. Ancak kelebek kozadan kolaylikla çiktiysa da, biraz çirpindi ve uçamadi.
Yardimsever arkadasimin gözardi ettigi gerçek suydu:
Kanatlar ancak kozadan çikma çabalariyla güçlenir ve uçusa hazirlanir. Kelebek kendini kurtarma çabalariyla aslinda kaslarini gelistirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kilacak, uçmaya hazirlayacak hareketleri çabalariyla ögrenmekteydi. Yardimsever arkadasim isini kolaylastirarak kelebegin güçlenmesine engel olmustu. Kelebek hiçbir zaman özgürlügü tanimadi, hiçbir zaman gerçekten yasayamadi.
Etiketler:kelebek, kelebek masalı, masal, Masal diyarı, masal oku, masallar, masallar diyarı
Kasım 22nd, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin
Bahçıvanlar diyarı, Web tabanlı oyunları Travian, Gladiatus, Klan savaşları gibi online oyunlar ile tanıdık yakın zamanımızda Facebook’daki FarmVille oyunu bir anda oyun sektörünün yönünü değiştirdi artık çocukların gelişimine olumlu yönden etki edilebilecek oyun tarzları geliştirildi bunun en açık örneği Farmville oyununa gösterilen ilgidir. Anneler, Babalar, Çocuklar hepsi beraber tarlalarını ekip biçiyorlar insanın topraktan kopamayacağının bir göstergesi aslında bu oyun yaşlı, genç, çocuk herkesin bir nevi toprak özlemini gidermektedir. inşallah bahçıvanlar diyarı yarınlarımıza olumlu yönde etki eder.
Etiketler:Bahçıvanlar diyarı, Bahçıvanlar diyarı masalı, Bahçıvanlar diyarı oyunu, masal, Masal diyarı, masallar diyarı
Kasım 5th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

Yardım sever Adam ve Sihirli Taş
Evvel zaman içinde yardım sever bir adam varmış birgün dünyayı dolaşmak istemiş yanına bir kese para alıp düşmüş yollara Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş.. Sonunda bir köye varmış Bu köyde çocuklar boynuna ip bağladıkları bir fareyle oynuyorlarmış Adam hayvana acımış Çocuklara biraz para verip fareyi kurtarmış
Yoluna devam eden adam bir başka köye varmış Bu kez, çocukların bir eşeği zorla arka ayakları üstünde durdurmaya çalıştıklarını görmüş
Onlara biraz para verip, zavallı eşeği kurtarmış
Adam, yoluna devam etmiş Derken başka bir köye varmış Köyün delikanlılarının toplanıp ayı oynattıklarını görmüş
Kalan parasını da ayı için verip ayıyı ormana salıvermiş
Böylece adamın tüm parası bitmiş Parasız kalan adam yoluna devam etmiş Bir yandan da parasız pulsuz dünyayı nasıl dolaşacağını düşünüyormuş
Birden karşısına o ülkenin kralının yaşadığı saray çıkmış Kraldan yardım istemek gelmiş aklına
“Koskoca kralın hazinesinden biraz para istesem ne çıkar?” diye düşünmüş
Saraya girip, kralın huzuruna çıkmış Dileğini iletmiş Ama kral çok cimriymiş Adamın, hazinesine göz diktiğini sanmış Çok öfkelenmiş
Hemen askerlerine emir vermiş Zavallı adamı yakalatıp, zindana attırmış Ertesi gün, adam mahkemeye çıkarılmış Duruşma sonunda, adamın bir sandığa kapatılıp, yol kenarına bırakılmasına karar verilmiş
Ertesi gün sabah erkenden adamcağızı sandığa kapatmışlar Üstüne kocaman bir kilit vurmuşlar Sonra dere kenarındaki ıssız bir yola bırakmışlar
Askerler gittikten sonra adam olanca gücüyle bağırmış, yardım istemiş Ama boşuna Bu ıssız yerde onu kimse duymuyormuş Zavallı adam artık ölümü bekler olmuş
Birden sandığın üstünden gelen tıkırtılarla irkilmiş Sanki biri kilidi kemiriyormuş Az sonra kilit kırılmış, kapak ağır ağır açılmış
Adam kendisini kurtaranın bir süre önce çocukların elinden kurtardığı fare olduğunu görmüş Yanında da ayı ile eşek varmış
Adam kendisini kurtaran hayvan dostlarına sevgiyle sarılmış Dere kıyısına oturmuşlar Adam başına gelenleri anlatırken kıyıdaki taşlardan birinin diğerlerinden daha parlak olduğunu fark etmişler Hemen taşı alıp incelemeye başlamışlar Ayı:
- Şansımız varmış Bu, sihirli bir taş Artık her dileğimiz gerçekleşir, demiş
Sonra taşı adama uzatmış ve bir dilek tutmasını istemiş Adam bir saray dilemiş ve o anda da dileği gerçekleşmiş
Oradan kervanıyla geçen bir tüccar, bu ıssız yerde birden ortaya çıkan sarayı görünce çok şaşırmış
“Yıllardır bu yoldan gelir geçermiş böyle bir sarayı görmemiştim” demiş Sonra da sarayın sahibiyle konuşmak amacıyla saraya girmiş
Adamın karşısına çıkıp: – Bu sarayı, bu kadar kısa sürede nasıl yaptınız? Çok şaşırdım doğrusu! Diye sormuş
— Ben yaptırmadım Her şey sihirli taşın sayesinde oldu, demiş adam da
Düzenbaz tüccar:
- Taşı bana satarsan tüm mallarımı sana veririm, demiş Adam razı olmuş, taşı vermiş
Tüccar taşı alıp gitmiş 0 anda da tüm sihir bozulmuş Adam, kendini yeniden sandığın içinde bulmuş Taşı verdiğine pişman olmuş Ağlayıp sızlamış
Az sonra sandığın üstünden tıkırtılar işitmiş Farenin yine kendini kurtarmaya geldiğini anlamış Ancak fare ne kadar uğraştıysa da bu kez kilidi açamamış
Fare, eşek ve ayıyı bir telaştır almış Sevgili dostlarını sandığın içinden kurtarmanın bir yolu olmalıymış Düşünüp taşınmışlar Ayı:
- Sihirli taşı geri almalıyız Başka çaremiz yok! Demiş Birlikte tüccarın sarayına yollanmışlar Saraya yaklaşınca ayı:
- Fare kardeş sen kapı aralığından içeri bir bak Sihirli taşın yerini öğren Sonra onu almanın bir yolunu buluruz, demiş
Bunun üzerine fare saraya girmiş Tüccarın yatak odasına kadar çıkmış Sihirli taş aynalı bir sehpanın üzerinde duruyormuş
Taş duruyormuş durmasına ama iki öfkeli kedi de taşın yanında nöbet tutuyormuş
Fare korkuyla oradan hemen uzaklaşmış Arkadaşlarının yanına dönünce gördüklerini anlatmış Kafa kafaya verip bir plan kurmuşlar
Eşek:
- Sen yine aynı şekilde içeriye girersin Orada bir deliğe saklanırsın, demiş
Ayı:
- Tüccar uyuyunca sessizce yatağa çıkıp, saçını çekiştirir, burnunu kemirirsin, diye devam etmiş
Fare hemen işe koyulmuş Planladıkları gibi tüccarın uyumasını beklemiş Sonrada çıkıp burnunu kemirmiş Saçlarını çekiştirmiş
Korkuyla uyanan tüccar:
- Fareler burnumu kemiriyor! Bu sersem kediler hiçbir işe yaramıyor! Diye bağırıp çağırmış Sonra da kedileri saraydan kovmuş
Ertesi akşam, tüccarın, uykuya daldığı saatlerde üç arkadaş saraya girmişler Aynalı sehpanın üzerinde duran sihirli taşı sessizce almışlar
Geldikleri gibi kimse duymadan sarayı terk etmişler Bir an önce sandığa ulaşmak için olanca güçleriyle koşmuşlar, koşmuşlar
Karşılarına bir nehir çıkmış Eşek:
- Eyvah, nehri nasıl aşacağız? Diye endişelenmiş
Ayı sakin sakin:
- Ben yüzme biliyorum Sen benim sırtıma çıkarsın Ağzına da sihirli taşı alırsın Fare kardeşi de başına oturtursun Kolayca nehri aşarız, demiş
Böylece birlikte yüzmeye başlamışlar Onların bu hali kuşları, kurbağaları çok güldürmüş
Neşe içinde yüzmeye devam ederken, ayı başlamış böbürlenmeye:
- Ne kadar da cesuruz değil mi arkadaşlar? Bizden daha yürekli kim var şu ormanda? Bu sözlerine fare de katılmış Ama eşek ağzını açamadığından onlara katılamıyormuş Ayı:
Neden cevap vermiyorsun? Bu yaptığın çok ayıp eşek kardeş! demiş Bu sözlere daha fazla dayanamayan eşek konuşmak için ağzını açınca dilek taşını suya düşürmüş:
- Şu yaptığına bak! Sana cevap vereceğim diye taşı suya düşürdüm, diye ayıya kızmış
Ayı, sakin sakin:
- Telaş etmeyelim Bir çaresini bulur, taşı sudan çıkarırız Önce kıyıya çıkalım, demiş
Kıyıya varınca kafa kafaya verip düşünmüşler Ayı:
- Bütün kurbağaları çağıralım Onlardan yardım isteyelim, demiş Sonra, eşek tüm kurbağalara seslenmiş:
- Bize yardım edin arkadaşlar! Sihirli taşı bulamazsak hayvan sever dostumuz ölene dek sandıktan çıkamayacak, demiş
-Bu sözleri duyan kurbağalar suya dalıp buldukları tüm taşları kıyıya çıkarmışlar Kıyıya yığılan taşların arasından bir tanesi pırıl pırıl parlıyormuş Fare:
- Yaşasın! Aradığımız taş işte burada! diye bir çığlık atmış
Olanlar ayıyı çok duygulandırmış Söz alıp, dayanışmanın ve yardımlaşmanın önemini belirten bir konuşma yapmış
Kurbağaların davranışlarını övmeyi de unutmamış
Daha sonra üç arkadaş sandığı açıp, hayvan dostu arkadaşlarını kurtarmışlar Taşı da ona vermişler Adam, taştan tekrar sarayında olmayı dilemiş Dileği anında gerçekleşmiş 0 bölgenin de kralı olmuş Yardımsever üç arkadaşıyla birlikte ömür boyu mutluluk içinde yaşamış..
Etiketler:masal, Masal diyarı, masallar, masallar diyarı, sihirli taş, sihirli taş masalı, yardım severlik ile ilgili masal, yardım severlik masalı
Kasım 1st, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin
Ekim 19th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

KIRMIZI BAŞLIKLI ISPANAK
Bir gün bir ıspanak, “Kırmızı Başlıklı Kız” masalını dinlemiş. Masalı öyle sevmiş, öyle sevmiş ki, kendisi de ne yapıp edip bir masal kahramanı olmaya karar vermiş. Kırmızı Başlıklı Ispanak nasıl olur, diye düşünmüş taşınmış. Bir şekilde topraktan kökünü çıkarıp başının üzerine koymuş. Artık onun da kırmızı bir başlığı olmuş. Sıra gelmiş zalim kurdu bulmaya… Ama bu hiç de kolay değilmiş. Ne dersiniz, zavallı ıspanak, kurdun yaşadığı yeri öğrenebilecek mi? Kırmızı Başlıklı Ispanak, özgüven ve dostluğun sevgiyle harmanlandığı doğa dostu bir masal..
Miyaset SERTBARUT
Masal Kitabının Tanıtımı;
KIRMIZI BAŞLIKLI ISPANAK
Yazan : MİYASE SERTBARUT
Resimleyen : Beyza Tükel
ISBN : 978-605-5671-32-7
Fiyatı : 4 TL
Ebat / sayfa sayısı: 13,5 x 18.5 cm / 64 sayfa
Kâğıt türü : 70 gr. Enzo Deluxe
Dizi : Doğa Dostu Masallar Dizisi – 01
Etiketler:çok kısa masal, kırmızı başlıklı ıspanak, kısa masal, masal, masal dinle, Masal diyarı, masal oku, masal özetleri, masallar diyarı
Ekim 9th, 2009 | in
Masal diyarı |
Yorum Yapin

ASLAN İLE TAVŞAN
Bir zamanlar zalim mi zalim bir aslan yaşarmış ormanda kimi görse korkuturmuş.
hayvanlar ormandaki bu durumdan çok rahatsız olurlarmış.
Birgün hep beraber bir toplantı yapmışlar ve bir karar almışlar.Bu kararı aslana
bildirmek için yola çıkmışlar.
-Yüce efendimiz size aldığımız bir kararı bildireceğiz.
avlamak için siz hiç yorulmayın biz sırayla kura çekip kuradan çıkan kişi sizin
yemeyiniz olacak.Aslan bu karardan çok mutlu olur.Çünkü avlamaya artık çıkma-
sına gerek kalmayacaktı.Her gün kurada çıkan aslanın yemeği oldu bir gün sıra
tavşana geldi tavşan aslanın yemeği olmak istemiyordu.Bundan dolayı yavaş
yavaş gidiyordu.Sonra aklına bir fikir geldi sonra aslanın yanına gitti.Aslan kükredi
neden bu kadar geç kaldın.Tavşan sabah erken yola çıktım ama karşıma bir
aslan karşıma çıktı.yanımdaki arkadaşımı verdim ve kaçtım sizin hakkınızdada kötü
şeyler söyledi aslan çok sinirlenmişti.hemen beni onun yanına götür tavşan aslanı kuyunun yanına götürdü aslan kuyuya yansımasını gördü ve düştü.herkes aslandan kurtuldu.
Etiketler:aslan ile tavşan hikayesi, aslan ile tavsan masalı, aslan ve tavşan, masal, masla diyarı