Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Reklamlar

 

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Bağlantılar

Meta

:: Ezop masalları

 

Ocak 2nd, 2010 | in Ezop masalları | 3 tane yorum

ruzgar_ile_gunes_masali

Rüzgar ile Güneş


Güneş ve rüzgâr kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış. Rüzgâr

-Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım. Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim

Demiş. Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgâr kasırga şiddetinde esmeye başlamış. O kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş.

Sonunda rüzgâr pes edip durmuş. Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş. Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış.

Sonra , rüzgâra dönmüş nazik ve dostça davranışın, şiddet ve güç gösterisinden daha etkili olduğunu söylemiş.

Ezop Masalları

Etiketler:, , , , ,

Aralık 18th, 2009 | in Ezop masalları, Sesli Masal Diyarı | Yorum Yapin

beyinsiz_geyik

Beyinsiz Geyik


Ezop masallarından biri olan Beyinsiz Geyik masalını müşfik kenter’in doyumsuz anlatımıyla Sesli Masal diyarında online olarak ücretsiz dinleyebilirsiniz.

Beyinsiz Geyik Sesli Masal Dinle ==>

[audio:http://www.masaldiyari.net/dinle/beyinsiz_geyik.mp3]

Etiketler:, , , , , ,

Haziran 1st, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

tarla-kusu-ezop-masal

Tarla Kuşu ıle Yavruları / Ezop Masalları

Bir tarla kuşu varmış.Buğdaylar yeşerirken kendisine bir yuva yapmış.Her gün birer yumurta yapıp üzerine yatmış.Bir süre sonra yavruları yumurtadan çıkmış.Ama bir türlü uçmayı öğrenememişler.Tarla kuşu bundan dolayı çok üzgünmüş.Yiyecek aramaya giderken yavrularını sık sık uyarırmış. :

 Aman yavrularım gözünüzü dört açın.Yarın tarla sahibi gelince kulak verip dinleyin.Ne konuştuklarını öğrenin.Biz de ona göre davranalım..

Tarla kuşu gidince, tıpki söylediği gibi tarla sahibi ve oğlu gelmiş.Oğluna dönüp : ` Tamam , buğdaylar olgunlaşmış.Bugün git komşulara haber ver.Babam ekinleri biçmek için sizleri imeceye çağırıyor, de .Yarın erkenden orakları alsın gelsinler.` demiş.

Tarlakuşu yuvasına dönünce yavrularının telaş içinde olduğunu . görmüş. ` Ne oldu? Çiftçi . neler söyledi ` diye sormuş. ` Komşularına haber verdi.Yarın sabah yardıma gelmelerini söyledi.`

Tarlakuşu : ` Öyleyse hiç korkmayın ` demiş.` Yer değiştirmemiz için daha vakit var .Yarın gene dinleyin bakalım ne konuşacaklar?`

Ertesi gün tarla kuşu gene yiyecek toplamaya gitmiş.Tarla . sahibi gene oğluyla birlikte gelmiş. ` Ekinler çok olmuş.Artık bu halde bekletemeyiz.Gördün mü komşuların bize ettiğini? Git bari akrabalara haber ver , yarın sabah erkenden burada olsunlar.`

Yavrular bu defa daha çok korkmuşlar.Anneleri gelince herşeyi anlatmışlar.Tarlakuşu gene aldırmamış.` Siz rahatınıza bakın` demiş.Yemlerini yiyip uyumuşlar..

Ertesi gün tarlakuşu gene gün doğmadan yiyecek toplamak için yola çıkmış.Bir süre sonra çiftçi oğlu ile gelmiş.Gelip gidenin . olmadığını görünce oğluna dönmüş:

` Biz hata ettik oğlum, ` demiş. ` Komşuya, akrabaya güvenmeyecektik.Dostun akrabanın da en iyisi insanın kendisidir oğlum, bunu hiç unutma.Yarın çoluk çocuk orakları alıp işe kendimiz girişelim.Ne zaman biterse bitsin.İşin en iyisi bu.` demiş.

Akşam yuvasına dönen tarlakuşu bu haberi alınca : ` Şimdi iş ciddi.Hemen açalım kanatları,` demiş.Yavrularını peşine takıp terketmiş yuvasını.

Hani ne derler insanın dostu da kendisidir, düşmanı da. İnsan önce kendine güvenmeli..

 

 

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Mayıs 24th, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

diego_velasquez_aesop1

Ezop : (Yunanca: Aisopos), İ.Ö. VI. yy’da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop’un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.
Bir söylentiye göre Trakya’da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi’ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir.Ancak Ezop’un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir.

Aristotales, Ezop’un yolsuzluktan yargılanan bir siyasetçiyi tilki ile kirpinin öyküsünü anlatarak nasıl savunduğunu şöyle anlatmıştır: Ezop mahkemede “bir tilkinin, başı pirelerle derde girmiş, bir kirpi de onu pirelerden kurtarsın mı diye sormuş, tilki, ‘hayır, bu pireler doydu, artık fazla kan emiyorlar. Onları kovalarsan, yerlerine yeni, aç pireler gelir’ demiş”, dedikten sonra, jüriye dönerek, sözlerini şöyle bitirmiş: “Dolayısıyla saygıdeyer jüri üyeleri, müvekkilimi cezalandırırsanız onun yerine onun kadar zengin olmayan birileri gelir ve sizi daha da beter soyar.”

Ezop’un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur. Ona mal edilmiş masalların bilinen en eski derlemesi, İ.Ö. IV. yy’da Phaleros’lu Demetrios tarafından hazırlanmış, bu derleme daha sonra, İ.S. I. yy’da LatincePhaedrus, Yunanca olarak Babrios tarafından yeniden kaleme alınmıştır. “Ezop Masalları” daha sonra XVII. yy. Fransız yazarı Jean de la Fontaine’in fabıllarına esin kaynağı olmuştur. Ezop fabl denen öyküleriyle ünlüdür. Anlattığı öyküler yaşama ilişkin bir öğüt ya da ders verir. Kahramanları ise hayvanlardır. Ezop’un öykülerinde hayvanlar konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. Öyküden çıkarılacak ders, sonunda okura öğüt biçiminde verilir. Ezop’un yaşamına ilişkin çok az şey bilinir. İÖ 620′de doğduğu ve Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır. Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikaye demektir.Eski Yunan’da zengin bir adamın kölesi olduğu sanılmaktadır. Adının Eski Yunan terimi, Yunanca “Helias”tan dolayı “Helenler” de denen, Yunanistan Yarımadasında yaşayan kavimler ve onların kurduğu eski devlet ve uygarlıkları anlatmak için kullanılır.

Çiftçi bir halk olan Helenler ya da Eski Yunanlılar, tarihlerinin başlangıcında çok sade bir yaşam sürerler, sırtlarına kendilerinin dokuduğu yünden bir gömlek, ayaklarına sığır derisinden çarık giyerlerdi. Köylüler tek bir odadan ibaret olan kulübelerde oturur, evcil hayvanlarla birarada yatarlardı.Yunanca biçimi Aisopos’tur. Öykülerini insanlara hoşça vakit geçirtmek için anlattığı söylenir. Ezop’un öyküleri İÖ 300 dolayında derlenerek yazıya geçirilmiştir. Tilki ile Üzümler ve “Çoban ile Kurt” bunların en ünlüleri arasındadır.Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan’da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Mayıs 19th, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

aslan

Okçu ile aslan


Ustalığıyla bilinen bir okçu, avlanmak üzere dağa çıkmış. Onu gören bütün hayvanlar korkuyla kaçışmışlar. Yalnızca aslan kaçmamış, üstelik okçuya meydan okumuş. Okçu okunu yerleştirdikten sonra yayını germiş ve “Habercimin sana bir haberi var!” diye bağırıp oku aslana atmış.
Böğründen yaralanan aslan, acıyla kıvranarak çalıların içine kaçmış. Orada gizlenmiş olan bir tilkiye rastlamış. Tilki, aslanın avcıdan kaçtığını görünce, dönüp düşmanıyla yüz yüze mücâdele etmesi için onu yüreklendirip kışkırtmaya çalışmış.
“Hayır!” demiş aslan, “Beni kandıramazsın. Düşünsene… sıradan bir haberci beni bu duruma getirebildiyse, o haberciyi bana gönderen avcıyla nasıl başa çıkarım?”
Sizden zayıfların sizi kışkırtması, yalnızca kendi çıkarları içindir…!

Ezop masalları masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Mayıs 19th, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

tilki-ile-uzumler

Tilki ile üzümler

Çok acıkmış olan bir tilki, gizlice bir bağa girmiş; çok yüksek bir çardaktan sarkan olgunlaşmış üzüm salkımları aklını çelmiş. Bu pek lezzetli ve tatlı salkımlardan bir kaç tane yiyebilmek için var gücüyle sıçramış, zıplamış, ama hiç bir salkıma yetişememiş. Sonunda yenilgiyi kabul etmek zorunda kalmış; vazgeçerek kendi kendisine mırıldanmış: “Ne fark eder ki? Bu üzümlerin hepsi de koruk zâten; ekşidir bunlar!”
Elde edemediğimiz bir şeyi kötülemek, çok kolaydır..

Ezop masalları masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , ,

Mayıs 19th, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

turna

Kurt ile Turna

Bir kurt, avını büyük bir iştahla midesine indirirken boğazına bir kemik takılmış. Acı içinde uluyarak, ormanda koşmaya başlamış. Rastladığı her hayvana, kemiği çıkarması için yalvarmış; kemiği çıkarana büyük bir ödül vereceğini söylemiş. Yana yakıla yalvaran kurda acıyan bir turna, ödülü almayı umarak, ince uzun boynunu kurdun boğazına sokmuş ve gagasıyla kemiği çıkarmış. Sonra da çekine çekine ödülünü istemiş. Kurt sırıtarak dişlerini göstermiş ve öfkeli bir sesle, “Nankör yaratık! Ödül istemeye nasıl cesâret edebiliyorsun?” demiş, “Hayatından başka ne ödül bekliyorsun ki? Hangi hayvan kafasını benim gibi bir kurdun ağzına sokup da oradan sağlam çıkarabilir?” 

Kötü kişilere iyilik ederseniz, ödül beklemeyin; onlardan bir zarar görmediğinize şükredin…

 

Ezop Masalları masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Mayıs 2nd, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

ay-cesmesi
Ay çeşmesi

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bin bir çeşit canlının ve rengin yaşadığı büyük bir orman varmış.
Gel zaman git zaman, bu büyük ormanda kuraklık başgöstermiş. Hayvanlar susuz kalmış, ölümle burun buruna gelmişler.
Ormandaki bütün dereler kurumuş. Kuyuların suyu bitmiş. Bitkiler sararıp solmuş. Susuz kalan hayvanlar güçsüz düşmüşler. Hele suda oynamayı çok seven filler hareket edemez hale gelmişler. Hortumları kaskatı olmuş. Yelpaze kulakları büzülmüş. Koskacaman gövdeleri sanki bir anda küçülüvermiş.
Hayvanlar arasında sadece tavşanlar eski canlılıklarını kaybetmemişler. Her yere zıp zıp gitmişler. Uzun kulaklarını sallayarak arkadaşlarına selam vermişler. Çünkü tavşanlar evlerinin bahçesinde, su içebilecek çok zengin bir pınar bulmuşlar. Ama bunu ormandaki diğer hayvanlardan gizlemişler.
Hele iri gövdeli filler burayı bulacak olursa, evlerinin başına yıkılacağından korkmuşlar. Öte yandan ormanda susuzluktan ölen arkadaşlarını düşünmüşler.
Tavşanlardan biri;
-Bu sorunu mutlaka halletmeliyiz. Ne biz evsiz kalalım ne de onlar susuz kalsın demiş.
Diğer bir tavşan;
-O zaman bunu gidip ormanlar kralınnaa anlatalım demiş.
Böylece tavşanlar ormanlar kralı ile konuşmaya karar vermişler.
Susuzluktan perişan olmuş bir fil, tavşanlardan önce davranarak ormanlar kralına gitmiş. Uzun hortumunu güçlükle bir sağa bir sola sallayarak durumlarını anlatmış.
-Günlerdir su içemiyoruz. Su ii&&###231;emediğimiz için de bütün gücümüzü kaybettik. Ne olur derdimize bir çare bulun. Komşu ormandan bize su getirin
Ormanlar kralı aslan, üzüntüyle kükremiş. Arkadaşlarından bazılarını yanına çağırmış.
-Arkadaşlar! Hemen ormanda araභ;tttırma yapalım. Herhangi bir yerde su kaynağı olup olmadığını öğrenelim, diyerek onları göndermiş.
Aslanın arkadaşları, ormanı karış karış aramışlar. Tam umudu kesecekleri bir sırada, tavşanların evinin bahçesindeki pınarı bulmuşlar. Bu pınar, tavşanların daha önce keşfettikleri Ay Çeşmesi imiş.
Tavşanlar, sadece geceleri bu sudan içtikleri için buraya Ay Çeşmesi adını vermişler.
Aslanın arkadaşları buranın suyunu çok lezzetli bulmuşlar. Hemen gidip aslan krala durumu bildirmişler. Aslan arkadaşlarının getirdiği bu habere çok sevinmiş. Hemen fillerin en bilgesne bir haberci göndermiş.
Fillerin bilgesi ormandaki tüm filleri haber göndermiş. Onlara bir su kaynağı bulunduğu müjdesini vermiş.
Filler toplanarak Ay çeşmesine doğru yola çıkmışlar.
Fillerin Ay Çeşmesi’ne doğru ilerliyor olmaları tavşanları çok korkutmuş.
İçlerinden bir tanesi uzun kulaklarını sallayarak;
-Günlerdir su içmeyen filler &&##33351;imdi bizi de ezip geçerler. Hemen buradan çekilelim diyerek arkadaşlarını uyarmış.
Çok geçmeden büyük bir sarsıntı olmuş. Tavşanlar, fillerin geldiğini anlamışlar. Hemen yuvalarına çekilmişler.
Günlerce su içmeyen filler, Ay Çeşmesi’nden doya doya su içmişler. Hortumlarına aldıkları suyla vücutlarını da ıslatmışlar. Anne filler, yavrularının su içmelerine yardım etmiş. Neşe içinde gülüp oynamışlar. Tavşanlar ise bir kıyıdan onları gizlice izlemişler. İçlerinden biri;
-Filler yakında yuvalarım௯;zzzı başımıza yıkacaklar. Baksana şu hallerine! diyerek üzüntüyle söylenmiş.
Tavşanlar durumu, hemen gidip ormanlar kralına bildirmiş.
-Aslan kral, arkadaşların௯;zzz evimizin bahçesinde pınar buldu. Onu bir zaten daha önce bulmuştuk. Ama evimizin yıkılmasından korktuğumuz için kimseye söyleyemedik. Tam sizinle konuşmaya geliyorduk ki filler evimizi bastı. Şimdi ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Aslan kral, tavşanların söylediklerini dikkatle dinlemiş ve sonra da kafasını kaşıyarak konuşmuş.
-Durum biraz karışık g?rünüyor. Filler de burada yaşıyorlar. Bu nedenle o sudan içmelerine hiç kimse engel olmamalıdır. Ama sizin evlerinize de zarar gelmemeli. Ne yapsak acaba?
Tavşanların içinden en zeki olan Topkuyruk konuşmaya başlamış.
-Aslan kral, benim bir fikrim var, demi&&##33351;.
Sonra da planını uzun uzun anlatmış.
Aslan kral;
-Pekala Topkuyruk! Sana güveniyorumm.. Fillerin de kalbini kırmadan bu işi çözümleyin. Onlar çok iri arkadaşlar ve hepsinin pamuk gibi yumuşak ve arkadaş canlısı kalpleri vardır, demiş.
Tavşanlar aslan kralı selamlıyarak oradan ayrılmışlar. Planlarını uygulamak için Ay Çeşmesi’ne doğru gitmişler.
O gece ay, gökyüzünde gümüş bir tepsi gibi yusyuvarlakmış. Gecenin karanlığında sanki bir güneş gibi parlıyormuş.
Topkuyruk tavşan, filleri, Ay Çeşmesi’nin etrafında bulmuş. Filler, günlerdir oradalarmış. Yanlarına çok fazla yaklaşmak istememiş. “Filler o koskocaman ayaklarıyla beni ezebilirler” diye düşünmüş.
Sonra da önlem olsun diye yüksek bir tepenin üzerine çıkmış. Oradan fillere seslenmiş.
-Fillerin bilgesini arıyorum. Verilleecccek bir haberim var
Bilge fil, kafasını yavaşça yukarı kaldırmış.
-Bilge fil benim! Ne söyleyeceksen hheeemen söylemeye başla demiş.
Topkuyruk tavşan;
-Beni size ay gönderdi. Size aydan hhaaaber getirdim.
Bilge fil, büyük bir şaşkınlıkla sormuş.
-Ne demek istiyorsun sen?
Topkuyruk sesini biraz incelterek büyük bir inandırıcılıkla konuşmasına devam etmiş;
-Fil kardeş! Ay size çok k畧;;zgın. Çünkü siz günlerdir Ay Çeşmesi’nin başından ayrılmıyorsunuz. Başka bir hayvanın oradan su içmesine izin vermiyorsunuz. Ay sizi bağışlar mu bilmem?
Bilge fil, tavşanın bu sözlerini dinledikten sonra şaşkınlığı bir kez daha artmış. Aydan özür dilemeye karar vermiş.
Topkuyruk’la beraber Ay Çeşmesi’nin başına gitmiş.
Kaynağın başına vardıkları zaman tavşan, fili durdurmuş. Gümüş gibi parlayan ayın sudaki yansımasını ona göstermiş.
-Bak görüyorsun değil mi?? AAAy orada! diyerek sudaki ayı işaret etmiş.
Fil ayın yüzünü durgun suda görünce şaşırmış. Pırıl pırıl parıldayan bu yüzden korkmuş.
Kendi kendine,
-Demek ki ay bu kaynakta yaşıyyoorrrmuş, diye düşünmüş.
Fil çok mahcup bir sesle sudaki aya doğru bakmış. Sonra da tavşana dönüp sormuş.
-Ne yapmam gerekiyor?
Topkuyruk göğsünü gererek cevap vermiş.
-Hortumunu suyla doldur!
Fil hortumunu suya daldırarak suyla doldurmuş. Suyun içinde halkalar oluşunca ayın yüzü kırışık görünmüş.
Fil bunu görünce ayın kendisine kızdığını zannetmiş.
-Kaynağından su aldıଽ;&&ım için, ay bana kızdı mı yoksa? diye titrek bir sesle sormuş.
Tavşan, filin böyle düşünmesine çok sevinmiş. İçinden “Zeka, aslında en büyük güç” diye geçirmiş.
Sonra da filin sorusunu cevaplandırmış;
-Kızmamış ama hoşlannmmaaamıştır da.
Bunun üzerine fil, kaynağın başından çekilmiş. Hortumunu bir iki kez salladıktan sonra çok üzgün bir ses tonu ile konuşmuş.
-Cahilliğimi bağışlaayy&&ın lütfen. Sizi biraz üzdük. Ama söz veriyorum bundan sonra suyunuzdan herkes faydalanacak.
Fil sözlerini tamamladıktan sonra ayağa kalkmış. Ayın sudaki yansımasına bakmış. Sudaki dalgalanmalar bittiği için ayın yüzü eskisi gibiymiş. Fil de ayın kendisini bağışladığını düşünmüş. Gözleri heyecanla parıldayarak tavşana bakmış.
-Beni affetti mi ne dersin?
Tavşan sesini alçaltarak cevap vermiş;
-Şişşşt. Bu kadar y&&##22252;ksek sesle konuşma kızabilir. Ama bana kalırsa seni affetti. Yüzünün ifadesine baksana!
Bunu duyan fil çok mutlu olmuş. Son bir kez yere eğilerek ayı selamlamış.
Sonra da tavşana dönerek
-Tavşan kardeş! Beni uyard畧;;ğın için sana minnetarım. Şimdi beni iyi dinle. Sana bir teklifim var, demiş.
Sonra da sözlerine şöyle devam etmiş.
-Dostum tavşan! İstersen di?er fillere de söyleyelim. Ormanın diğer ucuna hortumlarımızla su taşıyalım. Böylece buraya gelemeyecek diğer hayvanlar da su içmiş olur. Ne dersin?
Tavşan filin bu teklifini çok beğenmiş.
O gün akşama kadar ormandaki bütün filler su taşımış.
Her biri hortumlarında taşıdıkları suları boş kuyulara dökmüşler. Diğer hayvanlar da bu kuyulardan su içmişler. Ormandaki hiçbir canlı susuz kalmamış. Ay Çeşmesi’nin suyu herkese yetmiş. Tavşanların evleri de yıkılmamış.
O günden sonra ormandaki bütün hayvanlar iyi anlaşır olmuşlar. Birbirlerine her zaman yardım etmişler. Yedikleri yemeği, içtikleri suyu birbirleri ile paylaştıkları için, çok geçmeden kuraklı sona ermiş. Orman tekrar o yeşil örtüsüne bürünmüş.
Yalnız o günden sonra bilge fil, ne zaman bir tavşan görse, kendi kendine güler ve şöyle dermiş;
-Zavallı tavşan, anlattıkkllaarına, gerçekten de inandığımı zannetti..

Ezop masalları

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Nisan 29th, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

esek-ve cekirge

Eşek ve Çekirge


Uzun zamanlar önce, tarlaların birinde bir eşek varmış ot yer yaşarmış. Arada bir anırır, tarladakilerin kulaklarını ağrıtırmış. Ama değmeyin neşesine, öyle neşeli, öyle kendinden eminmiş ki…
Fakat bir gün hayatından memnun olmadığına karar vermiş. Anırdığı zaman tarladaki herkes kulaklarını kapatıyor , o sussun diye önüne ot koyuyorlarmış. Ne yapmalı da bu sesi düzene sokmalı diye düşünüp duruyormuş…
O sırada bir çekirge atlamış önünden, öyle de güzel sesi varmış ki, bayılmış bizim eşek. O ötmüş, bizimki anırmış. Bakmış olmuyor, çekirgeye doğru eğilmiş. “ Çekirge kardeş afedersin “ demiş.Çekirge bakmış ona : “ söyle bakalım ?” demiş. “ Ben de sizin gibi ötmek isterim, acaba ne yapmalıyım ? Çekirge şaşırmış, “Ne bileyim, ben doğduğumdan beri hep böyle öterim” demiş. “Peki ne yiyip içersiniz ? “ demiş eşek, belki sizin yediklerinizi, içtiklerinizi alırsam, sesim size benzer ha. ?”
Çekirge bir hoplamış, iki zıplamış” Biz çiçeklerin üstündeki çiğlerden yeriz sadece demiş. Yani çiçeklerin üstündeki sulardan içeriz”
O günden sonra sadece çiçeklerin üzerindeki sulardan içmiş bizim eşek, kısa bir zaman sonra da açlıktan ölmüş tabiî ki. Herkes kendine verilen özelliklere göre yaşamalı, onu bunu taklit ederken kendine zarar vermemeli.

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Nisan 29th, 2009 | in Ezop masalları | Yorum Yapin

coban23

Tüccar olan çoban

 

Deniz kıyısına yakın meralarda sürüsünü otlatan bir çoban, bir gün bir kayanın üzerine oturup kendisini rüzgarın serinliğine bıraktı. Güzel bir yaz günüydü, okyanus sessiz sakin çarşaf gibi uzanıyordu. Böylece oturmuş, denizdeki yelkenlileri seyrederken;” Eğer benimde bir yelkenlim olsaydı, uzaklardaki yabancı ülkelere giderdim ve mesut olurdum” diye düşündü.
Bu arzusu o kadar dayanılmaz bir hal aldı ki, bir gün bütün sürüsünü sattı ve küçük bir gemi satın aldı. Denize açıldı. Ne yazık ki , seyahatinin ikinci gününde bir fırtına çıktı ve çoban gemisindeki bütün malı denize atmak zorunda kaldı. Fakat bu da yetmedi, dalgalar gemiyi kayalıklara sürükleyip parçaladılar. Çoban hayatını çok zor kurtardı. Ve bu olaydan sonra sürüsünü güderek kazandığı para ona çok tatlı gelmeye başladı.
Zaman geçti. Çoban iyi çalışması sayesinde tekrar eski servetini kazandı. Yine deniz kıyısındaki kayanın üzerinde oturmuş hayaller kuruyordu. Bu sefer tüccar olmaya karar verdi. Bu sırada denizin dalgaları sanki onu kandırmak istermiş gibi ayaklarının üzerinde kıvrılıyordu. Bunun farkına varan çoban “ aptal deniz” diye haykırdı. “ Seninle ikinci defa iş yapacağımı mı sanıyorsun ? Kendine yeni kurbanlar arıyorsun değil mi ? Çoban yerinden kalkıp, sürüsünün yanına gitti. Bir daha bilmediği işlere girmedi…

Ezop masalları ” Masal diyarında “

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun