Masal diyarı
Masallar diyarı

Son Yazılar

Facebook Sayfamız

:: Archive for Nisan 11th, 2009

 

Nisan 11th, 2009 | in Keloglan masalları | Yorum Yapin

kelogglan

Keloğlan Zenginler ülkesinde

Keloğlan masalları masal diyarında..

Bir varmış, hemde öyle varmış ki Zaman zaman icinde, zaman saman icinde, saman duman icinde, yaman bir Keloglan yasarmis. Bu Keloglan cok caliskanmis. cok calisir, cok kazanirim umuduyla köyunden ayrilmis, sehre calismaya gitmis. Gunler, haftalar, aylar birbirini kovalamis, fakat Keloglan istedigini bir turlu elde edememis. sehirde is varmis var olmasina da buldugu isler surekli olmazmis. Bes gun calisir, uc gun bos gezer, bir hafta calisir, on gun bos gezer is ararmis. calistigi gunler biraz para arttirirmis, bos gezdigi gunlerde bu para ile gecinirmis. Sonucta sifira elde var sifir. Ne uzar ne kisalirmis. Istermis ki, devamli calisacagi bir isi olsun, para biriktirsin. söyle kocaman bahceli bir evi olsun. Evin icine yeni esyalar alsin, giyinsin, kusansin. Bayram gunlerinde bile hep ayni elbiseyi giymek zorunda kalmasin.

ulkesinde hangi sehre gitse bu durumun degismeyecegini dusunmus. cocuklugundan beri bolluk ve refah ulkesi diye adini sikca duydugu Zenginler ulkesi`ne gitmek uzere yollara dusmus. Gunlerce, haftalarca yol yurumus. Sonunda Zenginler ulkesi`ne varmis. Ugradigi ilk köyun girisinde evinin kapisi önune kurdugu cardak altinda oturan bir adama rastlamis. Keloglan adama uzun yoldan geldigini, calismak istedigini, is aradigini söylemis. Adam, Keloglan`a dik dik bakmis ve sinirli bir sekilde sormus: ` Is bulup da ne yapacaksin? `

Keloglan: ` calisip para kazanirim ` demis.

Adam otururken birden dizlerinin uzerinde dogruluvermis. Öncekinden daha da sinirli bir sekilde: ` Parayi ne yapacaksin? ` diye sormus. Adamin son sözune Keloglan cok bozulmus. söyle bir yutkunmus. O anda aklina geleni söylese kavgaya neden olacagini dusunup vazgecmis. Sakin bir sekilde: ` Kazandigim para ile temiz elbiseler alirim. Bag-bahce alirim. Ev alirim. Yeni esyalar alirim. Mal sahibi olurum. Para ile baska ne yapilir ki? ` demis.

Keloglan?in cevabina adam kahkahalarla gulmus. ` Sen cok yasa emi Keloglan` demis. `Yillar var ki, ne agladim ne guldum. Sen beni guldurdun, ben de seni guldureyim. Bak Keloglan, bizim ulkeye Zenginler ulkesi derler. . Bu ulkede para kullanilmaz. Zaten her ihtiyacin karsilanir.

Burada her sey pek boldur
Dere akar paldir kuldur
Elma, armut daldan duser
cardak altinda uyunur.

Giysilerim temiz urba
Dert ve keder yoktur burada
Ekmek, yemek bedavadir
Iste lokantamiz surada.

Karsidaki evde oturan komsu sehre tasindi. Orada sen otur istersen. Satin alma yok, kira yok. Her ay yeni elbise, ayakkabi dagitiliyor. Gunde uc ögun köy lokantasinda bedava yemek veriliyor. Bahcede meyve agaclari, ceviz agaclari pek boldur. Ye, ic, yat, keyfine bak. `

Keloglan o gun eve yerlesmis. Durup dururken ev-bark sahibi oluvermis. Adamin cardaginin karsisina kendi de bir cardak kurmus. Aksama kadar yan gelmis yatmis. Aksam yemegine komsusuyla beraber gitmisler. Sofrada yok yokmus. Etli yemekler, kavurmalar, tatlilar, pilavlar, hosaflar cesit cesitmis. Keloglan simdiye kadar böyle bir sofra görmemis. Aksirincaya, tiksirincaya kadar yemis, icmis. Sofra basinda bayginliklar, fenaliklar gecirmis. Keloglan?i zorla sofradan uzaklastirmislar. Evine getirip yatagina yatirmislar. Keloglan o gece sabaha kadar uyumus. Sabah kahvaltisina yine komsusuyla beraber gitmisler. Balli-börekli, pastali-cörekli kahvalti yapmislar. Sonra evlerine gelip cardak altinda oturmuslar. Öglen oldu haydi yemege, aksam oldu haydi yemege, sonra yatip uyumaya, bu böyle tekduze sekilde aylarca surmus. Keloglan gun gectikce kilo almis, sisman bir oglan olmus. Keloglan adi unutulmus. Köydekiler kendisini sismanoglan diye cagirmaya baslamislar.

Bir gece evinde uyurken ruya icinde ruya görmus. Her cesit yiyecek ve icecegin bulundugu buyuk bir sofrada kendisini yemek yerken göruyormus. Yemis icmis, yemis icmis, ictikce sismis, sistikce sismis, sonunda boom diye patlamis ve yerlere yayilmis. Bu durumu acima duygusu ile seyreden Keloglan`mis. sismanoglan?a dogru cok sert bir hareketle hizla dönmus. Kaslarini catmis:

`Iste gördun sismanoglan. Ruya icinde gördugun ruya bitti. simdi ben senin asil ruyanim. Böyle bol bol yiyip bel bel bakinmaya, yan gelip yatmaya devam edersen sonunun ne olacagini anladin. Eskiden sen de benim gibiydin, Keloglan`din. Kuvvetliydin, ceviktin, caliskandin. Ya simdi . su haline bak. Parmagini bile kipirdatmak sana zor geliyor. Sorarim sana aylardir bu Zenginler ulkesi?ndesin. Ne kazandin sanki? Dur, hic bosuna dusunup de yorulma. Cevabini söyleyeyim: Hicbir sey kazanmadin, ayrica sagligini kaybettin. Bana bak sismanoglan. Benim canimi sikma. Ya eski gunlere geri dönersin, ya da her gece ruyalarina girer, bu sopayla seni döverim ? demis, sopayi kaldirmis ve sismanoglan?a vurmaya baslamis. sismanoglan gördugu korkulu ruyadan feryat ederek uyanmis. Ter icindeymis, her tarafi agriyormus.

`Aksam yemeginde haddinden fazla pilav yemistim. Bu korkulu ruyayi görmemin sebebi bu herhalde ` demis kendi kendine. Ruyasinda gördukleri hatirina gelmeye baslamis. Sonunda, ruyasindaki Keloglan`in söylediklerinin . mutlak dogru olduguna karar vermis. Aciklamasini ise söyle yapmis: Insanin mutlaka calismasi lazim geldigi, calismadan yasamanin tembellik oldugu, tembelligin insani bunalimlara sevk edecegi, bunalimin ortaya cikis biciminin insandan insana degisebilecegini, kendisinde bu durumun bol bol yemek yeme seklinde meydana geldigini ve bunun sonucu olarak sismanladiginin bilincine vardigini, bu zor durumdan kurtulmanin tek yolunun yeniden calismaya baslamak oldugunu anlamis.

Bu durumu bir kagida yazip, bu kagidi defalarca okumalarini, yaptiklari yanlisi fark etmelerini rica etmis. Kagidi yataginin uzerine birakmis. Sabah gunes dogarken bir daha dönmemek uzere Zenginler ulkesi`ne veda edip memleketine, evvelce yasadigi sehre dogru yollara dusmus. Eskiden oldugu gibi, caliskan . gunlerin yakin oldugunu biliyor, hayalinde tig gibi Keloglan`i görur gibi oluyormus..

Keloglan masalları masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Nisan 11th, 2009 | in Keloglan masalları | Yorum Yapin

keloglan2

Keloğlan  “Çocuk cin”

Keloğlan masalları masal diyarında..

Keloğlan, oyun oynamayı çok severmiş. Fakat annesi bu kadar fazla oyun oynamasına çok öfkelenir, bağırır, çağırır, kimi vakit, güzelce sopa atarmış.

Akşamlardan bir akşammış.

Keloğlan mahalle arkadaşları ile bir oyuna dalmış. Oyunun adı bezirganbaşı imiş. O kadar kendilerini oyuna vermişler ki, tüm arkadaşları gibi bizim Keloğlan da zamanının . nasıl geçtiğini bilmemiş. Yatsı vakti çoktan olmuş, hâlâ oyundalarmış.

Nihayet bir arkadaşları hatırlatma yapmış:Annelerimiz bize dayak atar. En iyisi dağılalım. Gece yarısı oldu neredeyse…

Bunun üzerine bütün oyuncular birbirlerine iyi akşamlar dileyerek evlerine dağılmış.

Keloğlan ise kalakalmış orta yerde, hem de karanlıkta. Çünkü evi çok uzaklardaymış. Bu yüzden tek başına gitmekten çok korkarmış.Şansına ay ışığı da yokmuş o gece.

Ne yapsın Keloğlan?

Korkulu vaziyette, karanlığın içine doğru yürümüş, ama neredeyse aklı uçacakmış, yerlere düşüp bayılacakmış, keşke bu kadar geç kalmasaymış, annesinin neler söyleyeceğini düşündükçe senedelermiş.

Gide gide bir dereye gelmiş. Ama, geceymiş ya, (ortalık) çok ıssızmış. (Bir yandan da) çakalların uğultusu ortalığı doldururmuş. Derenin biraz yukarısında çok geniş bir düzlük varmış. işte oradan kulağına çalgı sesleri gelmeye başlamış.

Acaba ne var bu vakitte orada, diyerek yürümüş.

Bir de ne görsün?

Çok sayıda cin ve orta yerde bir kadın. Kadın oynar, cinler alkış tutarmış. Çalgılar gümbür gümbür ötermiş. Ne yapacağını şaşıran Keloğlan kala kalmış olduğu yerde ve oyuna dalmış gitmiş. Hep(ten) unutmuş evine gideceğini, annesinin neler söyleyeceğini. bir sürü de söz işitip, sopa yiyeceğini.

Vakit gece yarısını çoktan geçmiş. Keloğlan mı? Yine kendinde değilmiş.

Bunca cinin arasında bir kadının işi neymiş?

Başlamış cinler de oynamaya.

Bizimkinin de oynayası gelmiş, ama aralarına karışmaktan korkarmış. Kendi kendisine, olduğu yerde dönmeye başlyamış, bir ara o kadar heyecanlanmış ki, birkaç takla atmış.

Birdenbire çalgı sesleri kesilmiş.

Cinler birer birer oyunu bırakıp oturmuşlar. Sonra da derin bir uykuya dalmışlar.

Ama, . kadın uyumamış.Bir kenara çekilip sesli sesli ağlamaya başlamış. Buna bir mana verememiş Keloğlan. Yavaşça kadının yanına sokulmuş. Gayet içten bir dille derdini sormuş.

`Kimsin sen? Nasıl düştün cinlerin arasına?`

Adı Zarife imiş kadının. Kendisi gibi bir insan görünce çok esvinmiş, hatta şok geçirmiş, bir ara bayılmış. Sonra kendine gelmiş. şu hiç hoşlanmadığı cinlerden kurtulabileceğini düşünmüş. Keloğlan, biraz yüksek sesle konuşmaya başlayınca, hemen eliyle `sus` işareti yapmış. Kolundan tutarak Keloğlan`ı birlikte uzaklaşmışlar cinlerin yanından.

Daha biraz gitmeden aksilik olacak ya, cinlerden biri uyanmasın mı? Bakmış ki Zarife yok. Sinir tepesine vurmuş. Çünkü Zarife`ye aşıkmış.

ikide bir arkalarına bakarak yürüyen keloğlan ile Zarife, bir cinin peşleri sıra geldiğini görünce öyle korkmuşlar, öyle ürkmüşler ki, dilleri tutulmuş. Kadının aklına bir çare gelmiş. Keloğlan`ın kulağına eğilmiş, `Aman Keloğlan, şu cine yem olmayalım aman`.

`Ne yapalım` diye sormuş Keloğlan.

`Sen` demiş, `Çocuk cin gibi rol yap`.

`Eee…`

`Yaklaşınca `ey cin` de, `Zarife`yi ihtiyacına götürüyorum, az sonra döneceğiz` de, tamam mı Keloğlan`.

Cin iyiden iyiye yaklaşmış. Sıcak nefesi bile işitilirmiş.

Sesini sinek gibi incelten Keloğlan şöyle demiş:

`Ey uyanık cin, bize yaklaşma! Zarife`nin ihtiyacı var, birazdan döneceğiz`.

Cin, başka bir aksilik olmasın diye, hemen . durmuş. Keyfi yerindeymiş. Çünkü, şimdi Zarife ile dönüşte gönlünce muhabbet edecekmiş. Böyle hayallere dalıp gitmiş. Beklemiş, beklemiş fakat hâlâ dönen olmamış. Şöyle birkaç defa seslenmiş. Ama hiç cevap alamamış. Çok sinirlenmiş. Hırsından kafasını ağaçlara vurmuş. Ne yapacağını şaşırmış.

`Heey arkadaşlar, yanıma gelin, Zareife`yi kaçırdılar. Hâlâ ne horulduyorsunuz`, diye bağırmış.

Tabii cinler, hemen uyanmış ve yanına gelmişler.

Gitmişler hızla, ama yakalayamamışlar bir türlü kaçanları.

Keloğlan Zarife ile birlikte evine gelmiş.

Anası, uyku uyuyamamış, gözleri yollarda kalmış. Bağırmaktan sesi kısılmış. Pek de sinirliymiş. Bir sürü laf etmiş. Üstelik yanındaki kadına da bir anlam verememiş. Tam kadına `Senin ne işin var burada` diye soracakken Zarife evvel davranıp şöyle demiş:

`Ey yaşlı ana, Keloğlan`a bir şey deme, çünkü beni cinlerin elinden kurtardı. O olmasaydı, ben şimdi hâlâ cinlerin elinde esir olacaktım. Neredeyse bir can borcum var. Ödülünü, bir şekilde vereceğim`.

Tabii, bu sözlerden kim hoşlanmaz!

`Hoş . geldin kızım, safalar geldin hem. Şöyle buyur. Oturun hele,, Keloğlanım, yaman oğlanım, ne duruyorsun, sıcak süt getir ablana` diyerek ne kadar keyiflendiğini ortaya koymuş yaşlı kadın.

Zarife, birkaç gün misafir kalmış Keloğlanların evinde. Ama içi çok acımış, hallerini görünce. Yaşlı kadına demiş ki, `Ana müsaade edersen gitmeliyim artık. Ana dedim sana, çok iyilik ettin bana. Hem de Keloğlanı götürmeliyim.

Kadın: `Olmaz` diye itiraz etmiş.

Zarife, `Ama` demiş, `Ona ödül vermeliyim`.

Kadın, `Ne ödülü vereceksin` diye sormuş.

`Sürpriz olsun` demiş Zarife.

Kadın, `peki` demiş.

Keloğlan anasının elini öpmüş, sanki çok uzun zaman kalacakmış gibi.

`Hemen dön gel oğlum` demiş anası, gözlerimi yollarda koma.

Zarife ve Keloğlan, çıkmışlar yola. Konuşa konuşa gitmişler, gitmişler, bir konağın önüne gelmişler.

Konak, ama ne konakmış. Etrafı bağlık bahçelikmiş.

Ünlü bir beyinmiş bu konak.

Bey, konağın kapısında görünmüş. Bir sevinç narası atmış.

`Hoş geldin Zarife` demiş. Artık ümidimi büsbütün yitirmiştim.

Zarife beyin karısıymış.

Bey, Keloğlan`a bakmış. Sevmiş çocuğu. Zaten hiç çocukları olmadığı için, yıllardır bir evlatlık ararlarmış. `Buldum işte` demiş içinden.

Zarife Keloğlan`ı öve öve bitirememiş. Cinlerin elinden nasıl kendisini kurtardığını bir bir anlatmış.

Bey, `Ay tüysüz oğlan, gözleri ışıltılı oğlan, ne şen çocuksun sen. Kal bizimle istersen` demiş.

Hemen itiraz etmiş Keloğlan, `Olmaz beyim, bir anacığım var şu dünyada. Onu bırakamam kendi halinde. Kalır gözleri yollarda, izin ver beyim, hemen döneyim`.

Zarife bir başka yalvarmış, `Etme eyleme Keloğlan, hayatımı kurtaran oğlan. Biraz daha sabretsin ihtiyar anan. Görünce, . götüreceğin hediyeleri, çok beğenecek vallahi inan`.

isteksizce başını sallamış Keloğlan, `olur` diye fısıldamış.

O sıralar, beyin düzenlediği bir `en güzel türkü yarışması` hazırlıkları son aşamaya gelmiş. Yalnız, bu yarışmaya sadece çocuklar katılabilirmiş.

Bey, Keloğlan`a gülümseyerek demiş ki, `Ay dazlak oğlan, sesi güzel oğlan, yakında bir türkü yarışması . var, katıl oğlan`.

Olumsuz manada başını sallamış Keloğlan, `olmaz beyim beceremem` demiş.

Bey, `niçin` diye sormuş. `Ben çok utanırım, hem de sesim güzel değil` cevabını vermiş bizimki.

Bey, `Buluruz bir çaresini` demiş, `bir tek ölümün çaresi bulunmaz`.

Yine Zarife girmiş araya, `Senin için büyük fırsat olur keloğlan, çok büyük ödül alırsın.`

`Dedim ya hem utanırım, hem de sesime güvenemem` diye tekrarlamış Keloğlan.

Zarife, `Senin` demiş, `sesini güzelleştirecek bir yumurta biliyorum. Bir de neva otu yersen utangaçlığın da gider`.

Buna sevinmiş Keloğlan, `yumurta nerede neva otu nerede` diye merakla sormuş.

Zarife açıklamasını şöyle . yapmış: `Yumurta Kaf Dağı`nda bir ağacın dallarından birinde. Neva otu ise yakınlarımızda.

Bey, `Peki hanım` demiş, `bu yumurtayı nasıl getirteceğiz?`

`Zümrüdü Anka kuşu ile` diye cevaplamış karısı.

Bey gülmüş, `Seninkisi masal be hanım` demiş, `Masaldan da masal. Kaf Dağı neresi? Hem Zümrüdü Anka Kuşu`nu nerede bulacaksın?`

`Sen o işi bana bırak` diyerek Keloğlan ile birlikte evden çıkmış Zarife. Bir zaman yürümüş gitmişler. Bir derenin kenarında durmuşlar, vakit geceymiş.

Cinler, yine davul zurna cümbüş yaparmış. Zarife, cinleri görünce `ne güzel eğleniyorsunuz, ne kadar keyiflisiniz` diye takılmış.

Cinler, Zarife`nin gelmesinden çok memnun kalmış. Uzun zamandır onun eksikliğini unutamadıklarını söylemişler.

Beklediği fırsatı değerlendirmiş Zarife: `Bana Zümrüdü Anka Kuşu`nu bulup getirirseniz, yeniden aranıza katılırım. Hiç sizden ayrılmam`.

Ouuu! Cinlerin daha yanında durulur mu? Bir sevinmişler, bir neşelenmişler ki, yedi dağın ardından duyulmuş naraları, mutluluk şarkıları.

En akıllıları olan cin: `Senin için biz Kaf Dağı`nı bile buraya getiririz. Yeter ki aramıza katıl` demiş.

Keloğlan aptal aptal bakarmış.

Kambur bir cin şöyle seslenmiş, `Ey Zümrüdü Anka her neredeysen çık gel kamburuma kon`.

Bir nefeslik zamanda Zümdürü Anka gelip cinin kamburuna konmuş.

Neler olup bittiğine mana veremeyen Keloğlan, şaşırıp kalmış.

Kambur cin, Zümrüdü Anka`ya seslenmiş, `Ey kuş, senin hemen gelmen ne hoş! Şu kadın bir emir verecek hemen koş!`

`Olur` demiş kuş.

Zümrüdü Anka`nın güzel gagasına bir öpücük konduran Zarife, `Bu Keloğlanla birlikte Kaf Dağı`na gideceksiniz. Bir ağacın dalında, gümüş bir yuva içinde kırmızı bir yumurta var. Onu alıp bana getireceksiniz`.

Zümrüdü Anka gayet memnun bir durumda, `Emriniz olur sultanım` diyerek Keloğlanı kanatlarına aldığı gibi ormanların üzerinden uçup gitmiş.

Onlar gidince, cinlerle Zarife sohbete başlamış. Maksadı yumurta getirilinceye kadar onları oyalayıp sonra da kaçmakmış.

Cinin biri merak etmiş, `Ne yapacaksın yumurtayı?`

`O yumurta en kötü sesleri bile pırıl pırıl açar. Bizim Keloğlan`ın `güzel türkü yarışması`na girmesi gerekiyor. Ama sesinin iyi olmadığını söyledi. Ben de o yüzden bu yumurtayı getirtiyorum işte`.

Onlar sohbet ede dursun, biz Zümrüdü Anka ile Keloğlan`ınne durumda olduklarını anlatalım.

Pek kısa zamanda Kaf Dağı`na varan Zümrüdü Anka ile Keloğlan, aradıkları ağacı ve o ağacın dalındaki gümüş yuvayı bulmuş ve kırmızı yumurtayı alıp yine çok kısa bir anda cinlerin yanına dönmüş.

Cinin biri, `Hadi bakalım Keloğlan` demiş, ilk türkünü bize söyle!

Zarife hemen aşağıdaki dereden bir neva otu bulup getirmesi için cinin birine rica etmiş.

Koşup giden cin neva otunu alıp gelmiş.

Önce neva yiyen, ardından da kırmızı yumurtayı içen Keloğlan`da utangaçlık kaybolmuş, hem de sesi çok harika olmuş. Kafasına estiği gibi bir türkü söylemiş. Cinler çok keyiflenmiş. O kadar ki, kendilerinden geçip yerlere serilmiş horul horul uyumuşlar. Yalnız bir tanesinin gözü açıkmış. Uyamamış, Zarife`yi gözetlemiş. Bunu anlayan Zarife, . Keloğlan`a yavaşça şunları söylemiş: `Keloğlan, sen biraz yukarılara çık. Bir güzel türkü söyle. Bütün cinler senin yanına koşacak. Çünkü çok beğendiler. Ben de bu arada kaçarım. Onlar yine uyur. O arada sen de tüyersin. Ormanlığın üst tarafındaki düzlükte buluşuruz`.

Keloğlan `Hay hay bey hanımı` demiş.

Çıkmış biraz üst tarafa Keloğlan, elini kulağına vermiş asılmış türküye. O kadar şahane söylemiş ki uyumakta olan cinler Zarife`yi falan unutup, sesin çekiciliğine doğru koşmuşlar.

Türkü bitmiş, cinler geri dönmüş. Bir de bakmışlar ki kadın çoktan kayıplara karışmış.

Hiç bekler mi Keloğlan?

Tavşan gibi sıvışıp geçmiş ormanların arasından. Zarife ile buluşup konağa gelmişler.

Bey çok mutlu olmuş.

Güzel türkü yarışması başlamış.Çocuklar birbirinden güzel türküler söylemiş. Sıra Keloğlan`a gelmiş. Ama herkes alay edermiş. Çünkü kılığına bakarak iyi türkü söyleyemeyeceğine inanırlarmış.

Şöyle konuşurlarmış aralarında: `Şu kel kafalı çocuğu acaba ne diye sokmuşlar yarışmaya?`

`Bu çocukta ses ne gezer?`

`Galiba en kötüyü seçmek için bu keltoşu yarışmaya katmışlar`.

Keloğlan çıkmış meydanlara. Hiç utangaçlık göstermeden öyle güzel, öyle harika bir türkü söylemiş ki, dinleyenlerin tamamı elleri çatlayasıya alkışlamışlar, `bravo, aferin, müthiş ses` demişler.

Bu başarısından sonra Keloğlan, şöyle demiş: `izin verin artık, anama gideyim, bir tas sütünü içeyim, ellerinden öpeyim.`

Bey, başka türlü yalvarmış `Evladım yok, seni öz yavrumuz bileceğiz, istersen güzel bir kızla evlendireceğiz. Kal bizimle Keloğlan.”

`Olmaz` demiş Keloğlan. Ben anamı, kimselere değişmem.

ikne edemeyince, Keloğlan`a bir testi dolusu altın vermişler. Bir güzel öpüp sevip anasına göndermişler.

Anası, Keloğlan`ın bir testi altınla geldiğini görünce sevinçten düşüp bayılmış.

Neden sonra ayılmış.

Ana oğul, o günden sonra, fakirlik nedir hiç bilmemişler..

Keloğlan masalları masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Nisan 11th, 2009 | in Keloglan masalları | 3 tane yorum

keloglan-sincap

Keloğlan ile Sincap


Keloğlan masalları masal diyarında..


Bir zamanlar bir köyde bir kadın ile oğlu Keloğlan yaşarmış. Fakirlikten, açlıktan perişan durumdalarmış. Bazen evde yiyecek hiçbir şey bulunmaz, oğul Keloğlan sepeti alır eline düşermiş ormanın içine. Biraz mantar toplar getirirmiş anasına pişirmesi için.

O gün yine sıkıntılı bir günmüş. Hava sisli ve yağmurluymuş. Keloğlan yine ormana gitmiş. Başlamış mantar toplamaya. Biraz da kendi yemiş. Sonra dinlenmek için oturmuş koca bir ağacın altına.

Başını kaldırınca bir sincap görmüş, öylece oturup duruyormuş. Keloğlanı görünce birden daldan inmiş sincap ve ağlamaya başlamış. Kucağına almış keloğlan sincabı, öpmüş, sevmiş sakinleştirmeye çalışmış. “Aaaah, ah” demiş sincap, “Senin gibi bir arkadaş bulamadım . şimdiye kadar.”

Kendisi de dertlenen Keloğlan fakirliğini anlatmış sincaba. Çok acımış sincap onun haline, “gel sana bir iyilik yapayım” demiş.

Saatlerce yürümüşler ve sonuçta orman bitmiş uzakta kayalıklar görünmüş. Sincap, “Oraya git, seni keklikler karşılayacak sana üç soru soracaklar doğru bilirsen ne kazanacağını görürsün” demiş.

Gerçekten de Keloğlanı keklikler karşılamış. Kraliçe keklik “sana üç sorumuz var, bilirsen iki küp altın alacaksın” diye konuşmuş.

“Sorun” demiş Keloğlan. Bir kiraz ağacını gösteren kraliçe keklik “O ağaçta kaç kiraz var söyle bakalım” diye sormuş.

“Onu bilmeyecek ne var, sesin altın tüylerinin sayısı kadar.” Nereden bildiğini sorunca da “say da bak” demiş.Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri

Doğru kabul etmişler bu yanıtı.

İkinci soru “Dünyanın tam ortası neresi” biçimindeymiş. Bunu da “Tam senin ayağını bastığın yer” diye yanıtlamış Keloğlan, “inanmıyorsan ölç de bak!”

Bu da doğru kabul edilmiş.

Son soruda ise eline iki tane ceviz alan kraliçe “hangisi daha ağır bil bakalım” demiş.

“Suya daha fazla batan ceviz daha ağırdır” diye yanıtlamış Keloğlan.

Bu da doğru kabul edilince iki küp altın verilmiş kendisine.

Koşa koşa evine dönmüş Keloğlan altınları anasına teslim edip hemen sincabı aramaya başlamış. Sincabı bulunca onu yine ağlar bulmuş, “Ben” demiş sincap, “Aslında padişahın kızıyım. Fakat bana büyü yapıldı ve bu hale geldim.”

Ona yardımcı olacağını söylemiş Keloğlan. Ancak sincap “Çok zor” demiş, “Kaf Dağı’na gideceksin, bir ejderhanın olduğu mağaradan zümrüt suyunu alıp getireceksin.”

Kasabadan keskin bir kılıç alan keloğlan Kaf Dağı’na varmış. Mağaranın ağzında bekçilik yapan dev yılanları kılıcıyla kesmeye başlamış. Yılanların çıkardığı sesi duyan ejderha mağaradan çıkıp aşağılara doğru inmeye başlamış. Bunu fırsat bilen Keloğlan mağaraya girip zümrüt suyunu getirdiği şişeye doldurmuş.

Koşarak sincaba dönen Keloğlan’ı sevinçle karşılamış sincapcık. Zümrüt suyunu içer içmez de dünyalar güzeli bir kız olmuş. Birlikte kızın padişah babasının sarayına gitmişler. Padişah da durumu öğrenince bir deve yükü altın armağan etmiş ona. Anası ile ömürlerinin sonuna kadar sıkıntısız, mutlu bir yaşam sürdürmüş Keloğlan ile anası da…

Keloğlan masalları masal diyarında..

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Sitemiz Google aramalarında : Masal dinle, Masal diyarı , Masal, Masallar ve Sesli masal kelimelerince öncülük etmektedir. Oyun sitemiz Oyun ingilizce masal bölümüne girmek için: ingilizce masallar